• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara -1 °C

TIR Savcılarını Tutuklayan Hakim HSYK'ya Şikayet Edildi

TIR Savcılarını Tutuklayan Hakim HSYK'ya Şikayet Edildi
Adana’da Mühimmat yüklü TIR soruşturmasını yürüten ve 7 Mayıs’ta tutuklanan savcılar Özcan Şişman ve Aziz Takçı’nın avukatı Alpdeğer Tanrıverdi, savcılar hakkında tutuklama kararı veren Hakim Fatih Mehmet Aksoy’u HSYK’ya şikayet etti.

Grihat'tan  Arzu Yıldız'ın haberine göre 5 sayfalık şikayet dilekçesinde 2802 sayılı yasanın 88.maddesinde yer alan “hakim ve savcıların ağır cezalık suçüstü halinde tutuklanıp, sorgulanabileceği” hükmünü içeren yasayı ihlal ettiği, bunun yanı sıra 89, CMK'nın 98, 101. Maddelerine açıkça aykırı davrandığı ve yasaları ihlal ettiği belirtildi.

Tarsus 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fatih Mehmet Aksoy’a “Hürriyetten yoksun kılma” (TCK 109) , “Görevi kötüye kullanma” (TCK 257) ve “görevi kötüye kullanmak suretiyle usul ve yasalara aykırı olarak tutuklanmalarına karar verdiği” suçlamaları yöneltildi. Öte yandan sorgu tamamlanmadan adliyeye infaz savcısının çağrılması, kelepçeli polislerin gelmesi gibi durumlara da dilekçede dikkat çekildi.
 
Dilekçede tutuklamanın yapıldığına güne dair adliyenin güvenlik kameralarının incelenmesi de istendi.Suç duyurusu dilekçesinde, savcılar hakkında kovuşturma kararı bulunmadığının da altı çizildi.

Dilekçede suçlamaya konu olan olaylar şöyle sıralandı

05.05.2015 tarihinde, HSYK başmüfettişi tarafından, Anayasa'nın 138, 2802 Sayılı kanunun 88, 89, CMK'nın 98, 101. maddelerine açıkça aykırılık teşkil eden, hukuki nitelemeden yoksun, talimatla yazıldığı bariz, objektiflikten uzak, tamamıyla afaki suçlamalardan ibaret olan, mesleğe yeni başlamış hakim ve savcılar tarafından bile yapılması mümkün olmayan hatalarla dolu, ceza hukukunun temel ilkeleri ve diğer tüm uygulamalarına aykırı olduğundan şüphe duyulmayan bir yazı ile müvekkillerimin tutuklanması amacıyla yakalanması talep edilmiş, bu talep gereğince şüphelinin başkanı olduğu Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce müvekkillerimin yakalanmasına karar verilmiştir.

Şüphelinin başkanı olduğu Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi  tarafından verilen yakalama kararı yerine getirildikten sonra usul ve kanuna aykırı olarak yapılan sorgulamanın ardından müvekkillerim hakkında, tüm evrensel hukuk normları ayaklar altına alınarak tutuklama kararı verilmiştir.

Suçüstü halinden bahsedilemez

2- 2802 Sayılı Kanunun "Yakalama ve sorgu usulü" başlıklı 88.maddesinde "Ağır ceza Mahkemesinin görevine giren suçüstü halleri dışında suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya  çekilemez. "denilmektedir.Müvekkillerime isnat edilen sözde suç tarihi 01.01.2014 ve 19.01.2014 olup, yakalama talep ve karar tarihi ile arada geçen zaman dikkate alındığında suçüstü halinden bahsedilemez.Zira yakalama yapılabilmesi için isnat edilen sözde suçun sadece ağır cezalık olması yeterli olmayıp aynı zamanda suçüstü halinin de gerçekleşmiş olması gerekmektedir. İsnat edilen sözde suç, niteliği itibariyle tek hareketli suçüstü olarak işlenmesi mümkün olan suçlardan değildir. Bu nedenle söz konusu yasanın amir hükmü göz vardı edilerek açıkça kanuna aykırı şekilde talepte bulunulmuştur.

89.maddeye aykırılık

3- 6087 Sayılı Kanunun " Kurul müfettişlerinin görev ve yetkileri" başlıklı 17/2-b maddesinde "Yapacakları inceleme ve soruşturmalarda bu Kanunda verilen yetkilere ilave olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa göre işlem yapabilir; kanunlarda kendilerine ve Cumhuriyet savcısına, soruşturmanın yürütülmesiyle ilgili tanınan tüm yetkileri kullanabilir."  2802 Sayılı Kanunun "Kovuşturma kararı ve ilk soruşturma" başlıklı 89.maddesinde "Hakim ve savcılar hakkında görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde evrak, Adalet Bakanlığınca ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına... gönderilir." 5271 Sayılı Kanunun "Tutuklama kararı" başlıklı 101. maddesinde "Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verilir."  Denilmektedir.

Yukarıda bahsi geçen kanun maddeleri gereğince, müvekkillerim açısından öncelikle görevli ve yetkili mahkeme Tarsus Ağır Ceza Mahkemeleri değildir. Zira kanunda "ilgilinin yargı çevresi" nde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesinden bahsedilmekte olup, burada kastedilen, isnat edilen suçun işlendiği yer değil, ilgilinin, talep tarihi itibariyle görev yaptığı yerdir. Müvekkillerinden Aziz TAKÇI halen Zonguldak, Özcan ŞİŞMAN ise Mersin  Cumhuriyet Savcısıdır. Bu nedenle Tarsus ağır ceza mahkemelerinin yetkili olmadığına şüphe yoktur.

Usul ve yasalara aykırı

HSYK başmüfettişinin soruşturmada Cumhuriyet Savcısı yetkisi kullandığında tereddüt olmadığına göre CMK'nın 101. maddesi gereğince, yakalanan kişinin,yakalamayı isteyen mercii önünde getirilmesi, lüzum görülürse savunması alınıp, iktiza ettiği takdirde tutuklama talebiyle merciine sevk edilmesi gerekirken yakalama talebi ile müvekkillerimin sorgusuna başlanması usul ve yasaya aykırıdır.

Söz konusu madde uyarınca, yakalama kararı veren mercii, soruşturma aşamasında kendiliğinden başka bir işlem tesis edemez. Şayet yakalama kararına konu şüpheli yakalandıktan sonra mevcutlu olarak tutuklama veya adli kontrol talebi ile önüne gelirse - ki bu konuda Cumhuriyet Savcısı yetkisini kullanan başmüfettişin yeni bir talepte bulunması gerekir- bu takdirde şüphelinin sorgusu yapılabilir.

Tutuklama talebi gelmeden sorguya başlandı

Bu haliyle, müvekkillerim, yetkisi bulunmayan Tarsus 2. ACM önüne getirildiğinde önce HSYK başmüfettişinin huzuruna götürülmesi, tutuklamaya sevk talebi olduğu taktirde mahkeme önüne çıkarılması gerekirdi. Şüphelinin, müvekkillerin yakalanmasının ardından, HSYK başmüfettişinden tutuklama talebi gelmeden önce sorguya başlaması, ağır ceza mahkemesi başkanlığı yapma liyakatini haiz bir yargıç tarafından yapılması makul karşılanacak bir usul hatası değildir. Kaldı ki bu husus duruşma sırasında hakimin reddi talebinde bulunmamızın ne kadar haklı olduğunu da göstermektedir. 

Tutuklama talebi doğrudan 2. Ağır Ceza'ya gönderilmiş

4- HSYK başmüfettişi tarafından, tutuklama amaçlı yakalama emri düzenlemesi talepli yazı incelendiğinde, yazının doğrudan 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildiği görülecektir. Yazının direk 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne değil nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne hitaben yazılması gerekir. Zira usulde ve kanunda aksi yönde tek bir örnek ve karar bulunmamaktadır. Buna göre de 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kendisine gelen yazı üzerinde inceleme ve değerlendirme yapmadan nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine göndermesi gerekir. HSYK'nın 12.02.2015  tarih ve 224 sayılı, 2. Ağır Ceza Mahkemelerinin ihtisas mahkemeleri olmalarına ilişkin kararı ile 2. Ağır Ceza Mahkemeleri, sadece davalara bakmakla yetkili kılınmıştır.

Haklarında kovuşturma kararı yok

Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/339 D.İş sayılı kararının 2.maddesinde de şüphelinin başkanı olduğu mahkeme, son soruşturma makamı olduğundan bahsetmektedir. Müvekkillerim hakkında bir kovuşturma olmadığına göre, davalara bakmakla yetkili olması gereken ve nöbetçi de olmayan Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, tüm bu hususları göz ardı ederek, üzerine vazife çıkarmak suretiyle, üstelik hürriyeti kısıtlayan bir karar altına imza atması, ağır ceza mahkemesi başkanı olan şüpheli açısından ihmal ve kusur olarak değerlendirilemez. En basit ve nazik ifadesiyle, şüpheli üzerine vazife çıkarmış, müvekkillerimin tutuklanması için yapması gereken hukuka aykırı her işlemin altına, her şeyin farkında olmasına ve bilmesine rağmen, hiç çekinmeden imza atmıştır. Müvekkillerim ve diğer şüpheliler ile tüm şüpheli müdafiilerinin savunmaları hariç olmak üzere, Türk hukuk tarihine garabet olarak geçecek bu sürecin baş sorumlusu olmaktan da çekinmemiştir.

23 Klasörün 1 günde incelenmesi

5- Duruşma sırasında savunmalarımızda da belirttiğimiz üzere, şüpheli,önüne gelen 23 klasörden ibaret dosyayı, bir günde incelediğini iddia ederek, talepten bir gün sonra yakalama kararı vermiştir. 3 kişiden teşekkül eden bir heyetin 23 klasörü 1 günde incelediğinden bahsetmek insan zekasıyla dalga geçmekten başka bir şey değildir.  Kaldı ki şüpheli, duruşma boyunca önüne tek bir dosya veya klasör almayıp sadece HSYK başmüfettişi tarafından hukuka aykırı olarak tanzim edilen yazıya dayalı olarak sorgu yapmıştır. Bu bile şüphelinin aslında bir sorgudan ziyade, alacağı hürriyeti kısıtlayıcı karar için gerekli, en basit usul işlemlerini tamamlamaya çalıştığının delilidir.

Sorgu bitmeden infaz savcısı çağrıldı, kelepçeli polisler geldi...

6- Sorgulamanın yapıldığı sırada ve hatta müvekkillerimden Aziz Takçı'nın savunmasına başlanmadan evvel, infaz savcılığı çalışanlarının, bellerinde kelepçe bulunan polis memurlarının ve çevik kuvvet ekiplerinin, gece saatlerinde adliye binasına gelmeleri, kararın çok önceden verildiği konusunda büyük şüphe duymamıza neden olmuştur.Bu durum müvekkilim Aziz Takçı açısından reddi hakim taleplerimizin ne derece haklı olduğunu göstermiştir. Bu hususta, özellikle 07.05.2015 ve 08.05.2015 tarihleri arasında Tarsus Adliyesi güvenlik kamera kayıtlarının tamamının incelenmesi ile iddialarımızda ne denli haklı olduğumuz ve bu hukuk garabetinin ne kadar vahim bir hale geldiği çok daha net anlaşılacaktır.

Şikayet mercii olan makamınızın, bundan önceki hukuk ihlalleri ve işlenen suçlar ile ilgili yaptığımız suç duyurularında göstermediğine inandığımız hassasiyeti bu kez göstermesini ümit ediyor, bunca hukuki gerekçeye rağmen işlem yapılmasına yer olmadığına kararı yerine, hukuki ve insani vicdanlarınızla, haklı, geçerli ve somut delil ve olgulara dayanan taleplerimiz doğrultusunda karar alacağınıza inanıyoruz.

SONUÇ VE İSTEM  : Yukarıda arz ve izaha çalıştığımız üzere, görevi kötüye kullanmak suretiyle, nöbetçi olmadığını bilmesine rağmen, yukarıda 3 numaralı başlıkta bahsettiğimiz şekilde müvekkillerim yakalandıktan sonra, HSYK başmüfettişliği tarafından bir tutuklama talebi olmadan, hürriyetlerinden yoksun bırakılmasına neden olan usul ve kanuna aykırı kararı alan şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın yapılmasına karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim