• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 7 °C

"Susmadık! Susmayacağız! Çünkü Biz Avukatız…"

"Susmadık! Susmayacağız! Çünkü Biz Avukatız…"
Gaziantep Baro Başkanlığı 5 Nisan avukatlar günü basın açıklaması:

Bu yıl "5 Nisan Avukatlar Gününü" her gün artan sorunlarımız, yaşananlardan duyduğumuz endişe ve ne yazık ki büyük bir acıyla karşılıyoruz.

Mesleğimize, meslektaşlarımıza ve barolara yönelik saldırıların her geçen gün arttığı, meslektaşlarımızın bürolarında saldırıya uğradığı, hatta öldürüldüğü, baro başkanlarının ve yönetim kurullarının sudan sebeplerle yargılandığı, yargı kararlarının ayaklar altına alındığı, torba yasalarla hukukun katledildiği, Anayasa ile güvence altına alınmış güçler ayrılığı ilkesinin yargı paketleriyle ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, Yargı Bağımsızlığı ve Tarafsızlığının ve Doğal Yargıçlık ilkesinin görevden alma ve sürgünlerle yerle bir edildiği bir seneyi daha geride bırakıyor, maalesef geleceği endişeyle karşılıyoruz…

Mesleğimize, meslektaşlarımıza yönelik saldırılar her geçen gün artmışken 31.03.2015 günü yaşananlar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde karanlık bir gün olarak hafızalardan silinmeyecektir.

Bilindiği üzere; ülkenin birçok bölgesinde sebebi halen daha açıklanmayan/açıklanamayan elektrik kesintisi yaşanırken, İstanbul Çağlayan Adliyesinde görev yapmakta olan meslektaşımız Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınması ve ardından katledilmesi ile koskoca bir ülke karanlıklara gömülmüştür. Bu menfur, kirli saldırıyı nefretle kınıyor ve lanetliyoruz. Savcımız,  Mehmet Selim Kiraz'a Allahtan rahmet yakınlarına sabır diliyoruz. Terörün her türlüsü insanlık suçudur. Lanetlenmesi gereken bir suçtur. Bu vahim saldırının ardında kimler, hangi güç odakları var ise, tüm çıplaklığıyla derhal ortaya çıkarılmasını ve sorumluların adalet önünde hesap vermesini istiyoruz.

Unutulmamalıdır ki, mesleğini icra eden savcımıza yapılan bu saldırı, tüm hukuk camiamıza yapılmıştır. Bugün hukukçular olarak "Avukat, Hâkim, Savcı" ayırımı yapmaksızın birleşmeli hukuka yapılan her tür saldırıya karşı birlik içinde yer almalı ve tek yürek olunmalıdır. Belirtmek isteriz ki yaşadığımız bu karanlık günler bizleri Hukukun, Adaletin yolundan asla ayıramayacak aydınlık yarınlara olan inancımızı köreltemeyecektir.

Ayrıca bu hain saldırının ardından yapılan açıklamalar ile Yargının vazgeçilmez ayağı, savunmanın yılmaz temsilcileri olan Avukatlara yapılan alçakça saldırılara da değinmeden geçmemiz mümkün değildir. Yaşanan olayın hemen akabinde daha ayrıntılar ortaya çıkmadan devlet yetkililerince avukatların hedef gösterilmesi, bunun yanında bazı basın organlarında mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik olarak yer alan beyanlar kabul edilemez. TCK 6.maddeye göre, avukatların da tıpkı hâkim ve savcılar gibi yargı görevi yapan kişiler olduğu unutulmamalıdır. Bu anlamda avukatlar hukukun, adaletin ve adliyenin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu gerçekler ışığında herkesin açıklamalarında çok dikkatli ve soğukkanlı olması, eksik ve yanlış bir takım bilgilerle hukuk camiasının kenetlenmesine zarar verebilecek, bütün bir avukat camiasını rencide edebilecek haksız ve zamansız açıklamalarda bulunulmaması gerekir.

Savcımızın güvenlik zafiyeti neticesinde kaybının hemen ardından, silahların avukat cübbesi altında adliyeye sokulduğu vurgulanıp, sebep ve sonuç avukatların adliyeye girişlerinde aranması kadar basitleştirilerek avukatlara yönelik algı yaratılmaya çalışmıştır. Yapılan açıklamalarla asıl maksadın farklı olduğu ve yaşanan güvenlik zafiyetinin ve sorumlularının istifa etmek yerine Türkiye’de her zaman yapıldığı üzere manipüle edilerek olayın bir kesime yüklenilmesi amacı taşıdığı da açıktır.

Avukatların, hâkim ve savcıların aranması, uluslararası sözleşmeler ve hukukun temel prensipleri doğrultusunda CMK, Avukatlık Kanunu, Hâkim ve Savcılar Kanununda yer alan yasal düzenlemelere dayanmaktadır. Arama tedbirlerinin tatbiki konusunda bu sıfatı taşıyanlar için öngörülen istisna ve özel prosedürler bir ayrıcalık olarak görülebilir. Ancak bunlar keyfi imtiyazlar olmayıp, taşınan sıfatın ve icra edilen mesleğin özelliği, yargının bağımsızlığı, yani baskı altına alınamaması ve yargı görevini en iyi şekilde icra etmesi ile ilgilidir. Ayrıca bu imtiyaz, yargının kurucu unsurları olarak kabul edilen hâkim, savcı ve avukatlara güven ve saygının bir gereği, hâkim ile savcılarla birlikte avukatları kapsaması yönü ile de eşitlik ilkesinin bir teminatıdır.

Adliyelerdeki güvenlik açığının sebebi olarak avukatlar gösterilemez, avukatlara potansiyel suçlu muamelesi yapılamaz. Adliyeler, avukatların da işyerleridir. Dolayısıyla güvenliğin sağlanmasını başta biz talep ediyoruz.

Avukat, hâkim ve savcılarla birlikte yargının kurucu unsurudur. Bu itibarla adliyelere girişte hâkim ve savcılara hangi tedbirler uygulanıyorsa, avukatlar bunun dışında hiç bir işleme tabi tutulamaz. Avukatlara, meslek itibarını zedeleyici, meslek sırrına zarar veren baskı ve yıldırma amaçlı hiçbir muamele yapılamaz.

Adliyelerin güvenlik zaafı, akıl ve hukuk dışı dayatmalarla değil, Baro Başkanları Başsavcılar ve Adalet Komisyonu Başkanlarının bir araya gelmesiyle oluşacak ortak akılla çözülebilir.

Yine aynı şekilde, bir süre önce kaybettiğimiz baromuz üyesi rahmetli Av. İsmail Akkaya ve onlarca meslektaşımız görevini yaparken öldürüldüğünde de, avukatların can güvenliği sorunu var, bununla ilgili acil düzenleme yapılmalı şeklinde devletin tepesinden bir açıklama bir yana, ne Cumhurbaşkanı’ndan, ne Başbakanından, ne Adalet Bakanından, ne HSYK’dan, ne bölge milletvekillerinden ne aileye ne de baro başkanı olarak bana bir baş sağlığı bile dilenmemiştir. Bir acıyı, diğeriyle yarıştırmak olmaz. Ancak, bir meslektaşımız öldürüldüğünde de devletin tepesinden bir açıklama beklemenin en doğal hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Açıklamalar da ve verilen tepkilerde bir çifte standart olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.

Avukatın yargının kurucu ve asli unsuru olduğunu göz ardı edip, ayak bağı olarak göstermeye çalışan, âdeta yargılama makamına tabi olmak zorundaymış gibi gören anlayışın varlığını üzülerek görüyoruz. Avukatın duruşmalarda sözlü beyan ve taleplerinin tutanaklara geçirilmemesi, tanığa soru sorma hakkının engellenmesi, yasal dayanaktan yoksun bir uygulamayla ayakta konuşmaya zorlanması ve savunma görevi gereği ileri sürdüğü itirazda avukat hakkında tutanak tutularak suç duyurusunda bulunulması sıklıkla yaşadığımız gerçeklerdir.

Ayrıca sadece kanundan doğan görevini yerine getirdiği için yargılanan baro başkanlarının ve yönetim kurulu üyelerinin olduğunu, kutsal savunma mesleğini yerine getiren avukatlar hakkında açılan davaların her geçen gün arttığını üzülerek görüyoruz. Unutulmamalıdır ki, avukatlar yargının olmazsa olmaz kurucu unsurudur ve en kutsal hak olan savunma hakkının tek temsilcisidir.

 Biz avukatlar yüzyıllardır, baskılara direnmenin, hiçbir gücün karşısında boyun eğmemenin ve bedeli ne olursa olsun doğru bildiğimizi savunmaktan vazgeçmemenin haklı gururu ve azmiyle cüppelerimizi onurla ve hiç kimse önünde iliklemeden sırtımızda taşıyoruz.

SUSMADIK!
SUSMAYACAĞIZ!
ÇÜNKÜ BİZ AVUKATIZ…

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Gününü kutlar, Tüm yargı camiasına başsağlığı dilerim.

GAZİANTEP BARO BAŞKANLIĞI

BAROTÜRK

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim