• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 12 °C

Soruşturma Açılan Asistanlar: "Siyasal’da Siyasi Görüş Beyan Etmeye İzin Yok"

Soruşturma Açılan Asistanlar: "Siyasal’da Siyasi Görüş Beyan Etmeye İzin Yok"
Valiliğin isteğiyle haklarında soruşturma açılan akademisyenler sosyal medya mesajlarının ‘suç’ sayılmasına tepkili: Siyasal’da hoca olabilirsin ama siyasi görüşünü söyleyemezsin!

Ankara Üniversitesi Rektörlüğü, valiliğin isteği üzerine Siyasal Bilgiler Fakültesi ve İletişim Fakültesi’nde görevli altı akademisyene, sosyal medyada yazdıkları mesajlar hakkında soruşturma açtı. Polisin, asistanların Twitter hesaplarında yaptıkları inceleme sonucunda hazırladığı dosyada, IŞİD ve Hizbullah aleyhine mesajlar, Özgecan Aslan cinayeti ile ilgili paylaşımlar, Ethem Sarısülük’ün ailesinin yargılanmasına ilişkin fotoğraflar, Berkin Elvan’a ilişkin mesajlar suç unsuru olarak yer aldı.

Valilik, akademisyenlerin bu paylaşımlarıyla ‘Cumhurbaşkanlığı makamına hakaret, devletin düzenini, siyasi, hukuki düzenini değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla hareket eden yasadışı terör örgütlerinin eylemlerini meşru göstermek, teşvik etmek ve övmek’ suçlarını işlediklerine karar verdi ve Rektörlükten gereğinin yapılmasını istedi.

Haklarında soruşturma açılan asistanlar Nail Dertli, Onur Can Taştan, Aysun Gezen, Celil Kaya, İlkay Kaya ve Ozan Değer tesadüfen seçilmiş isimlere benzemiyor aslında. Çünkü hepsi sendika üyesi ve daha önce Kobane eylemleri sırasında, öğrencilerini polise vermek istemedikleri için gözaltına alınmışlardı.

Hangi maddeyle suçlandıklarını bile bilmeyen akademisyenler, “12 Eylül’den bu yana rektörlük ilk kez validen emir alarak soruşturma için harekete geçti” derken baskının artacağının da sinyalini verdi.

> Valiliğin, Rektörlük’ten soruşturma açmasını istemesi rutin bir uygulama mıdır üniversitelerde?

Ozan Değer - Bu meseleyi Baskın Oran Hoca’yla konuştuk. Bize, bunun ‘12 Eylül’den bu yana rektörlüğün valilik emriyle harekete geçtiği ilk olay’ olduğunu söyledi.

İlkay Kaya - BİMER aracılığıyla hocalar ya da akademisyenler hakkında şikâyetler gidiyormuş. Onlar da Valilik kanalıyla üniversiteye bildiriyormuş. Fakat bunların önemli bir kısmı şimdiye kadar dikkate alınmamış. ‘İşlem yapılmasına gerek yoktur’ yazılarıyla geri gönderilmiş hep.

> Soruşturmada, tam olarak neyle suçlanıyorsunuz?

Onur Can Taştan - Benim 44 civarı tweetim var. Hangi tweettle hakaret etmişiz, hangisinde hangi terör örgütünü övmüşüz, bunlar belli değil. Bunların bazıları Kobane eylemleriyle ilgili, içlerinde IŞİD’le ilgili tweetler de var. Attığımız tweetlerle hakaret ettiğimiz söyleniyor. Fakat bu durum disiplin yönetmeliğinin hangi maddesine göre suçtur, bunu bilmiyoruz.

Ozan Değer - Mesela suç teşkil ettiği öne sürülen tweetlerden biri Celil’in gözaltından çıktıktan sonra attığı “gözaltından çıktım, durumum iyi’ tweeti. Ya da mesela benim bazı takıntılarım vardır, örneğin sınıfımızda kaç tane solak öğrenci var, gibi. Attığım, “sorumlu olduğum her sınavda ‘solak’ adayları gözlemliyorum, ‘sağak’ bir egemenliğin tahakkümü altındalar” tweeti de suç kapsamına alınmış!

Aysun Gezen -Onur Can’ın tweetlerinin birçoğu doktora teziyle alakalı.

> Neydi bunların içeriği?

Onur Can Taştan - Doktora tezimi, 1960-80 arası sendikacılık üzerine yazıyorum. Mesela 1964’te ünlü bir metal grevi vardır. Bu dönemde yaşanan metal grevleriyle o dönemi karşılaştıran tweetlerim vardı. Bunların hepsi konmuş dosyaya.

Aysun Gezen - Bu, bilimsel özgürlüğe gerçekten çok ciddi bir darbedir. Bundan sonra ders içerikleri, sınav soruları, tez konuları her şeye müdahale edilecekmiş hissi uyandırıyor.

> Soruşturma sonucunda suçlu bulunursanız, bunun yaptırımı ne olacak?

Onur Can Taştan - Neyle suçlandığımızı bilmediğimiz için sonucunda ne olur bunu da net olarak bilemiyoruz. Terör örgütünü övmek, hakaret vs. bunlar kamu görevinden çıkartmayla sonuçlanabilir. Fakat iş o noktaya gelebilecekse zaten ona burası karar veremeyecek. YÖK’e gitmesi gerekiyor.

> Rektörlüğe ifade verdiniz, neler söylediniz orada?

Onur Can Taştan -“Neyle, nasıl suçlanıyoruz belli olmadığı için ifade veremiyoruz. Yani yapmıyor değiliz, yapamıyoruz” dedik.

Celil Kaya - Bu ifade aşamasıydı, savunma değil. Esasa hiç giremedik bile. Disiplin soruşturması, ancak sizin vasfınızla ilgili durumlar için geçerlidir. Yani, derste bir öğrenciyi tartaklarsanız, bu akademisyen olmanızla ilgili bir durumdur ve disiplin soruşturması kapsamına girer. Ama tweet atmak, akademisyen olmakla ilgili bir şey değil. İlk soruşturma kağıtları geldiğinde, bunun çok temel bir ifade özgürlüğü meselesi olduğunu düşündük. Çünkü soruşturma dosyasına koydukları tweetler’de hakaret yoktu, sadece siyasi görüş beyanı vardı. Zaten hukukçu hocalarımız ve avukatımız da böyle söylüyor. Mesela IŞİD’in Kobane’ye saldırmasıyla ilgili bir fikir beyan ediliyor. Aslında bunun çok temel bir ifade özgürlüğü meselesi olduğu açık. Biz de buna karşı çıkış biçimimizin, ifade özgürlüğü, akademik özgürlük ve özerklik olması gerektiği konusunda hemfikiriz zaten. Hocalarımız da buradan yola çıkarak yanımızda oldu. Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden biridir burası. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde siyasal görüş beyan etmek soruşturma konusu olabiliyor. Rektörlük de bunu soruşturma konusu yapabiliyor.

Ozan Değer -Bu soruşturmalar 7 Haziran öncesinde açıldı. HDP’nin barajı aşması ve sonrasında AKP’nin iktidar baskısının azalması sonucunda bizim üzerimize istedikleri gibi gelemediklerini düşünüyorum. Böyle bir durum olmasaydı bence, sadece bize değil üniversitelerdeki bütün akademisyenlere operasyon yapılacaktı.

***

‘Profesörlere uzanabilecek bir süreçti’

> Nasıl gözaltına alındınız?

İlkay Kaya - 9 Ekim’deki Kobane eylemlerinin ardından başladı bu süreç. O gün, polis buraya girdi ve ciddi bir gözdağı verdi. Hepimizin öğretim elemanı olduğunu bilerek aldı gözaltına ve bu bir restti. Burada polislerle öğrenciler arasında bir gerilim olduğunda ya da herhangi bir çatışma durumunda, hocalar aşağı iner, öğrencilerle görüşür, polisi yatıştırmaya, sorun çözmeye çalışır. Bu hep böyle olmuştur. Bu nedenle de zaten buradaki o demokratik zemini koruyabiliyoruz. Polis tarafından bu teamül ortadan kaldırılmak istendi. Polis, araya kimse girmeden rahat bir şekilde üniversiteye girmek istiyor. Ve araştırma görevlileriyle başlayan ve belki de ilerleyen süreçte doçentlere, profesörlere varabilecek olan bir süreç, siyasi konjonktürden ötürü belki de tamamlanamayacak.

***

Baskı devam ediyor ama direniş de devam eder

> Fakülteler yanınızda oldu mu?

Onur Can Taştan - Fakülte çok net bir Akademik Kurul açıklaması yaptı. Gözaltına alındığımız zaman da benzer bir açıklama ile tavır almışlardı. O konuda çok rahatız. İlk soruşturma dosyası geldiğinde zaten bu alana vakıf hocalarımız devreye girdi. Adeta iş bizden çıktı. Güçlü bir dayanışma hissettik.

Celil Kaya - Bu fakülteler, 12 Eylül’leri görmüş, 12 Mart’ları, 90’ları görmüş, bunları yaşamış. Biz, aslında hafif geçiriyoruz. Buradaki hocalarımızın önemli bir kısmı 12 Eylül’de okuldan atılmış insanlar. Köklü bir özgürlük geleneği olan üniversiteler zaten her dönemde otoritelerin, iktidarların baskısına uğrar. Sesleri kısılmaya çalışılır. Ama üç kere atar hocayı iktidar, o hoca dört kere döner okuluna. Baskı devam ediyor ama direniş de devam eder. Ve devam edecektir de. Biz 12 Eylül’deki baskının çok azını görüyoruz şu anda. Bu kurumlar oralardan bile çıkmış kurumlar. Bu sadece bir nöbet değişikliğidir bizim için.

KAYNAK: HATİCE İKİNCİ / BirGün

 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim