• BIST 106.711
  • Altın 143,532
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 26 °C

"Türkiye'de İnsanlar Ölümlere Alıştırıldı"

"Türkiye'de İnsanlar Ölümlere Alıştırıldı"
TBB 8. Avukatlar Kurultayı için Antalya'ya gelen Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif Gökçe, BAROTÜRK'ün sorularını yanıtladı.

BAROTÜRK Özel Haber/ Mehmet AYSAN

Sayın Başkanım, 8. Stajyer Avukatlar Kurultayı için buradayız. Sizce stajyer avukatların temel olarak sıkıntıları nelerdir?

Stajyer avukatların en temel sıkıntısı maddi sıkıntıdır. Bugün yaşadıkları en önemli zorluk budur. Biz Kocaeli’de bugün stajyer arkadaşlarımıza ricayla çalışacak ofis bulabiliyoruz. Doğru dürüst maaş alamıyorlar. Çok fazla stajyer avukat geliyor alttan. Çünkü çok fazla hukuk fakültesi var.

Ya hukuk fakültelerinin sayısı azaltılmalıdır. Ya da avukatlık sınavı getirilmelidir. Fakat nedense bu sınav bir türlü getirilmiyor.

Evet doğru başkanım. Burada şunun da etkisi var mı, mesela eczacılar yasa çıkarttılar, şimdi yeni bir eczane açılamıyor. Mesela avukatlar bir türlü sınavı getirtemediler.

Şimdi Mehmet Bey, bence bu bir siyaset sorunu tarih boyunca siyasi iktidarlar hep hukuktan korkmuşlardır çünkü şeffaf, denetlenebilir, yargılanabilir, tarafsız, yansız bir hukuk sisteminde siyasetçi istediği gibi at koşturamaz. Bana göre bu birinci tercihtir. Barolar son yıllarda sesi yüksek çıkan muhalefet eden.

Doğruları söyleyen.     

Hukukun üstünlüğünü savunan belki de ayakta kalan tek kurumlardır. Baktığımız zaman kurumların büyük bir kısmı iktidarların ya arka bahçesi olmuş ya da iktidarın borazanlığını yapmışlardır ama baro başkanları, barolar halen Türkiye’de muhalefetin de olabildiği, farklı seslerin çıkabildiği yerlerdir. Dolayısıyla iktidarda bu tür yerleri itibarsızlaştırarak daha da zor durumuna sokarak özellikle bunları yapıyor yoksa bu sorunları kendileri de biliyorlar yani bugün Türkiye’nin ihtiyacının bu kadar olmadığını AK Parti’nin içerisinde 100’e yakın avukat var hukuk fakültesi mezunu.

Yani bu sorun sadece bildiğimiz bir sorun değil herkesin bildiği bir sorun bunu çözmemek bence bilinçli bir tercihtir çünkü güçlü bir yargı sisteminde, güçlü bir savunma sisteminde, güçlü baroların olduğu bir ülkede muhalefetin de güçlü olacağını siyasetçilerin istediği gibi at koşturamayacağını, yolsuzların olmayacağını, yandaşlıkların çok daha az olacağı bir ülke olur. Bu da tabi ki işine gelmez.

Hükümet istemez.

Yani bugün ki iktidarda bunu istemiyor geçmişte de böyleydi, hep böyleydi.

Belki bundan sonrakiler de istemez.

Yani siyasi iktidar hukuku bir ayak bağı olarak görüyor. Tarih boyunca hukuku bir ayak bağı olarak gördü siyasi iktidarlar Türkiye’de. Hep başarıları artan işte Danıştay’ın karar vererek aldıkları kararları bozan Danıştay’ın onları engelleyen siyaset olan bir kurum olacak görüyorlar. Dolayısıyla hukuka bu açıdan bakan bir siyasi iktidarın çok düzelteceğine inanmıyorum yani.

Diğer sorum başkanım. Ankara’da bir bomba patladı 96 vatandaşımız hayatını kaybetti, 246 yaralı var. İnşallah onlar iyileşirler ama yani tablo çok vahim Cumhuriyet tarihinin en büyük terör olayı. Onunla beraber 7 Haziran’dan beri Türkiye zaten bir çatışma ortamına girdi. Sürekli şehit cenazeleri geliyor, Suruç’ta 32 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu tabloyu nasıl yorumluyorsunuz? Nereye gidiyor Türkiye?

Şimdi Mehmet Bey sizin de bildiğiniz gibi bir barış süreci bir uzlaşma süreci vardı. Yaklaşık 3-4 yıldır Türkiye’de bir huzur vardı. Şimdi ne oldu da 7 Haziran’dan sonra bir anda bu değişti. Tabi ki biz olayın perde arkasını yüzde yüz bilmemekle beraber dışarıdan gözlemlediğimiz kadarıyla bir gizli anlaşma vardı, bir şey vardı içeride ve dışarıda bunun bozulduğunu görüyoruz 7 Haziran seçimlerinden sonra. Belki de bazı siyasi aktörler istediklerini alamadılar 7 Haziran’da istediği sonucu alamadılar düğmeye basılmıştır. Bu içeride de olabilir, dışarıda da. Şimdi dünkü olay çok vahim sizinde bahsettiğiniz gibi Türkiye’de birçok katliamlar oluyor. Çorum’dan tutun, Sivas’ta, Suruç’ta ama sayı olarak Ankara’nın Türkiye’nin kalbi Ankara’da, Ankara’nın kalbi Gar binasında böyle vahim bir olayın meydana gelmesi hem çok ürpertici hem de Türkiye’nin açık hedef olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bugün Türkiye irili, ufaklı 200 ülke içinde terör hedefine en açık ülke çünkü şuan ülkemizde 2 milyona yakın Suriyeli, Suriye vatandaşı altında Türkiye’ye giriş yapmış ve bunların hiçbir kaydı tutulmamış, bunların ne oldukları, nereden gelip nereye gittikleri sorulmamış. Bir ülke düşünün ki kendi ülkesindeki 2 milyon insandan habersiz. Dünyada bunun örneği yok. Bazen siyasi iktidar bununla övünüyor biz kapıları açtık diye. Kapıları açma bu şekilde mi olur? Bu ülkenin egemenliği var. Bu ülkenin polisi 77 milyon iken de nerede yaşadığını bilmeli, ikametgahını bilmeli. Dolayısıyla şuanda biz açık hedefsiz bütün terör örgütleri için. Düşünebiliyor musunuz 2 milyon insanın içinde Rus ajanı da olabilir, CIA’de olabilir. MOSSAD olabilir, İran olabilir, herkes olabilir. Yani bu insanlar Suriye mültecisi kılığında Türkiye’ye girmiş ve Türkiye’de şuanda geçen gün bir gazeteci Hüsnü Mahalli’ydi galiba onun da söylediği gibi 100’e yakın 1000’e yakın IŞİD şeyi var, hücreleri olduğunu söylüyor.

Hücreleri var.

Şimdi gerçekten de bu böyledir. Şimdi hücrelerin uyandığını düşünün 3 gün sonra İstanbul’da, İzmir’de metrolar da, şurada, burada bombaların patlamayacağının garantisini kimse veremiyor.  Bu ciddi bir iç ve dışarıdaki politikanın getirdiği sonuçtur bana göre. Bir kere Türkiye tarihinin Suriye politikası Türk yurt dışı politikasının iflas noktasıdır. Bunu kabul etmek gerekir. Kabul etmiyorlar halen. Yani o politika Türkiye’nin dünyada ve ülkede zor durumda kaldığının bir numaralı göstergesidir. Baştan beri söylüyorduk kabul etmiyorlardı ama Suriye politikası Türkiye’nin dip noktasıdır. Bugün en büyük sıkıntı orada yaşıyoruz bu sorunun sonucudur. Belki dünkü olayın da onunla bağlantısı olabilir. Dolayısıyla dış politikanın derhal değiştirilmesi gerekiyor. Bakın Amerika önceki gün politikasını değiştirdi. Bazen hatadan dönmekte kârdır. Ben bunu yaptım da ömür boyu böyle devam edecek diye bir şey yok. Hepimiz insanız yanılabiliriz. Devlet yetkililerinin yanılmaması lazım ama sonuçta yanılmışlar yani. Yanlış bir politika yürüttüğünüz noktada halen yanlışlarla devam etmenin manası yok. Amerika bir yerde savaş yapıyor, cinayet yapıyor sonra özür diliyor yanlış yaptık diye. Çekilip gidiyor. Özür dileyerek politikasını değiştiriyor. Dolayısıyla siz halen yanlışlarda devam ediyorsunuz. Dünkü olay göstermiştir ki Türkiye halen terörün ve teröristlerin açık hedefidir. Çok kolay eylem yapılabilecek bir ülkedir. Dün mesela İç İşleri Bakanı’nı dinledikçe daha da dehşete düştüm adam diyor ki güvenlik zafiyeti yok.

Yok diyor, evet.

Kendisini galiba miting komite başkanı olarak görüyor. Diyor ki miting alanında güvenlik zafiyeti yoktur. Kardeşim sen İç İşleri Bakanısın ya ülkenin güvenliğinden sorumlusun, mitingin güvenliğinden sorumlu değilsin. Adamın konuşması şu; “güvenlik zafiyeti yok, miting alanında gerekli önlemleri almıştık.” Peki, güvenlik zafiyeti yokta bu yüz kişiyi kim öldürdü? Kim katletti?

Sen sadece miting komitesi başkanı mısın? Bunu bir miting komitesi başkanı söylese dese ki biz mitingi düzenledik miting alanında bir şey olmadı bu dışarı da oldu. Bu miting komitesi başkanını anlarım. Peki, İç İşleri Bakanı miting komitesi başkanı mı? Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün sınırları dahilindeki olaylardan sorumlu kişi midir? Bu bile Türkiye’yi yönetenlerin o gün İç İşleri Bakanı koltuğunda oturan kişinin ne kadar basiretsiz bir kişi olduğunu göstergesidir ya. Adamın savunması bile yaptıklarından daha kötü. Güvenlik zafiyeti yok diyor peki, o neydi? Deprem mi oldu ne oldu yani?

Doğal bir hava faaliyeti mi? Güvenlik zaafiyeti olmaması için bir sebebin olması gerekiyor. Bir doğal afet olması gerekiyor.  Bas baya bir güvenlik zafiyeti canlı bomba, bomba ya da bir şey. Sen sorumlu değil misin ülkenin bütün güvenliğinden?

Biz bunu yaşadık örneklerini Soma’da yaşadık, Ermenek’te yaşadık. Biz de hiç kimse önlem almıyor, istifa etmiyor, özür de dilemiyor. Reyhanlı’da da yaşadık.

Bu çok tehlikeli. İnsanlar ölümlere alıştırıldı ya.

Mesela Reyhanlı patlaması olduğundaki Hatay Valisi şu anda Emniyet Genel Müdürü. Ödüllendiriliyor sanki.

Ama işte biz bunu söylediğimiz zaman hükümetin bilgisi var falanda çıldırıyorlar siz ne demek istiyorsunuz diye. Kardeşim o zaman Reyhanlı’da o dönemde o cinayetler olduğu zaman oradaki Vali’yi görevden alman gerekirken ödüllendiriyorsun.  O zaman biz ne düşünürüz? Demek ki Vali başarılı, o zaman şimdi ki İç İşleri Bakanı başarılı mı? Güvenlik zafiyeti yok diyor.

Ben bir de şuna inanıyorum kontrolden çıkmış ülke yani şuanda siyasi iktidarın ülkeyi tam yönettiğini de düşünmüyorum içeride de, dışarıda da. Dünkü olay da gösterdi aciz durumdalar. Yani söyledikleri şeyler falan da acizliğin ifadesi. Savunmaya bak güvenlik zafiyeti yok. Bu bile tek başına biz acizliğin ifadesidir. Yani ülkenin tamamını yönetemediğini, hâkim olamadıklarını çünkü Türkiye şuanda dünyadaki bütün uluslararası ajanların cirit attığı bir ülke. Herkes içerde maalesef.

Çok teşekkür ederim başkanım. Zaman ayırdığınız için.

Ben teşekkür ederim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim