• BIST 90.146
  • Altın 146,456
  • Dolar 3,6253
  • Euro 3,9342
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 10 °C

Tayini Ankara'dan Kütahya'ya Yapılan Savcı, Hasta Oğlu İçin 'İsyan' Etti

Tayini Ankara'dan Kütahya'ya Yapılan Savcı, Hasta Oğlu İçin 'İsyan' Etti
Eskişehir Hâkimi Kemal Karanfil’in, yoğun bakım tedavisi gören oğlu olmasına karşın Zonguldak’a atamasının yapılmasının yarattığı tartışmanın bir benzerinin Ankara Savcısı Tayfun Kaya için de yaşandığı ortaya çıktı.

Dinçer Gökçe / Hürriyet

Kütahya’ya ataması yapılan Savcı Tayfun Kaya, ağır zihinsel engelli oğlunun tedavisini sürdüremediğini belirtti. Savcı Kaya, bir meslektaşına yaşadıklarını “Bu tayin bizim acılarımızı yeniden tazeledi” dedi.

Ankara Batı Cumhuriyet Savcısı Tayfun Kaya’nın ataması 15 Ocak tarihli kararname ile Kütahya’ya yapıldı. 12 yaşındaki oğlunun doğumunun Kütahya’da olduğunu, vaktinde yapılamayan müdahale sonucu oğlunun uzun süren birtedavi gördüğünü aktaran Savcı Kaya, atamasının tekrar bu ile yapılmasını “Bu tayin bizim acılarımızı yeniden tazeledi” sözleri ile ifade etti.

‘ONUN YERİNE BENİ TAYİN EDİN’

Savcı Kaya yaşadıklarını adalet.org sitesinde paylaşan meslektaşı, sorunun çözülmesi çağrısı yaptı. Sitede yer alan yazı, çok sayıda hakim-savcının tepkisine yol açtı.  Bakırköy Adliyesi’nde görevli bir savcı duruma ilişkin tepkisi; ”Lütfen kurula nazı geçen birileri veya platformdan bu yazıyı okuyan varsa sayın Tayfun Kaya’nın çocuğuna acıyın, insaf edin ve gerekiyorsa onun yerine beni tayin edin. Nereye tayin ederseniz ediniz itiraz etmem giderim...” diye yazdı.

‘BAŞARILI BİR SAVCI’

İşte yüzlerce hâkim-savcının paylaştığı o yazı:

Ankara Batı Adliyesine atamamın yapılmasının ardından, kendisini 6 ay kadar önce tanıdım. Bugüne kadar gördüğüm en iyi müracaat savcılarından birisiydi. Evrakları soruşturmayı yürütecek savcının önüne çoğu zaman başkaca işlem yapmaya gerek kalmayacak şekilde hazırlayan başarılı bir savcı. Bu kişi Ankara Batı Cumhuriyet Savcısı iken 15/01/2015 tarihli kararnameyle Kütahya Cumhuriyet Savcılığına atanan Tayfun Kaya. 

Kendisiyle tayini sonrası oturup, biraz konuştuk. Çok duygusaldı. "Benim acılarımı yeniden yüreğimde canlandırdılar, Benim gözümde senin gittiğin Van, Kütahya'ya göre daha sevimli" diyordu. Sebebini sordum iç geçirip anlatmaya başladı:

"2002 doğumlu oğlum, ileri seviyede, yüzde 98 ila yüzde 94 arasında ağır zihinsel engelli. Şu an 12 yaşını geçti ve 50-55 kg'a ulaştı. Öz bakımı da dâhil tüm ihtiyaçları annesi ve benim tarafımdan karşılanıyor. Konuşma becerisi yok, yürüme konusunda sorunları olup tekrarlanan ortopedi ameliyatları mevcut. Algılama yaşı olarak ‘bir yaş’ düzeyinin daha altında bir çocuk. Tedavileri Hacettepe Üniversitesinin 4 ayrı bölümünde yapılmakta. Ortopedi yönünden yeni bir ameliyata ihtiyacı olup olmadığı, yakın zamanda yapılacak kontrollerle belirlenecek. Diş tedavileri dahi genel anestezi ile yapılabiliyor. Normal bir insan için en fazla bir saat içerisinde yapılan diş tedavileri bazen ayları bulan kontrol ve tetkiklerden sonra yapılabiliyor. Diş tedavileri, Ankara'da bile yalnızca Hacettepe Üniversitesi ve Tepebaşı Diş Hastanesinde yapılabiliyor. Ben çocuğumun bu sorunlarını Kütahya'da nasıl çözerim.

DOĞUMU SORUNLU OLDU

O Kütahya ki; benim oğlumla ilgili acılarımın başladığı şehir. 2001-2003 yılları arasında Kütahya Aslanapa'da çalıştım. Oğlum Ahmet Tarık, Kütahya'da doğmuştu. Oğlumun doğumundan kısa süre önce izne ayrılmayı planlıyordum. Zira eşimin hamileliği sorunlu seyrediyordu. Ben izne ayrılmayı ve eşimi doğum için İzmir'e Ege Üniversitesine götürmeyi düşünürken, Çavdarhisar ilçesine yetkilendirildim. Yetkimin kaldırılması konusundaki girişimlerimden de bir sonuç alamadım. Yetkili olduğum günlerden birinde gece vakti eşim aniden rahatsızlandı. Doğuma vaktinde müdahale edilemedi ve oğlum, ilk günden itibaren sağlık sorunlarıyla boğuşmaya başladı. Uzun süre İzmir'de yatarak tedavileri yapıldı. Sonuçta da evladım, ileri seviyede engelli bir çocuk olarak kaldı. Bu tayin bizim acılarımızı yeniden tazeledi." diyordu.

Anlattıkça yüreğindeki hüznü, artarak yüzüne yansıyordu. Bu halin bir baba için katlanılası bir acı olmadığını hissettim o an yüreğimde. Ancak o, tüm hüznüne rağmen tebessüm etmeye de gayret ediyordu. Sözlerine devam etti:

‘KIZIMIN DA KALBİ DELİK’

"Ankara Batı Adliyesine (Eski Sincan) atamam, çocuğumun sağlık sorunları nedeniyle mazeretim gözetilerek yapılmıştı. Meslek hayatım boyunca hep iyi bir hukukçu olmak için çaba harcadım. Görevimi tam bir bağımsızlık ve tarafsızlık içerisinde icra etmeye gayret ettim. Evrensel hukuk prensiplerini her zaman gözettim. Ben acılarımı yeniden yeşertecek bu tayini hak etmedim. Üstelik beni kararnameye koyarlarken, mazeretime ilişkin tüm belgelerim HSYK'da bulunmaktaydı. Bunun yanı sıra Yargıtay Tetkik Hakimi olan eşimi de kararname dışı tuttular. Eşim, bu yükü tek başına nasıl kaldıracak? Oğlum ele avuca gelecek beden ölçülerinin dışına çoktan çıktı. Üstelik 3,5 yaşındaki kızım da her an nöbet geçirebileceği bir hastalığa düçar ve delik bir kalbe sahip. Kütahya'da çocuk nörolojisi ve kardiyolojisi bölümleri de yok. Kızımın da dahil edildiği bir uluslararası proje kapsamında; rahatsızlığının, ağabeyiyle aynı metabolik rahatsızlıklar niteliğinde olup olmadığı araştırılıyor. Eşimin ailesi, sırf bize destek olabilmek amacıyla İzmir'den Ankara'ya taşındı. Biz şimdi, o insanlara ne söyleyeceğiz."

‘BANA ÇOK AĞIR GELDİ’ 

Ben dertlerini bunlarla sınırlı zannederken, o bir başka kor parçasını daha benim yüreğime bırakıverdi: "İlkokul 3. sınıftaki oğlum da, ağabeyinin durumunu kabullenmekte ve kendisiyle iletişim kurmakta zorlandığından dolayı Hacettepe Üniversitesinde psikolojik destek alıyor. HSYK, çocuklarıma ilişkin tüm sorunlarımızı bilmesine rağmen böyle bir tasarrufta bulundu. Hakkımda yürütülen bir soruşturma ya da aldığım herhangi bir ceza bulunmazken, bu kararname bana çok ağır geldi." diyerek sözlerini noktaladı.

OLUMLU YANIT ALAMADI

Bu konuşmamızdan bir süre sonra kendisiyle tekrardan görüştük; yeniden inceleme dilekçesi verdiğini, Ankara ve Gölbaşı savcılıklarının yanı sıra 2. Bölge olan Kazan ve Akyurt savcılığı görevlerini de talep ettiğini, bunun üzerine bir Genel Sekreter Yardımcısının kendisini aradığını, atamasının iptal edilmesinin söz konusu olmadığını, ancak Kütahya'da yaşadığı acılar nedeniyle kendisinin Ankara dışında bir başka şehre verilmesi düşüncesinin 1. Dairede ağır bastığını, bu nedenle ek tercihlerde bulunacağı bir dilekçe göndermesini istediklerini, kendisinin de HSYK'ya bu yönde bir dilekçe gönderdiğini belirtti.

Sonuç mu?

HSYK 1. Dairesinin 4 Şubat 2015 tarihinde yaptığı değerlendirmeyle; talebinin reddine karar verildi. Olan bitene şimdi siz karar verin: Böyle bir ızdırap karşısında insanın yüreği taş olsa, erimez ve yumuşamaz mıydı? Hangi saik, bu tür mazeretleri kabul etmenin önünde bir engel olarak durabilir? Böyle çilekeş bir babanın ve annenin ahını almaya, insanoğlu nasıl cesaret edebilir ve bu yönde bir irade ortaya koyabilir?”

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim