• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 5 °C

Sulh Ceza Hakimlikleri İle İlgili AİHM'e Başvuru Yapıldı

Sulh Ceza Hakimlikleri İle İlgili AİHM'e Başvuru Yapıldı
Ankara Barosu’na avukatlarından Hayrettin Açıkgöz, verdikleri kararlarla sürekli tartışılan ‘Sulh Ceza Hakimlikleri’ni Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdı.

Soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından verilen tutuklama kararlarına itirazın yine ‘Sulh Ceza Hakimlikleri’ tarafından yapıldığını belirten Açıkgöz, tutukluluk değerlendirmesi konusunda görevli yargı merciinin Asliye Ceza Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmesi için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu.

Erol Doğan,  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 4 Ocak 2016’da tutuklandı. Yapılan itiraz üzerine Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği matbu gerekçelerle Doğan’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SORUMLULUK ALMADI

Erol Doğan’ın avukatı Hayretin Açıkgöz, Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin verdiği karar itiraza tabi bir karar olup bu karara asliye ceza mahkemeleri nezdinde itirazda bulunuldu. Dosyanın dağıtım sonucu gönderildiği Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi, “Sulh Ceza Hakimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi o yerde birden fazla sulh ceza hakimliğinin bulunması halinde, numara olarak kendisini izleyen hakimliğe aittir” şeklindeki hükmü gerekçe göstererek tutukluluğun kaldırılması talebini incelemeksizin Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin görevli olduğunu savundu. Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği, tutukluluğun kaldırılması yönündeki talebi kesin olarak reddetti.

“ANAYASA MAHKEMESİ TUTUKLUĞA İTİRAZ DURUMUNA İLİŞKİN KISMI DEĞERLENDİRMEDİ”

Tutuklama kararlarına itiraz mercii bir mahkeme olması gerektiğine vurgu yapan avukat Hayrettin Açıkgöz, ‘Sulh Ceza Hakimlikleri’nin mahkeme değil yargıçlık olduğunu, bu nedenle tutuklama kararlarına itiraz merciinin Asliye Ceza Mahkemeleri olması gerektiğine vurgu yaptı. Soruşturma aşamasında görev yapmak üzere kurulmuş olan ve kararlarına karşı itirazın sayısal olarak bir sonraki hakimliğe yapıldığı ‘Sulh Ceza Hakimlikleri’nde itiraz üzerine verilen karar kesin olup, bu karara karşı başvurulabilecek bir itiraz mercii düzenlenmediğini vurgulayan Açıkgöz, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldığını, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez olduğuna karar verildiğini hatırlattı. Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa’nın 19. maddesini gerekçe göstererek ‘Sulh Ceza Hakimliği’nin tutuklama kararı verebileceğini aktardığını kaydeden Açıkgöz, AYM’ye yaptıkları başvuruda tutuklama nedeniyle değil tutuklamaya itirazın bir mahkemede yapılması gerektiğine ilişkin olduğunu ve Anayasa Mahkemesi’nin bu durumu hiç değerlendirmediğinin altını çizdi.

Sulh Ceza Hakimlikleri kurulma aşamasındayken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Haziran 2014’te “Bir proje geliştiriyoruz. O bitince süreç hızlanacak” sözlerini de atıf yapan avukat Hayrettin Açıkgöz bu hakimliklerin verdiği kararların kamuoyu tarafından tarafsız görülmediğini anlattı. Açıkgöz, söz konusu hakimliklere atanan hakimler iktidarın beğenmediği kararlara imza attıkları anda yerlerin çok kısa süre içinde yeni hakimler atandığını iletti.

“SULH CEZA HAKİMLİĞİ NE LAFIZ OLARAK NE DE TEKNİK OLARAK BİR MAHKEME DEĞİLDİR”

Avukat Hayrettin Açıkgöz’ün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gönderdiği dilekçede şu ifadeler yer aldı: “Bununla birlikte; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Özgürlük ve Güvenlik Hakkı Başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasında Sulh Ceza Hakimlikleri tutuklama kararı vermekle görevlendirilebilecekse de, sözleşmenin adı geçen maddesinin 4. fıkrasında mahkemeye başvurma hakkından söz edilmektedir. Söz konusu fıkrada; ‘Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.’ denilmektedir. Buna göre; müvekkilin tutuklamasına karar veren Sulh Ceza Hakimliği ne lafız olarak ne de teknik olarak bir mahkeme değildir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Özgürlük ve Güvenlik Hakkı başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasında ‘İşbu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulan herkesin derhal bir yargıç veya yasayla adli görev yapmaya yetkili kılınmış sair bir kamu görevlisinin önüne çıkarılması zorunlu olup, bu kişi makul bir süre içinde yargılanma ya da yargılama süresince serbest bırakılma hakkına sahiptir. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminat şartına bağlanabilir.’ hükmünü içermektedir. Devamında ki  4. fıkrasında ise ‘Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.” hükmünü içermektedir. Bu düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere tutuklama kararlarına itiraz mercii bir mahkeme olmalıdır ve Sulh Ceza Hakimlikleri mahkeme değil yargıçlıktır. Bu nedenle tutuklama kararlarına itiraz mercii Sulh Ceza Hakimlikleri değil Asliye Ceza Mahkemeleridir.

Anayasa ile AİHS’nin 5. maddesinin 3 ve 4. fıkraları birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin özgürlük ve güvenlik hakkı ile mahkemeye başvurma hakkının Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararıyla ihlal edildiğinin ve Asliye Ceza Mahkemesi’nin tutukluluk değerlendirmesi konusunda görevli yargı merci olduğunun tespiti saygıyla talep olunur.”

Kaynak: Muhabir Ajans

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim