• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 2 °C

“Su Özelleştirmeleri Ve Suyun Piyasalaştırılması Durdurulmalıdır”

“Su Özelleştirmeleri Ve Suyun Piyasalaştırılması Durdurulmalıdır”
Adana Barosu Çevre ve Kentleşme Komisyonu Başkanı Av. Ümit Arif Özsoy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Mayıs 1992'de 47. toplantısında aldığı bir kararla, Mart ayının 22'nci gününü "Dünya Su Günü" olarak kabul ettiğini anımsattı.

Adana Barosu Çevre ve Kentleşme Komisyonu Başkanı Av. Ümit Arif Özsoy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Mayıs 1992'de 47. toplantısında aldığı bir kararla, Mart ayının 22'nci gününü "Dünya Su Günü" olarak kabul ettiğini anımsatarak, “Hızla artan tüketim, yok edilen doğal kaynaklar, savaşlar, çatışmalar nedeniyle dünyamızın yeni bir anlayışa ve düzene ihtiyacı vardır” dedi.

Av. Özsoy, yaptığı yazılı açıklamada, sanayi devrimiyle birlikte başlayan sürecin devamında doğal kaynakların ölçüsüz kullanımının arttığına dikkat çekti. Özellikle sanayileşmenin yoğun olduğu alanlarda doğal tahribatın çok belirgin hale geldiğini vurgulayan Av. Özsoy, “Doğal ve enerji kaynaklarının paylaşımı, gelir dağılımı adaletsizliği, tüketim odaklı ekonomik düzen doğa ve çevre tahribatını insanlığın devamını tehdit eder derecede arttırmıştır.  Başta iklimsel değişimler olmak üzere birçok çevre sorununun kaynağında insan faktörünün ve mevcut ekonomik düzenin olduğu artık tartışmasız olarak kabul edilmektedir. İnsanı, çevre sorunlarının odağı haline getiren bu bakış açısının temelinde kuşkusuz ve doğanın insanın emrine sunulmuş ve her türlü tüketilebilecek ticari bir ürünmüş gibi değerlendirilmesini de içeren anlayış etkili olmuştur” diye konuştu.

Av. Özsoy, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Suyun ticarileştirilmesi ve özelleştirilmesi de, suyu bir “haktan” ziyade “ekonomik bir kaynak” olarak tanımlayan bu anlayışın ürünü olup kabul edilmesi mümkün değildir. Su tüm canlılar için vazgeçilmez bir “ temel haktır.”

Su hakkı, T.C. Anayasası’nda yer alan sosyal devlet ilkesi çerçevesinde varlık kazandığı gibi, Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası sözleşmelerde de kabul edilmiştir. Kadınlara Karşı Her Türü Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesine Dair Sözleşmesi (md.14/2-h) kadınların, Çocuk Hakları Sözleşmesi (md. 24/2-c) Ekonomik, Sosyal  ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nde temiz içme suyuna erişim haklarından açıkça bahsedilmektedir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde (md. 3) yer alan “Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır” ibaresinin suya erişim hakkını da içerdiği kabul edilmektedir.        

Bu çerçevede bu gün tarım alanlarında başlayan su özelleştirmeleri, suyun piyasalaştırılması durdurulmalı, ekonomik araç olarak gören anlayışa son verilerek sağlıklı koşullarda suya erişim hakkı sağlanmalıdır. Suya erişimin sağlanması tüm canlı yaşamı ve doğanın sürdürülebilirliği, esas alınmalıdır. Su tüm canlılar için vazgeçilmez bir “ temel haktır.” Yeterli gıda, temiz suya ulaşma ve sağlıklı bir çevre de yaşama hakkı insanlığın yeni haklarından olduğu artık tartışmasızdır. İnsanlığın ortak mirası olan “Su”  kuşkusuz insanlığın ve doğanın geleceği açısından da hayati bir öneme sahiptir.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim