• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -1 °C

"Tahammülsüz Birisinin Cumhurbaşkanlığı Görevini de Yerine Getiremeyeceği Düşüncesindeyiz"

"Tahammülsüz Birisinin Cumhurbaşkanlığı Görevini de Yerine Getiremeyeceği Düşüncesindeyiz"
Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık, Danıştay'ın Kuruluş Yıldönümü toplantısında yaşananları değerlendirdi. Çıtırık, "kişiler eleştirilebilir, bu demokrasinin gereğidir" dedi.

Av. Mengücek Gazi Çıtırık tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle;

"Birlik Başkanımız Sayın Prof. Dr. Avukat Metin Feyzioğlu'nun, Danıştay'ın 146. Kuruluş Yıldönümünde konuşmasını yaparken, Başbakan tarafından önce sataşmayla başlayıp, ardından sözleri kesilerek devam eden ve nezaket ölçülerinin de aşıldığı cümleler, Başbakanın sergilediği hal ve tavırlar demokrasi ile yönetilen değil,  krallar ya da diktatörler tarafından yönetilen ülkelerde örneğine rastlanabilinecek, son derece üzücü ve talihsiz bir olaydır.

Birlik Başkanımızın konuşmasını bir bütün olarak incelediğimizde hukuk devletinin siyasi iktidar döneminde aldığı yaralar, yurttaşın hak arayışı ve adalete erişiminde adil yargılanma hakkının uygulanmamasından kaynaklanan sorunlar, adaletin zamanında tecelli etmemesinin yarattığı telafi edilemez mağduriyetler, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, etkinliği ve güvenirliliği sorunu, özellikle 17 Aralık "yolsuzluk, kara para aklama, rüşvet" operasyonunda siyasi iktidar gücü ve nüfusu kullanılarak yargıya yapılan müdahaleler, ülkemizin özellikle basın (internet yasası, twitter ve youtube'nin kapatılmaları) ifade özgürlüğü konularında, özgür olmayan ülkeler içerisinde değerlendirilmesi, hukuk fakültesi eğitiminden, avukatlık stajına, baroların etkinliğinin kırılması, adalet bakanlığının vesayetinin genişletilmesi, avukatlık mesleğinde şirketleşme ve şubeler açılması gibi, avukatlık mesleğine ve baroların saygınlığına darbe niteliğindeki adalet bakanlığının yayınladığı, Avukatlık Yasa Tasarısı Taslağı, Danıştay Kanun Tasarısı ile yapılacak değişikliklerle bireyin temek güvenceleri elinden alınarak, idari yargının güvencesinden yoksun bırakılacağı, MİT Yasasında yapılan değişikliklerle bu kuruma yargı kararı olmaksızın verilen görev ve yetkilerin ülkemizi Nazi Almanyasına dönüştürmesi, HSYK'da yapılan değişiklikler,  ülkemizde hukuk devletinin işletilmemesi nedeniyle yaşanan sorunlar, toplumsal huzurun ve iç barışın yakalanamamasından kaynaklanan hak kayıpları, siyasetin dilinin ağırlaşması, kamplaşmaya ve bölünmeye neden olması, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birleştirici, kucaklayıcı bir üslubun seçim sürecinde geçerli olması gibi son derece ayrıntılı, sorunları analiz edip, çözüm önerileri sunan, yapıcı, hakaretten uzak, birleştirici, idare ve siyasi iktidara 'hukuk devleti dersi' içeren mahiyetteki konuşmasından ötürü sayın birlik başkanımıza içten teşekkürlerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz.

Birlik başkanımızın mesleki sorunlar ve hukuk devleti mücadelesinde yanında olduğumuzu kamuoyu ile paylaşmaktayım.

Türkiye Barolar Birliği ve Barolar Avukatlık Yasasının 76. , 95. ve 110. maddeleri uyarınca kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından olup, hiçbir örgütlenmeye ya da mesleki kuruluşa tanınmayan görev ve yetkiler, barolar ve TBB'ye verilmiştir. Bu da ''hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlevsellik kazandırmaktır."

Yargının üç kurucu unsurundan birisi olan ve bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden avukatlara, avukatların örgütlü sesi olan barolara ve 79 baronun çatı örgütlenmesi olan TBB'ye yönelik saldırılar, açılan davalar her geçen gün artarak devam etmektedir.

Anayasamızın 2. Maddesinde Cumhuriyetimizin nitelikleri belirtilmiştir. Bunlardan biri de hukuk devleti olduğumuzdur. HUKUK DEVLETİ; idarenin her türlü eylem ve işleminin yargı denetiminde olduğu, yönetenlerin de kendilerini hukukla bağlı saydıkları, üstünlerin değil ya da siyasi nüfuzun değil, hukukun egemen ve üstün olduğu, açıklık, denetlenebilirlik ve hesap verebilirlik içerisinde işleyen yönetimin adıdır.

Yurttaşın anayasa ve Uluslar arası Sözleşmelerle güvence altına alınmış olan temel hak ve hürriyetlerinin, siyasi iktidar uygulamaları ile kısıtlandığı ya da tamamen ortadan kaldırıldığı günlerden geçmekteyiz. Anayasasında hukuk devleti yazmasına karşın, otoriter-totaliter rejimlere özgü yasalar ve uygulamalarla kanun devleti bile olunamadığı ortadadır. Bunun temelinde hukuk devletini içselleştiremeyen, parmak çoğunluğuna dayalı, demokrasiyi sandıktan çıkan sonuca indirgeyen, sandıkta azınlıkta kalanların da haklarının güvence altına alınması ve yok sayılmamaları gerekirken toplumu bizden olan, bizden olmayan şeklinde bölen, kamplaştıran, ötekileştiren, yargı kararlarına ve yargı organlarına saygı duymayan, eleştirilere katlanma, tahammül, hoşgörü gösteremeyen, otoriterleşme eğilimleri içerisinde olan, insanların dili, dini, mezhebi, inancı, düşüncesini aşağılayan beyanatlar veren, toplumu geren, Fransız Devrimi öncesinde, XIV. Louis'in söylediği, "Devlet benim" (l'État c'est moi) sözlerinden de anlaşılacağı gibi ülkemizi parlamenter-demokratik rejimden uzaklaştıran, kuvvetler arasında dengelemeyi sağlayan kuvvetler ayrılığı ilkesini tamamen ortadan kaldıran, parmak çoğunluğu ile kendi siyasi ikbaline yönelik Türk usulü başkancı sisteme taşımaya çalışan, son derece üzüntü verici ve hakarete varan sözleri sarf eden zihniyeti, anlayışı KINIYORUM, ülkemizdeki toplum huzur ve barış  açısından kaygı verici buluyorum.

“KİŞİLER ELEŞTİRİLEBİLİR, BU DEMOKRASİNİN GEREĞİDİR”

Demokrasinin kural ve kurumlarıyla işlediği ülkelerde her türlü kurum, kuruluş ve kişiler eleştirilebilir. Bu durum en demokratik haklardan birisidir. Tabii ki hakların kullanılmasında şiddete dönüşmeksizin, hukukun çizdiği sınırlar içerisinde kalınarak kullanılmalı, konunun muhatapları da demokratik olgunluk, sabır, tahammül ve hoşgörüyle yaklaşmalıdırlar.

TBB Başkanı Sayın Prof. Dr. Avukat Metin Feyzioğlu Danıştay'ın 146.kuruluş yıldönümünde terbiye ve nezaket sınırlarını aşmaksızın şiddete başvurmaksızın son derece yapıcı sorunları tespit edip çözüm önerilerini de getiren hukuk devletinin avukatlık mesleğinin ve idari yargıda yaşananların dile getirmiştir.

“TAHAMMÜLSÜZ BİRİSİNİN, CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREVİNİ DE YERİNE GETİREMEYECEĞİ DÜŞÜNCESİNDEYİZ”

Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan ifade özgürlüğünde sadece hoşa giden, normal düşünceler değil aynı zamanda insanları, kurum ve kuruluşları rahatsız eden, şoke eden sayın başbakan, potansiyel cumhurbaşkanı adaylarından birisidir. Cumhurbaşkanlığı makamı birleştirici kaynaştırıcı olması gereken anayasal kurumlar arasında işbirliği ve eşgüdümü sağlayan bir makamdır.

Tahammülsüz,  eleştirilere kapalı, kendisi dışındaki hiç bir görüş ve kişiye saygı duymayan, toplumu geren, kutuplaştıran birisinin kamplaştıran, ayrıştıran, birisinin hukuk tanımayan, parmak çoğunluğuna dayanan birisinin cumhurbaşkanlığı gibi son derece önem taşıyan bir görevi de yerine getiremeyeceği düşüncesindeyiz.
 
Ülkemizin siyasi tarihinde eşine rastlanılmayan bu açıklamalar ve tavırla esas hedef alınan sayın Metin Feyzioğlu değil, hukuk devleti-demokrasi-düşünce özgürlüğü-susmayan ve susturulamayacak olan barolar ve TBB'dir.

'Edepsizliği' yapanın, terbiye sınırlarını aşanın kim olduğu konusundaki kararı yüce milletimizin engin sağduyusuna bırakıyorum.
 

Kamuoyuna, saygılarımla.
 
Av. Mengücek Gazi ÇITIRIK
Adana Baro Başkanı

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim