• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 5 °C

Türk Hukuk Tarihinde Böyle İddianame Görülmedi!

Türk Hukuk Tarihinde Böyle İddianame Görülmedi!
Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturması olarak tarihe geçen ancak yargı süreci işletilmeyen 17-25 Aralık operasyonları İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili İsmail Uçar tarafından AKP’ye karşı darbe soruşturmasına dönüştürüldü.

AKP iktidarına polis ve yargı eliyle darbe yapılmak istendiği ileri sürülen iddianame, Yüzüklerin Efendisi filmindeki karakterlerle benzerlik kurularak gerekçelendirildi. Kurtuluş Savaşı’dan, İstanbul’un alınmasına kadar birçok tarihi saptamalarla süslenen iddianamede Fethullah Gülen bir numaralı sanık olarak yer alırken, yolsuzluk soruşturmaları “hükümete karşı darbe” olarak nitelendi. Yasama dokunulmazlıkları ihlal edilerek telefonları dinlendiği için CHP’li Gürsel Tekin, Kamer Genç ve Melda Onur’un mağdurlar arasında yer aldığı iddianame de AKP’nin yolsuzluk operasyonlarına karşı kullandığı ifadelere sık sık yer verilmesi dikkat çekti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili İsmail Uçar tarafından İstanbul’un alındığı tarihin sembolik olarak ima edildiği “1453” sayfa olarak hazırlanan iddianamede bir numaralı sanık Gülen hakkında ağırlaştırılmış müebbet, eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı'nın da aralarında bulunduğu 69 kişi hakkında çeşitli cezalar istendi. Adem’in çocukları Habil ve Kabil’in kavgasının anlatılarak başlanan iddianamede Roma İmparatoru Sezar ve Brütüs arasında geçtiği bilinen “Sende mi Brütüs” sözüne yer verildi. İddianamede birinci sırada dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere 8 şikayetçi, 27 mağdur yer aldı.

‘Mağduriyetimin asıl kaynağı Erdoğan’

17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasını yürütenlere karşı hazırlanan iddianameye eski CHP Milletvekili Melda Onur, yargı dokunulmazlığı ihlal edilerek telefonları dinlendiği gerekçesiyle mağdur olarak yazıldı. İddianameye tepki gösteren Onur, “Benim bir mağduriyetim varsa onun nedeni Erdoğan’dır” dedi.

Adalet çıkmaz

İddianamede yer alan söz konusu konuşmaların bir mağduriyet sebebi olarak tanımlanmasının mümkün olmadığını söyleyen Onur, yasal sürecin takipçisi olacağını belirtti. Onur, “Erdoğan’a biat esasıyla hazırlanmış bir iddianame söz konusu. Gerçeklerin ortaya çıkartılması ya da adaletin sağlanması gibi bir kaygı bulunmuyor. Tamamen iktidara yaranma amacı taşıyan bir irade ortada duruyor o nedenle buradan adalet çıkması mümkün değil. Recep tayyip Erdoğan’ın mağdur olarak yer aldığı bir iddianamede benim mağdur olarak yer almam mümkün değil.

‘Marduk yılı’

İddianamenin en dikkat çekici bölümlerinde biri de Roboski’de 34 yurttaşın Türk Hava Kuvvetleri tarafından bombalanarak katledildiği saldırı oldu. İddianamenin bu bölümünde Roboski saldırısından İsrail gizli servisi MOSSAD ve Maya uygarlığı takviminin bitimi olduğu için bazı astrologlar tarafından “Kıyamet yılı” olarak yorumlanan “2012-Marduk”a bağlandı. İdianamede, “Uludere’de muhtemelen İsrail Gizli Servisi Mossad’ın da parmağının olduğu bir yanlış yönlendirme sonucu sınırdaki 34 köylü, PKK’lı sanılarak öldürüldü. Türkiye, Marduk yılı 2012’ye şiddeti giderek artan bu gerilimlerle girdi...” ifadeleri yer aldı.

Uçar’ın ifadeleri sosyal medyada alay konusu oldu

İddinamede, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve bazı MHP’li milletvekillerinin özel hayatına ilişkin yayınlanan görüntüler ve Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın yargılandığı davadan Gülen cemaati sorumlu tutuldu. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının hükümete dizayn etmek amacıyla düzenlendiğinin anlatıldığı iddianamenin sonuç bölümünde ise Atatürk’ün Genlçliğe Hitabesinden bölümlere yer verilerek, “Türk istiklal ve Cumhuriyetinin saldırı altında olduğu dönemlerden geçmekteyiz" denildi.

Sosyal medyada mizah ve eleştiri konusu yapılan iddianamede yer alan bazı bölümler şöyle:

Kadirşinas komşular

Dünya dengeleri sürekli olarak değişmektedir. Büyük devletler Ortadoğu ülkelerine musallat olmuşlar ve on yıllardır bu toprakların insanı kan ve gözyaşı ile yerlerinden ve yurtlarından edilmektedir. Komşu devletler iç savaş içerisinde buhrandan buhrana sürüklenmekte, insanlar vatanını terk edip göçebe olmaya zorlanmaktadır. Ancak Irak ve Suriye'deki halkın vatanından edilmesi karşısında, acılarını bir nebze dindirebilmek için Türkiye onların imdadına yetişmektedir. Ülkemizin çevresinde kudretli ve hatırşinas bir komşusu bulunmamaktadır. İnsan hakları nutukları atan ve her sene açıkladıkları raporlarla Türkiye'yi eleştiren Batılı ülkelerin mültecilere yaklaşımı bütün dünyanın gözü önünde yaşanmıştır. Mültecileri tekmeleyen gazeteciler, botlarla gelen mültecileri ülkelerine kabul etmemek için olmadık bahaneler uyduran Batı uygarlığı sınıfta kalmıştır.

İlk infaz Başbuğ

Güç sarhoşu olan cemâat ilk büyük infazını İlker Başbuğu tutuklayarak yapmıştır. Toplumun nabzı ölçülmüş, sol kesimler hariç yeterli tepki yoktur, hatta sağ kesimlerden hükûmete karşı bir oluşum içerisinde olan bir ordu ve komutanı şeklinde bir suçlama gündeme getirildiği için destek görmüştür. Cemâat süreci iyi okumuştur. Kendi lehine değerlendirmiştir.

Yerli değil

FETÖ terör örgütü de yerli bir örgüt değildir. Kökü dışarıda, devletin kılcallarına kadar sızmış, devlete kastetmiş bir ihanet örgütüdür. Bu örgütle mücadelenin zorluğu, halk tabanında kendisine dini temalarla yer bulmuş bir örgüt olmasından kaynaklanmaktadır.

Bugüne kadar devletle karşı karşıya gelmemiş olmasının rahatlığıyla bütün yönetim dönemlerinde ilerlemeye devam etmiştir. Ancak artık devleti karşısına almıştır. Devletle savaşmaktadır. FETÖ Terör Örgütü'nün toplumda barışık olduğu hiçbir kesim yoktur. Sadece kendi menfaatleri vardır.

Şık ve Şener konusu

KCK operasyonlarının başladığı 2009'dan bir yıl sonra hayatını istihbarat ve terörle mücadele ile geçirmiş Türkiye'nin belki de en meşhur polis şefi Hanefi Avcı, önce iyi bildiği istihbarat ve psikolojik harekat operasyonlarıyla itibarsızlaştırılmaya çalışıldı ve sonra Devrimci Karargâh terör örgütüne yardım ettiği gerekçesiyle tutuklandı.

Bu olayı, 2011 yılında gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın tutuklanmaları izledi. Her iki gazeteciye de yine bir terör örgütüne üyelik suçlaması yöneltildi. Ancak bu defa artık adeta 'psikolojik harekat jokeri'ne dönüşmüş 'Ergenekoncu' yaftası kullanıldı. Halbuki bu üç kişiyi iyi kötü tanıyan herkes bu kişilerin 'terörizm'le ilgilerinin olmayacağını biliyordu. 2011'in sonunda beklenmedik bir tutuklama daha gerçekleşti: Cübbeli Ahmet Hoca lakaplı popüler vaiz Ahmet Mahmut Ünlü, suç örgütü ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle cezaevine konuldu.

Frodo mu?

İddianamede Cumhurbaşkanı Erdoğan, fantastik edebiyatın simgesi haline gelmiş olup daha sonra sinemaya da aktarılan Yüzüklerin Efendisi filminde Frodo isimli karaktere benzetildi. İddianamenin bu bölümünde şu ifadeler yer aldı: “Desteğini halktan alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan rol çalmaya çalışanlar (Yani Frodo’nun yüzüğünü ele geçirmeyi hedefleyen Smeagollar) hep hüsrana uğradılar”.

Cihaner hatırlatması

Cemaatin güçlendiğine ilişkin olarak sunulan kanıtlardan birinde ise BirGün yazarı ve dönemin Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in makamında gözaltına alınışı hatırlatılıyor. Bilindiği üzere Cihaner tarikatların üzerine gittiği için gözaltına alınmış dönemin AKP’li Adalet Bakanı olmak üzere tüm AKP’liler bu operasyonu savunmuşlardı. İddianamede Cihaner’in yaka paça gözaltına alınarak tutuklandığı anlatıldı.

Subaylar pasifize edildi

Örgütün aşama aşama devleti ele geçirdiği savunulan iddianamede, “Örgüt çok büyük bir camiaya sahip olduklarını düşünerek, artık önlerinde kimsenin duramayacağı fikrine kapılmışlardır. Yaşadıkları özgüven patlamasının neticesi olarak 2007 yılından beridir devletin güvenliğinin teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki vatansever subayları pasifize edebilmek için kendi uydurdukları delillerle operasyon yapmışlardır. Bu şekilde yüzlerce subayın hayatını kararttılar ve birçok masum insanın ekmeğiyle oynadılar” ifadeleri kullanıldı. Örgütün Gezi direnişini desteklediğinin ileri sürüldüğü iddianamede, “Amerika’daki örgüt lideri, masumane istekte bulunan eylemcileri kullanarak aralarına karışan marjinal grupların milyarlarca liralık kamu malını yakıp yıkmasını tasvip eder konuşma yapmıştır. (Çapulcu demeyiniz)” denildi.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim