• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -11 °C

TCK'nın 299. Maddesi Yürürlükten Kalkmalı!

TCK'nın 299. Maddesi Yürürlükten Kalkmalı!
TCK'nın 299. maddesi yürürlükten kalkmalı!

Av. Yegâne Güley*

2014 baharında İstanbul Barosu’ndan gelen “savunma talebi” ile dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan’ın avukatları aracılığı ile hakkımda, İstanbul Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını öğrendiğimde neye istinaden olduğunu bilemediğimden oldukça kaygılanmıştım. İstanbul Barosu’ndan gelen “Savunma talebi” nin eki eksikti ve acaba başım gerçekten dertte mi? diye düşünceler içerisinde şikayetin detayları hakkında bilgi edinmek için tüm işlerimi bir kenara bırakıp soluğu İstanbul Barosu’nda almıştım. İnsan kaygılanıyor doğal olarak. Başbakanın hakkınızda suç duyurusunda bulunması, avukat dahi olsanız, önce sizi şöyle bir şaşırtıyor, sonrasında ise heyecanlandırıyor -bak sen şimdi mücadeleye ve duruşmadaki savunmaya!- diye.

Şikayetin konusu olan bir kaç twitin içeriğini görünce -ahh bunlar mı ‘suç’ , oysa hepsi “ifade özgürlüğü” kapsamına giriyor- diye kaygım geçip gitmişti. Erdoğan’a karşı işlediğim iddia edilen suç, meşhur Sağlam İrade(!) posterlerine el spreyi ile “Sağlam F...t”, “Sağlam K...l”, “Sağlam H....z” vs. yazılmış görselleri twit eden bir twiti, retweet etmemdi.

Bilal Erdoğan’ın hakkımdaki şikayeti ise resmi ile birlikte “Kaçak ortaya çıktı.” diyen twitler atmamdı. “Kaçak” twitlerini birden fazla atarak da “iftira” suçunu tekrar, tekrar işlemiştim -hani bir ay boyunca kaçak olduğuna dair binlerce haber basında yapılmamış gibi- kopyasını edindiğim Erdoğan’ın avukatlarının dilekçesine göre, iddia böyle diyordu. Üstelik savcılığa verilen dilekçe eklenerek İstanbul Barosu’na da şikayet edilmiştim. “Avukatlık mesleğine” yakışmayan, ülkenin Başbakanı ve oğlu hakkında hakaret ve iftira içeren twitler atarak avukatlığa “uygunsuz” davranışlarda bulunduğumdan dolayı.

Bu tür şikayetlerde genel ceza hukuku prensiplerine göre politikacılara uygulanan testi, Anayasa Mahkemesi içtihatlarını ve AIHM kararlarını da bildiğim için kaygım gidivermişti. Üstelik twitter hesabımda “RTs are doesn’t mean endorsement” = “RT ler onaylıyorum anlamına gelmez”, yazıyordu. İstanbul Barosu’na istenen savunmayı vermiştim ve onlar da beni haklı bulmuşlardı. Bana savcılıktan da bir şey gelmedi. Sanırım twitler suç teşkil etmediği için takipsizlik kararı verilmiştir. Gerçi belli de olmaz hani. Belki binlerce şikayet dosyasının altında bir yerlerde sırasını bekliyordur benim dosya da.

Ağustos 2014 öncesi, yani Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmeden önce, tarafından yapılan hakaret, iftira vs suç duyuruları genel ceza hukuku ve AIHM içtihatları kapsamında “ifade özgürlüğü” çerçevesinde değerlendirildiği için çok ciddi bir sorun teşkil etmiyordu. En azından gözaltı olmuyordu.

Erdoğan, tarihe en çok hakaret konulu suç duyurusunda bulunup sonrasında da hakaretten tazminat davası açan siyasetçi olarak geçti. Geçmesine geçti ama sonuç alarak geçmedi… Suç duyurusunda bulunması veya tazminat davaları açması insanları korkutmaktan başka bir işe yaramadı pek. Erdoğan’ın Başbakanlık döneminde yaptığı şikayetlerin büyük bir çoğunluğu sonuçsuz kaldı. 

Ancak Cumhurbaşkanı seçildiğinde durum değişti ve bu durum değişikliği giderek kaygı verici bir hal almakta. Türk Ceza Kanunu (TCK) Md. 299 'a göre Cumhurbaşkanına hakaret suç. Şöyle ki;

Cumhurbaşkanına hakaret

TCK Madde 299-
(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanı'nın iznine bağlıdır.

Bu madde de cumhurbaşkanını herhangi bir siyasetçi gibi değil ayrı bir konumlandırma ile koruyor. Dolayısı ile Erdoğan’ın aktrolleri ve avukatları artık bu maddeye atıf ile şikayetlerini yaptıklarında basit bir hakaret iddiasından sorunsuz kurtulacak vatandaş; TCK Md. 299 altında hapis cezası alabilecek. Nitekim Konya’da 16 yaşındaki lise öğrencisi bu kapsamda göz altına alındı ve yüzlerce kişi bu madde kapsamında sorgulandı.

Eminim soruşturmaları halen devam ediyordur.

Cumhurbaşkanı, bütün Anayasa, kanun ve teamülleri yok sayarak; fiili olarak siyasi parti lideri gibi hareket ettiğinden, TCK Md. 299’dan yararlandırılmamalıdır. Bu kalkan, Erdoğan’ın elinden alınmalı ve daha fazla insan, genç mağdur edilmemelidir. Ben, seçilen arkadaşlarımızdan, TCK 299’u en azından 2019’a kadar geçici olarak yürürlükten kaldıracak yasa değişikliği teklifini vermelerini talep ediyorum.

Çünkü, gün geçmiyor ki “Cumhurbaşkanına hakaretten gözaltına alındı” haberleriyle uyanmayalım. Bir kaç hafta önce, Bolu’da kız öğrenci S.E.’nin bir twiti retweet etti diye, Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla yurdundan polisler tarafından alındığı haberleri vardı BirGün gazetesinin manşetinde ve diğer gazetelerde de bu haber boy boy yazıldı. Konya’da 16 yaşındaki lise öğrencisi M.E.A nın Cumhurbaşkanına hakaretten tutuklanması ise en çok ses getiren vaka idi.

Tüm toplum, özellikle de gençler üzerindeki bu korkutma, sindirme ve yıldırma sonlandırılmalı. Nasıl mı? Cumhurbaşkanına hakaret için düzenlenmiş özel madde olan 'Madde 299’ un yürürlükten kaldırılmasıyla!

Cumhurbaşkanının, tüm Anayasal teamülleri yok sayarak bir siyasi parti lideri gibi hareket ederken, siyaset üstü kalmayı başaramamışken ve toplumun %60'ını halen düşmanı gibi görüp, öyle davranıp ve aşağılamaya çalışırken “Cumhurbaşkanına hakaret suçu” nu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinden yararlanması bir an önce önlenmelidir. Mevcut Cumhurbaşkanı teamül ve kanunlara aykırı davranırken, makamına yakışmayacak davranış ve tutumlar içerisindeyken TCK 299’un koruma ve kalkanında kalamaz!

Liseli ve üniversite öğrencilerinin, balkonundan ayakkabı kutusu sallayan Ayşe teyzenin davranışları, bir siyasi parti lideri gibi hareket edip, konuşan ve cumhurbaşkanlığı koltuğu ve makamının ağırlığı ve tarafsızlığının hakkını ver(e)meyen Erdoğan’a karşı yapıldığı iddia edilen sözlü veya yazılı hakaret olarak nitelendirilebilecek eylemler, herhangi bir siyasetçi için geçerli olan teste tabii olmalı. Çünkü Erdoğan, sıfatı ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyet Cumhurbaşkanı gibi değil, kendisi inkar etse dahi, bir siyasi parti lideri gibi hareket etmeye devam etmektedir .

Tarihe en çok dava açan Başbakan olarak geçecek olan Erdoğan ve makamı şimdi Türk Ceza Kanunu koruması altında olduğundan, özel kurduğu Sulh Ceza Hakimlikleri aracılığı ile toplum üzerindeki korku imparatorluğunu devam ettirmekte.

16 yaşındaki lise öğrencisinin evinden sabaha karşı alınması, görme engelli gazetecinin hakaret suçunda hapis cezası alması gibi haberler tepki toplamaya devam ediyor. Anayasa ve Türkiye Cumhuriyeti teamüllerini yok sayan tutumu nedeniyle protesto ve ağır eleştirilerle karşılaşan Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve kanunlarını yok sayarken, Cumhurbaşkanlığı makamına saygıyı korumak amaçlı çıkartılmış ceza kanunlarından yararlandırılmamalıdır.

Bundan dolayı da acilen, seçilmiş yol arkadaşlarıma çağrımdır ki; yapacağınız ilk işlerden biri de TCK Md 299’u yürürlükten kaldırmak olmalıdır! En azından 2019’a kadar geçici olarak kaldırılmalıdır.

24 & 25. Dönem CHP İstanbul 
3. Bölge Milletvekili Adayı

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim