• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -1 °C

Tellallık-Komisyon Sözleşmeleri

Tellallık-Komisyon Sözleşmeleri
Tellallık-Komisyon Sözleşmeleri hakkında Yargıtay kararı:

13. Hukuk Dairesi 2014/4500 E.,  2014/15771 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ    : Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ    : 21/01/2013
NUMARASI    : 2011/412-2013/6

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, villa satışı için alıcı ve davalı arasında 19/03/2011 tarihli taşınmaz ön satış ve emlak komisyonculuğu sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede satış işlemlerinin 24/03/2011 tarihinde yapılacağının belirtilmiş olmasına rağmen davalının sözleşmede belirtilen tarihte sözleşmede alıcı görünen Ş.. E..'a gayrimenkulü satmayıp başka bir şahsa sattığını, sözleşmede kararlaştırılan bedelin ödenmesi için başlatılan takibe davalını haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, alıcının cayması neticesinde taşınmazını başka bir kişiye sattığını, ücretin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2011/8775 takip sayılı dosyasında asıl alacağın 2.065,00-TL'lik kısmına yaptığı itirazın iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranında yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, emlak komisyon sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlattığı takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin olarak eldeki davayı açmıştır. Satıcı davalı, alıcı ve davacı emlak komisyoncusu arasında imzalanan sözleşmede satışın 24.3.2011 tarihinde yapılacağı kararlaştırıldıktan sonra 1. maddesinde alıcı ve satıcının %2 artı KDV komisyon ücreti ödeyeceği, 3. madde de taraflardan herhangi birinin satıştan vazgeçmesi halinde satıştan cayan tarafın her iki tarafa ait tellalık ücretini(%4 artı KDV), herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın tapu satışı için kararlaştırılan tarihte, emlakçıya ödeneceği kararlaştırılmıştır. Mahkemece, davalının iddiasını ispatlayamadığı, sözleşmenin 3. maddesinin cezai şart olduğu ve BK.'nun 161/son maddesine göre cezai şartın fahiş olduğu nazara alınarak cezai şart miktarı 2.065,00 TL olarak belirlenmiştir. Ne var ki sözleşmede kararlaştırılan %4'lük bölümün %2 'sini komisyon ücreti olarak davacı hak kazanmıştır. %2'lik diğer kısım ise cezai şart olup 818 Sayılı Yasa'nın 161. maddesine göre indirim yapılması gerekmektedir. O halde mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.5.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

13. Hukuk Dairesi 2014/1774 E.,  2014/15035 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ    : Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ    : 09/10/2013
NUMARASI    : 2013/103-2013/569

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, emlak komisyonculuğu yaptığını, davalının taşınmaz almak için kendilerine başvurduğunu ve 28.11.2012 tarihli “gayrimenkul görme formu”nu imzalayarak yer gösterdiklerini ve 06.12.2012 tarihli “teklif formu” nun imzalandığını, davalının daha sonra bu taşınmazı satın almasına rağmen sözleşmede öngörülen bedeli ödemediğini, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. 

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, davalıyla aralarındaki tellalık sözleşmesine göre, davalıya gösterdiği gayrimenkulün 1 yıl içinde satın alınmış olması nedeniyle komisyon bedeline hak kazandığını ileri sürmüş; mahkemece ise, taraflar arasında imzalanan “gayrimenkul görme formu” gayrimenkultellalık sözleşmesi olarak değerlendirilmediğinden, başkaca bir inceleme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ile davalı arasında imzalanan 28.11.2012 tarihli “gayrimenkul görme formu” adı altındaki sözleşme incelendiğinde, alıcının gördüğü gayrimenkulü şahsı, ortağı, kan ve sıhri hısımları vs. sözleşme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde satın alması halinde satış bedeli üzerinden %3 komisyon + KDV komisyon bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığı ve taraflarca 

imza altına alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının dayandığı davalı ile yapılan 28.11.2012 tarihli sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 520.( Eski BK.404.) maddesindeki şartlara uygun geçerli bir tellallık sözleşmesidir. 

Tellallık sözleşmesi, tellal ile bu sözleşmeyi imzalayan kişi arasında hak ve borç doğuran bir sözleşmedir. Öyle olunca davalı, şartların gerçekleşmesi halinde, davacıya karşı sözleşme ile yükümlendiği ücretten sorumludur. Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş, sözleşme geçerli kabul edilmek suretiyle, davaya konu taşınmazın tapu kaydının getirtilerek incelenmesi suretiyle davacının tüm istek kalemlerinin değerlendirilmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 182/son.( Eski BK.nun 161/son) maddesi gereğince tenkisi gerektirecek bir durum varsa bu hususun da değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

11. Hukuk Dairesi 2012/14445 E., 2014/5408 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ    : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ    : 23/05/2012
NUMARASI    : 2011/89-2012/284

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.05.2012 tarih ve 2011/89-2012/284 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. G..A. G.. ile davalılar vekili Av. H.. M.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı Ş.. K.. arasında 05/04/2010 tarihinde gayrimenkul görme ve hizmet bedeli sözleşmesin akdedildiğini, sözleşmede davalı Ş.. K..’nun kiralayıcı bölümüne hem kendi adını hem de C.. Ayvalık Balıkçısı unvanı yazıdığını, müvekkili tarafından gayrimenkulün davalıya gezdirildiğini ancak daha sonra davalıların müvekkilini devre dışı bırakarak mülk sahibi ile bire bir olarak görüştüklerini ve mülk sahibi ile kira sözleşmesi imzaladıklarını, davalı şirketin sözleşmenin yapılmasından hemen sonra kurulduğunu, davalıların birlikte hareket ederek müvekkilini devre dışı bırakmak suretiyle davacının hak ettiği hizmet bedelini ödemekten imtina ettiklerini ileri sürerek tellalık ücreti olan 43.200 USD’nin 05/04/2010 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davalı şirkte ile davacı arasında herhangi bir sözleşme olmadığını, C.. Ayvalık Balıkçısı ile davalı şirket arasında isim benzerliği bulunduğunu, sahiplerini de ayrı kişiler olduğunu diğer davalı Ş.. C..’in de davalı şirkette çalışmadan önce C.. Ayvalık Balıkçısı'nda çalıştığını ve sözleşmeyi 05/04/2010 tarihinde imzalamış ise de 01/07/2011 tarihinden itibaren davalı şirkette çalışmaya başladığını, tellalıksözleşmesi düzenlemesi için yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre gayrimenkul görme ve hizmet bedeli sözleşmesinin 05/04/2010 tarihli olup kiralayıcı olarak C..ı Ayvalık Balıkçısı adına C.. K..u'nun yer aldığı ticaret sicil aracılığıyla yapılan incelemede davalı C.. Gıda Turizm Ltd. Şti'nin 21/05/2010 tarihinde kurulduğu ve yetkili kişilerin C. B.. ile H..E.. olduğu, C.. B..R...'ın sahibinin dava dışı Y.. B.k olup adresinin farklı olduğu ve vergi dairesinden getirtilen kontrata göre de mülk sahiplerinin Turgut Özal Bulvarı No:15 Küçükyalı İstanbul adresinde bulunan taşınmazı davalı şirkete 01/06/2010 tarihi itibariyle kiraladıkları, davalı Ş.. K..'nun davalı şirket adına temsil ve imza yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 

Dava, Gayrimenkul Görme ve Hizmet Bedeli Sözleşmesi'nden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ticaret sicil aracılığıyla yapılan incelemede davalı ..Gıda Turizm Ltd. Şti'nin 21/05/2010 tarihinde kurulduğu, şirketin yetkili temsilcilerinin C.. B.. ile H.. E.. olduğu, taşınmazın davalı şirkete 01/06/2010 tarihi itibariyle kiralandığı, davalı Ş.. K..'nun davalı şirket adına temsil ve imza yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 512. maddesi; "Şirket ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanır. Tescilden önce, şirket namına muamelelerde bulunulmuş ise muameleyi yapanlar şahsen ve müteselsilen mesul olurlar. Bu gibi taahhütlerin, ileride kurulacak şirket namına yapıldığı açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık bir müddet içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa muameleyi yapanlar mesuliyetten kurtulur ve yalnız şirket mesul olur" hükmünü içermektedir. Dava konusu olayda davalı Ş.. K.. ile davacı arasında hizmet sözleşmesi 21.05.2010 tarihinde akdedilmiş, davalı isminin yanına (Cundalı Ayvalık Balıkçısı adına) cümlesi yazılmıştır. Davalı şirket ise bu tarihten sonra 21.05.2010 tarihinde kurulmuş, malik ile 01.06.2010 tarihinde kira sözleşmesini yapmıştır. Bu durumda davalı Ş.. K..’nun diğer davalı şirket adına sözleşmeyi yaptığının kabulü ile davalı Cı Gıda Ltd. Şti'nin de sorumluluğuna anılan yasa maddesi hükmü uyarınca karar vermek gerekirken, yazılı şekilde bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim