• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 1 °C

Tasfiye Halindeki Şirkete Ödeme Emri Tebliği

Tasfiye Halindeki Şirkete Ödeme Emri Tebliği
Danıştay 7. Dairesi kararı.
T.C.
DANIŞTAY
7. DAİRE BAŞKANLIĞI
ESAS NO. 2000/6448
KARAR NO. 2002/508
KARAR TARİHİ. 12.2.2002

TASFİYE HALİNDE ŞİRKETE ÖDEME EMRİ TEBLİĞİ
TEBLİGATIN KİMLERE YAPILMASI GEREKTİĞİ
İLANEN TEBLİGATIN GEÇERLİK ŞARTLARI


213/m.94,101,103


ÖZET : Tasfiyeye giren şirketle ilgili tebligatların tasfiye memuruna yapılması gerekmektedir.

İstemin Özeti : Davacı Şirket adına katma değer vergisi beyannamelerinin yasal süresi içerisinde verilmediğinden bahisle, kesilen usulsüzlük cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerini; olayda, 20.11.1990 tarihi itibarıyla ortaklar kurulu kararıyla tasfiyeye giren ve tasfiye kurallarına tabi olan şirket adına tasfiye tarihinden sonra yapılan tarhiyatların 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 101'inci maddesi uyarınca tasfiye memuruna tebliğ edilmesi gerekirken, Şirketin tasfiye öncesi adreslerinde tebligat yapılamadığından bahisle, ilanen tebligat yoluna gidildiğinin anlaşılması nedeniyle tahsil edilebilir hale gelmiş bir kamu alacağından söz edilemeyeceği; dolayısıyla, dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden ... Vergi Mahkemesinin 1.3.1999 gün ve E: 1998/657; K: 1999/ 194 sayılı kararının; tarhiyatın ilanen tebliğ yoluyla kesinleşmesi üzerine düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi ...'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialara, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı ...'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dosyanın incelenmesinden, davacı Şirketin 20.11.1990 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında tasfiyesine karar verilerek, anılan karar uyarınca tasfiye ile ilgili olarak ... mahelde görev yapmak üzere ............'ün tasfiye memuru olarak atandığı, tasfiye sonrası dönemlere ilişkin katma değer vergisi beyannameleri verilmediğinden, takdir komisyonu kararına istinaden düzenlenen vergi ve ceza ihbarnamelerinin tasfiye memurunun bilinen adreslerinde tebliğ edilemediği belirtilerek ilanen tebligat yapıldığı ve tahsil edilebilir hale geldiğinden bahisle dava konusu ödeme emirlerinin düzenlenerek tasfiye memuruna bizzat tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Bilinen Adresler" başlıklı 101'inci maddesinde bu Kanuna göre bilinen adreslerin neler olduğu açıklanarak, mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanının nazara alınacağı hükmüne yer verilmiş; anılan Kanunun Tebliğin ilanla Yapılacağı Haller" başlıklı 103'üncü maddesinde ise, muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, muhatabın bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden gönderilmiş olan mektubun geri dönmesi, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması, yabancı memlekette bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması durumlarında tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hükmü yer almıştır.

Bu durumda, 20.11.1990 tarihi itibarıyla tasfiye kurallarına tabi olan şirket hakkında yapılan tarhiyatlara ilişkin vergi ve ceza ihbarnamelerinin, şirketin tasfiyeye girdiği tarihten sonra, tasfiye memuru ...'e Ticaret Sicil Gazetesi'nde gösterilen ... adreste tebliğ edilmesi gerektiğinden; bu adreste tebliğ yoluna gidilmeden, ihbarnamelerin ilanen tebliğinden ve kamu alacağının tahsil edilebilir hale geldiğinden bahisle ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dolayısıyla ödeme emirlerinin iptali yolundaki mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddine ve mahkeme kararının onanmasına, 12.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kaynak: www.kararara.com
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim