• BIST 97.894
  • Altın 145,758
  • Dolar 3,5755
  • Euro 3,9991
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 19 °C

'Sulh Ceza Hakimlikleri Eski DGM'leri Aratıyor'

'Sulh Ceza Hakimlikleri Eski DGM'leri Aratıyor'
Skandal uygulamalara imza atan ve ‘proje' diye sunulan Sulh Ceza Hakimlikleri'ne (SCH) yönelik eleştiriler sürüyor.

Avukat Ömer Kavili, bu hâkimliklerin eski Devlet Güvenlik Mahkemeleri'ni (DGM) aratır hale geldiğini söyledi. Avukat Muharrem Ercan da SCH'lerin 17 Aralık'tan sonra iktidarın muhalefeti bastırmak için kurduğu bir düzen olduğunu anlattı.

Avukat Ömer Kavili, gazeteci Mehmet Baransu'nun MGK belgesini tahrifat yaparak yayımladığı iddiasıyla yargılandığı davanın geçtiğimiz salı gerçekleşen duruşmasına dinleyici olarak katıldı. Duruşma sırasında şahit olduğu hukuksuzluklar üzerine Baransu'nun avukatlığını üstlenen Kavili, Zaman'a önemli açıklamalarda bulundu. İlk olarak söz konusu davada yaşanan kanun tanımazlığa temas eden Kavili, kendisini Baransu'nun avukatlığını üstlenmeye iten süreci şöyle anlattı: “Bir avukat olarak, bir hukukçu olarak, var olmayan belge ile birinin suçlanmasına vicdanım el vermedi. Benim gözümün önünde meslektaşımın itirazları gerekçesiz olarak reddediliyordu. Hem insan hem de avukat olarak bir kişinin dosyada yer almayan bir belge ile suçlanmasına ve kendisinden savunma istenmesine dayanamazdım. Bu duygu ve avukatlık kültürümle davaya dahil oldum.”

BU HAKSIZLIĞA SESSİZ KALAMAZDIM

Şahit olduğu haksızlık sebebiyle Baransu'nun avukatlığını üstlendiğini belirten Ömer Kavili, sosyal medyada kendisine yönelik tepkilere de cevap verdi: “Ben sol görüşlü bir avukatım. Bizim prensibimiz ezilenden yana olmaktır. Ezene karşı çıkma, çarkın dişlileri arasında ezilene sahip çıkma geleneğidir. Ben orada çarkın dişlilerinin ezmeye başladığı bir kişi gördüm. Mahkeme salonunda da söyledim, ‘Ben avukatım, adaletli davranamayacak mıyım? Bir kişinin hakkını savunma, koruma işinde profesyonel görev yaparken bu sürece sessiz kalmam mümkün olabilir mi?' dedim. Ben orada Baransu'ya hukukun temel ilkelerinin, özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu ilkelerinin tam ve eksiksiz uygulanmadığını gördüm. Benim isyanım düzgün yargılama işi yapılmamasına idi. Ben her sanığın düzgün yargılanmasından yanayım.”

SULH CEZA HAKİMLİKLERİ, DGM ARTIĞI

Ömer Kavili, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ‘proje' olarak sunduğu Sulh Ceza Hakimliklerine de tepki gösterdi. Söz konusu hakimliğin, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin (DGM) artığı olduğunu ifade eden Kavili, buna örnek olarak, El Kaide'nin Türkiye sorumlusunun avukatı diye medyada yer alan avukat Osman Karahan'ın avukatlığını yaptığı dönemi gösterdi. Karahan'ın gözaltına alınıp tutuklamaya sevk edildiğinde müdafisi olarak DGM'deki sorguya katıldığını kaydeden Kavili, bugün sulh ceza hakimliklerinde yaşanan hukuk skandallarının o yılların mirası olduğunun altını çizdi. O gün, kendisinin usul taleplerinden rahatsız olan DGM hakiminin “Şüpheli müdafinin savunma hareketlerine devam etmesi halinde salondan çıkarılacağına oybirliği ile ihtar olundu.” şeklinde karar aldığını dile getirerek, şöyle devam etti: “Şimdi bakın aradan belki 8 yıl geçti, bu kez adına sulh ceza hakimliği denilen bir yerde İslam Çiçek adında bir hakim, (yolsuzluk ve terörü soruşturduğu için tutuklanan) polislere yapılan sorgulamada baro görevlisi olarak görev yaparken bana döndü, ‘Avukat Ömer Kavili'nin mahkememiz hakimi ile usul kanunları üzerine tartışma yaparak sorgulamaya engel olması sebebiyle mahkemeden çıkartılmasına…' dedi. Aradan yıllar geçmesine rağmen etiketinde değişiklik olsa da zihniyet değişmiyor. Bu nedenle günümüzün sulh ceza hakimlikleri, DGM artığıdır. DGM kültüründen gelmektedir. Dosyadaki delilleri görmeye çalışan avukatı dışarı çıkartma konusunda o DGM hakimi ile şimdiki sulh ceza hakimi arasında hiçbir fark yok. Öyleyse savunma hakkını yerken devletin görevlileri arasında gelenek bozulmamıştır.”

KANUN DEĞİŞİKLİĞİ YAPA YAPA YARGININ SİSTEMİNİ BOZDULAR

Avukat Kavili, sık sık yapılan yasa değişikliklerine de karşı çıktı. “Meclis'te kanun tasarısı, kanun değişikliği yapıyorlar. Ama kanunun sistemini bozdular.” diyen Kavili, sulh ceza hakimliklerinin de aynı şekilde oluşturulduğu, bu sebeple de arızalı olduğuna vurgu yaptı. Kanun yapma tekniğine uyulmayarak kurulan sulh ceza hakimliklerinin ‘hakkın ve halkın düşmanı' olduğunu dile getirerek, “Sulh ceza hakimliklerinin kurulması da işleyişi de bozuktur. Bir an önce kapatılmalıdır.” değerlendirmesini yaptı.

Yargı, iktidarın baskı aracına dönüştü

Avukat Muharrem Ercan da sulh ceza hakimliklerini eleştirdi. Söz konusu hakimliklerin 17 Aralık'tan sonra iktidarın muhalefeti bastırmak için kurduğu bir düzen olduğunu kaydeden Ercan, “Daha önce geniş bir itiraz yolu vardı. Ama 17-25 Aralık'ta iktidar, ceza soruşturmasının şüphelisi olduğunu gördüğü anda muhalifleri bastırma aracı olarak bu kapalı devre sistemini kurdu.” tespitinde bulundu. Ercan, sulh ceza hakimlerinin gazetecilere yönelik soruşturmalarda görev aldığına da dikkat çekerek, şöyle devam etti: “İktidar, kendi faaliyetlerinin muhalif basın aracılığıyla denetlenmesini istemiyor. Yargı da burada iktidarla işbirliği içerisinde hareket ediyor. Yargı aracılığıyla kimi soruşturmalar medya üzerinde baskı ve gözdağı olarak kullanılıyor. Sulh ceza hakimlikleri eliyle medya ve muhalifler kontrol ediyor, susturuyor ve bastırıyor. İktidarın icraatlarını denetleyecek bir yargı kalmadı.”

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim