• BIST 89.496
  • Altın 146,559
  • Dolar 3,6433
  • Euro 3,9136
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 16 °C

TİCARET- SİYASET VE YENİ GÜÇ TARİKAT ORTAKLIĞI!

Av. Bektaş ŞARKLI

Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte Türkiye ekonomik ve politik tercihini devlet destekli kapitalizm modeli olarak belirlemiş ve ulusal bir burjuvazi sınıfı yaratma adına şu anda Türkiye’nin en zenginleri olan ve gelir dağılımın her zaman tepesinde yer alan belirli aileler vergi muafiyetleri, sübvanselerle ve teşviklerle desteklenmiştir.

Bunlar aynı zamanda o dönemlerde Türkiye’nin toprak zenginleridir. Bunlara takılan sıfatlar arasında “ bilmem ne ağa” diye tarif edilmeleri sebepsiz değildir. 

Bu dönemlerde uygulanan ekonomi politikalarında siyaset ve ticaret adeta iç içe geçmiştir. Bugünün anlı-şanlı sanayicileri ve tüccarları yıllarca siyasi iktidarlara(1965’e kadar CHP, 1965’den sonra AP ve türevlerine) sırtını dayayarak halkın iliğini sömürmüş ve semirmişlerdir. Sanayi deyince de aklınıza öyle makine üretimini planlayan, seri imalat yapan, dış pazarda yeri olan bir sanayi aklınıza gelmesin. Bunların bugünde bence tartışılan “sanayi” kavramından anladıkları montaj üzerine kurulu, yurt dışı emsalleriyle rekabet edemeyen, sadece iç pazarda rekabet imkânı olmadığından Türk halkı tarafından mecburiyetten tüketilen mallardır.

Sanayicilerimiz(!) bozulmasın ama aynı ürün bandında Avrupa’daki bir ürünün tercih edileceği gerçektir. Zaten o yüzden sanayici ve tüccarlarımız araç tercihlerini Avrupa’daki son model araç tercihleriyle de trafikte gördüğünüz üzere ortaya koymaktadır. Bugün hangi sanayici ve ticari şirketin ürünü olursa olsun Avrupa'daki emsalinin karşısında iç pazarda devlet desteği olmadan tercih edilmesi veya rekabeti söz konusu olamaz. Bu yüzdendir ki, AB ile görüşülen “Malların serbest dolaşımına” ilişkin en büyük tepkiyi sanayicilerimiz göstermektedir.

Çünkü sanayicilerimizde çok iyi bilmektedir ki, malların serbest dolaşımının yolu açılması halinde aynı ürün gamında yapıp – sattığı malın kalitesi ve pazarı karşısında rekabet şansı yoktur. Yıllardır sırtını dayadığı teşviklerin ve sübvansenin kalkması halinde çökecektir.

Bunu çok iyi bilen iş dünyası da, bu karşılıklı çıkar dünyasında her zaman siyasete de el atmış ve siyasete de sürekli yatırım da yapmıştır.(Karşılıksız aşk ve sevgi ancak masallarda ve Leyla -Mecnun döneminde kalmıştır.)

 

Bu çıkar dünyasında, varlıksal olarak kalmalarının tek sebebi birbiriyle kurdukları “kirli ilişkiler” olmuştur. Seçim dönemlerinde bakınız siyasetçilerin koşa koşa gittikleri ilk kapı sanayiciler ve tüccarlardır.

Oysaki hepimizin bildiği üzere bu arkadaşlarımızın da biz naçizane Allah’ın sevgili kulları gibi tek oy hakkı vardır. Aslında olay Şener Şen’in oynadığı “Züğürt Ağa” filmindeki gibi aşiretindeki köylüler adına söz söyleyen, siyasetçilere onlar adına söz veren toprak ağası ile siyasetçiler arasındaki aynı ilişki tipidir dönemin toprak ağalarını(yine köken ve zenginlik olarak gücünü topraktan alan) bugünkü “modern ağalar ”almıştır aslında.

Türkiye siyasi tarihinde her 10 yılda bir yaşanan ve maalesef olağan hale gelen askeri darbeler döneminde siyasilerle kurulan ilişki bu sürekli güç odağıyla da aynı şekilde devam ettirilmiştir. Darbe dönemlerindeki generaller hakkındaki yolsuzluk dosyalarına ve kişisel servetlerine bakıldığında durum daha iyi anlaşılacaktır.

Türkiye’deki asıl mücadelenin, siyasi hareketlerin ve aktörlerinin fikir ve ideolojik ayrımlardan ziyade eldeki servetin ve zenginliğin el değiştirmesi mücadelesi olduğunu söylemek büyük bir iddia olmayacaktır kanaatimce. 2002 AKP iktidarı dönemine kadar olan siyaset-ticaret-asker güç odağına, siyaset- ticaret ve tarikat olarak yeni bir halka eklenmiştir.

Bu tarikatlar öyle bildiğiniz Yunus Emre dönemindeki “bir hırka, bir lokma “anlayışını modern çağımızda(!) aşmış, Hâkim-savcı atayan, bürokraside terfi ettiren, sürgün eden, HSYK sınavlarında torpil için gidilip el-etek öpülen, kendinden olana iş bulan, iş kuran, holdingleşen, siyasi gücü olan, milletvekilleri, bakanları, belediye başkanları olan bir güç haline gelmiş/getirilmiştir.

Bugünkü siyasi tabloda ibre Fethullah Gülen cemaatine karşı diğer tarikat ve cemaatleri yanına alan AKP lehine gözükse de, yarın hangi cemaat veya tarikatın siyasi iktidara karşı gücünü test etmeye çalışacağını ve kimin diğerine karşı üstün geleceğini, tarikatlar arasında savaşın neticesini, dış aktörlerin etkisinin ne olacağını zamanla bekleyip göreceğiz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim