• BIST 109.062
  • Altın 144,715
  • Dolar 3,4964
  • Euro 4,1185
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 22 °C

SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ

Prof. Dr. Ersan ŞEN

Birçok insanın yaşamını yitirmesine veya yaralanmasına yol açan terör eylemleri ile ilgili başlatılan soruşturmalarda; olay yerine, olayda hayatlarını kaybeden ve yaralananlara ait ve olay içeriğine dair her türlü sesli ve görüntülü, yazılı ve görsel yayım ve yayınlar ile internet ortamında bu kapsamda yer alan bilgilerin yayınlanması ve gösterilmesi, yargı kararı ile yasaklanıp ve hukuki dayanak olarak da; 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3. maddesi, Kalem Yönetmeliği’nin 45. maddesi ve özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesi gösterilebilir mi?

Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesine göre, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”. Bu hüküm uyarınca, Anayasada öngörülen sınırlama sebeplerini esas almak suretiyle net bir yasal düzenleme olmadıkça kişi hak ve hürriyetlerine sınırlama getirilebilmesi mümkün değildir. 13. madde, kişi hak ve özgürlüklerinin güvencesi ve “hukuk devleti” ilkesinin temel taşıdır.

Ceza soruşturması, CMK m.157 uyarınca gizlidir. Kalem Yönetmeliği’nin 45. maddesi de bu hükmü tekrarlamaktadır. Bu gizliliğin sebepleri; maddi hakikate ulaşılması amacıyla delillerin kaybolmadan toplanması ve daha da önemlisi basit şüphe altında bulunan şüphelilerin masumiyet/suçsuzluk karinelerinin zedelenmemesi, yani topluma suçlu olarak takdim edilmelerinin önüne geçilmesidir. 157. maddedeki gizlilik, savunma hakkına zarar vermemek şartı ile soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizliliğini öngörmektedir. Esasında soruşturmanın gizliliği bir yasaktır ve ihlalini de TCK m.285 düzenlemiştir. Bu gizlilik, toplumu ilgilendiren bir hadise ile ilgili haber alma ve verme hakkının tümü ile kısıtlanması anlamına gelmez.

Demokratik hukuk toplumunun en önemli özelliklerinden birisi ve vazgeçilmezi; doğru, güncel ve gerçek bilgi, haber ve değerlendirmelere ulaşabilmektir. Kamu otoritesi, hangi bilginin ve haberin topluma aktarılabileceğinin ve sunumunun da nasıl yapılması gerektiğinin tayinini yapamayacağı gibi, bunun kararını da veremez.

Türk Ceza Kanunu’nun “Gizliliğin ihlali” başlıklı 285. maddesinde, soruşturmanın gizliliğinin ihlalinin hangi şartlarda suç sayılacağı ve cezasının ne olacağı gösterilmiştir. Bu hüküm, ihlal edilmediği sürece kimse cezalandırılamaz. Dolayısıyla da, kimseye peşinen Türk Ceza Kanunu’nun 285. maddesini ihlal edemeyeceğine dair yasak kararı getirilemez. Aksi halde, Türk Ceza Kanunu’na konu her suç için kimsenin suç işleyemeyeceğine dair peşin yargı kararları verilebilmesi mümkün hale gelirdi ki, bu tür bir kararın Anayasada ve yasalarda dayanağı olmadığı gibi hukuki anlam ve sonucu da yoktur. Demokratik hukuk toplumunda, suçlar ve cezalar gösterilir ve insanlar ancak burada sayılan emir ve yasakları ihlal ettiklerinde, “suçta ve cezada kanunilik” prensibi uyarınca cezalandırılabilir, hiç kimse işlemediği bir eylemden dolayı cezalandırılamayacağı gibi, bir emir veya yasağın ihlal edilme ihtimali gerekçesiyle de hak ve hürriyetinden mahrum bırakılamaz.

Basın özgürlüğünü tanımlayan ve genel olarak basın hürriyetinin hangi sebeplerle sınırlandırılabileceğini gösteren Basın Kanunu’nun 3. maddesi, bir ceza soruşturması ile ilgili yayım ve yayın yasağının hukuki dayanağı yapılamaz. Çünkü bu hüküm, genel tanımlayıcı bir hüküm olup, özel sınırlama şekil ve şartlarını göstermemektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi” başlıklı 153. maddesinin 2. fıkrası da, yayım ve yayın yasağına dayanak alınamaz. Bu hükme göre, “Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise, cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim kararıyla kısıtlanabilir”.

Şüphelinin avukatı ile ilgili olmakla birlikte şüpheliye de uygulanan bu hüküm, soruşturmanın konusunu CMK m.153/2’de sayılan suçlardan en az birisini oluşturması kaydıyla savunma hakkına istisnai bir kısıtlama getirilmesinde kullanılmaktadır. Savunma hakkını ihlal ettiği söylenen ve birçok soruşturmada başvurulan bu yöntemin sert şekilde eleştirildiği, soruşturma aşamasında “silahların eşitliği” ilkesini bozduğu ve keyfi kullanıldığı ileri sürülmektedir.

Benzer kısıtlama; CMK m.153/5 ve m.234/1-a-2’de suçtan zarar gören vekili, mağdur ve şikayetçi için de öngörülmüştür. Hatta m.234/1-a-2’de yer alan “soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla cumhuriyet savcısından belge örneği isteme” ibaresi, mağdur ve müşteki yönünden bu gizliliği daha ileri boyuta taşımıştır.

Soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek bilgi ve belgelerin soruşturma dosyasından alınmasını önlemek amacıyla başvurulan bu kısıtlama, halkın haber alma ve verme hakkına sınırlama getirilmesini öngörmediği gibi, bu konu ile ilgili de değildir. Kısıtlama hükmünün koyuluş amacı, gerekçesi ve fonksiyonu farklıdır.

Ceza soruşturmasının gizliliğini düzenleyen 153/2 ve 157. maddelerin ihlalinin hangi durumda suç sayılacağı ve cezasının ne olacağı Türk Ceza Kanunu’nun 285. maddesinde tanımlandığından, yayım ve yayın yasağının hangi istisnai durumlarda koyulabileceği de Anayasa m.13, 26 ve 28’e uygun olarak ancak kanunun açık hükmü ile mümkün olabileceğinden, bu kapsama girmeyen ve yasal dayanağı olmayan yayım ve yayın yasakları getirilemez.

Bir ceza soruşturmasının gizliliği; bu soruşturma ile ilgili bilgilerin, kamuoyuna yansıyan görüntüler, bu konuda yapılacak düşünce açıklaması, eleştiri ve yorumlar yoluyla TCK m.285’de gösterilen unsurları taşımadıkça suç sayılamaz. Suç sayılsa bile, bunlar yayım ve yayın yasağına konu edilemez. Ceza yargılama usulünü gösteren Ceza Muhakemesi Kanunu’nda aksi yönde bir düzenleme olmadığı gibi, Basın Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve 5651 sayılı İnternet Kanunu’nda da, soruşturmanın gizliliğinin koruması amacıyla yayım ve yayınların engellenmesinin dayanağı bulunmamaktadır.

Yayım ve yayın yasağını Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlendiği yegane yer duruşma, yani kovuşturma ve dava aşaması ile ilgilidir. CMK m.187/3’e göre, “Açık duruşmanın içeriği, milli güvenliğe veya genel ahlaka veya kişilerin saygınlık, onur ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak nitelikte ise; mahkeme, bunları önlemek amacı ile ve gerektiği ölçüde duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen yayımlanmasını yasaklar ve kararını açık duruşmada açıklar”.

Özetle; toplumunun gerçeklere, habere, yoruma, kendisini ilgilendiren maddi vakıanın ne olduğu ile ilgili bilgiye ulaşma hakkı engellenemez. Soruşturmanın gizliliği ve bu gizliliği koruyan hükümlerin amacı, kapsamı ve fonksiyonu ise farklıdır. İfade hürriyeti sınırlarının aşılıp soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiği düşünülmekte ise; TCK m.285’de bu eyleme karşılık gelen suçun unsurları ve cezası tanımlandığından, “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi gereğince bu suçun fail veya failleri hakkında soruşturma başlatılacaktır.

Kanunla tanımlanmayan yasak koyulamaz ve tanımlanan yasaklar da tanımlanmamış sınırlamalar için kullanılamaz. İfade özgürlüğünün korunması ve düşüncenin paylaşılıp aktarılabilmesi asıldır. Olumlu veya olumsuz maddi gerçekler olmamış gibi gösterilemez, davranılamaz ve saklanamaz. Bu esas, demokratik toplumun vazgeçilmezidir.

CMK m.153’de düzenlenen soruşturmanın savunmaya karşı gizlenmesinin amacının haber alma ve verme hakkı ile ilgili olmadığını, bu kısıtlama ile soruşturmanın amacının, yani suçu ve faillerin ortaya çıkarılması suretiyle maddi hakikate ulaşılmasının tehlikeye düşürülmesinin önlenmesi olduğunu, bu kısıtlamanın şüpheliye ve avukatına karşı keyfi, somut gerekçeden yoksun, uzun süreli, savunmanın özünü kısıtlayacak şekilde kullanılamayacağını, en azından tutuklamaya veya adli kontrole sevk edilen veya tutuklanan veya adli kontrole tabi tutulan kişiye, talebe ve karara konu hak ve hürriyet kısıtlamalarına karşı savunma yapabilmesi ve kamu otoritesinin gücüne karşı kendisini yargı önünde anlatabilmesi için, yalnızca ne ile suçlandığı değil, suçlamanın dayanağı yapılan delillerin de gizlenmeksizin, değiştirilmeksizin ve eksiltilmeksizin şüpheli ve avukatının incelemesine sunulması, yani savunmaya gösterilmesi gerekir.

CMK m.153/2’de düzenlenen savunmaya karşı sulh ceza hakiminin kararı ile getirilecek kısıtlama, tutuklamaya veya adli kontrole sevki ve tutuklandıktan veya adli kontrole tabi tutulduktan sonra da bu kararlara itiraz için şüpheli ile ilgili delillerin incelenmesini kapsamaz.

Belirtmeliyiz ki, savunmaya karşı soruşturmanın gizlenmesinde yaşanan önemli bir sorun da bu konu ile ilgili talep ve kararların somut ve yeterli gerekçeden yoksun bırakılmasıdır. Yargı kararlarının somut gerekçeye dayandırılması zorunluluğunun yanında, kişi hak ve hürriyetlerine kısıtlama getiren talep ve kararlarda sebep ve hukuki nitelendirmelere tabi tutulmuş maddi vakıalara yer verilmelidir.

Soruşturmanın gizliliği talep ve kararlarında yer alan “soruşturmanın selameti” veya “soruşturmanın amacının tehlikeye düşürülmesinin önüne geçilmesi” gibi gerekçeler, savunmayı kısıtlamaya yönelik soruşturmanın gizliliğine dair savcının talep yazısı ve hakim kararının hukuki ve fiili dayanağı olamaz. Suçsuzluk/masumiyet karinesi altında suçlanan kişinin hak ve hürriyetleri ile dürüst yargılanma hakkı kapsamına giren gerekçeli karar hakkı korunmalıdır.

Bu sebeple; savunmaya karşı soruşturmanın kısıtlılığı talep ve kararlarında CMK m.153/2’de öngörülen amaca uygun somut gerekçelere yer verilmeli, mümkünse soruşturma tamamlanmadan kısmen veya tümü ile kısıtlılık kararı kaldırılmalı, yine mümkünse soruşturma dosyasının tümü için değil, bir kısmı için kısıtlılık uygulanmalı, tedbir maksatlı olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması talep edilen şüpheliler ve avukatları, kendilerini ilgilendiren delilleri görüp inceleyebilmelidir. Soruşturmanın savunmaya karşı gizliliğine rağmen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına kısıtlama getirilmesi talep edilen ve bu yönde karar verilen şüpheli ve avukatı, görüp inceleyebildiği soruşturma dosyasının kendisi ile ilgili kısmından fotokopi alabilir mi? Dosyanın tümünü veya ilgili kısımlarını görüp incelemenin, belgelerin bir örneğini masrafsız alabilme hak ve yetkisini de kapsadığını düşünmekteyiz.

Son olarak; soruşturmanın gizliliği, selameti ve şüphelilerin suçsuzluk/masumiyet karinelerinin korunması esastır. Ancak bu esas, halkın haber alma ve verme hakkının önünü tümü ile de kapatamaz. Kamuoyunu ilgilendiren, kamuoyuna mal olmuş veya halkın gelişmelerden haberdar olma hakkı adına, soruşturma dosyaları ve gelişmeler hakkında bilgilendirmenin savcılık makamı ve adli kolluk marifeti ile yapılması gerekir. Gerçeklerle ilgili halka bilgi verilmesi, soruşturmanın gizliliği ile korunan amaç bozulmadan sağlanmalıdır. Çatışan bu iki menfaatten birisinin feda edilmesi veya zayıflatılması, demokrasi ve hukuk adına doğru olmayacaktır. Soruşturmanın gizliliği ile amaçlananın dışına çıkıp yasağı ihlal edenler hakkında ise, elbette ilgili ceza normlarının tatbiki yoluna gidilmelidir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim