• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 7 °C

"Türkiye'de Sandık Güvenliği Var, Seçim Güvenliği Yok”

"Türkiye'de Sandık Güvenliği Var, Seçim Güvenliği Yok”
Diyarbakır Barosu Başkanı Av.Tahir Elçi 1 Kasım’a giden süreçte sandık güvenliği ve seçim güvenliği ayrımı yapıyor, ilkinde pek de sıkıntı yaşanmayacağını düşünse de, ikincisi için kaygılı.

Türkiye, çatışmalar, operasyonlar ve can kayıplarının gölgesinde seçime gidiyor. 20 Eylül’de, seçmenlerin oy vereceği sandıklar belirlenecek, 28 Eylül’de siyasi partilerin milletvekili kesin aday listeleri yayımlanacak. 8 Ekim itibarıyla da gümrük kapılarında ve yurt dışı temsilciliklerinde oy verme işlemine başlanacak. 

Peki seçim güvenliği nasıl sağlanacak? Çatışmaların devam ettiği Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sandıklar nasıl kurulacak, siyasi partiler nasıl seçim turuna çıkacak? 

“Sandık güvenliği var, seçim güvenliği yok” 

Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Tahir Elçi 1 Kasım’a giden süreçte sandık güvenliği ve seçim güvenliği ayrımı yapıyor, ilkinde pek de sıkıntı yaşanmayacağını düşünse de, ikincisi için kaygılı:

“Türkiye’de oy verme ve oy sayım işlemlerine ilişkin usulün objektif dengeler üzerinde oluşturulmuş adil bir seçim sistemi olduğunu söyleyebiliriz. Seçim günüyle ilgili kaygı taşımıyorum. Güvenlik görevlileri ve siyasi parti temsilcilerinin olması güven oluşturuyor. Hükümet yetkilileri, mülki amirler ve adli makamlar da seçimlerin dürüstlüğüne gölge düşmemesi için önlem almalı. Seçim gününden ziyade, seçim çalışmalarıyla ilgili kaygılar var. Seçim güvenliği yoktur. Yani siyasi partilerin serbest, demokratik bir şekilde seçmene ulaşabilmesi, propaganda faaliyetlerini sürdürebilmeleri için fiili ve psikolojik koşullar yok. Silahlı eylem ve operasyonların olduğu, güvenlik görevlileri ve gerilla cenazelerinin olduğu bir atmosferde, ne HDP, Osmaniye’de, Ankara’da, Manisa’da miting yapabilir, ne de AKP, Cizre, Lice, Batman’da propaganda çalışmaları yürütebilir.”

“Ateşkes tartışmaları şimdilik rafa kalkmalı”

Türkiye genelinde 130’u aşkın özel güvenlik bölgesi bulunuyor. 7 Haziran Seçimleri’nden sonra ilan edilen bu bölgelere, son olarak Van’ın bazı bölgeleri de eklendi. Tahir Elçi, özel güvenlik bölgelerinin oy hakkı açısından sorun teşkil etmediğini, fakat çatışma sürecinin bir an önce son bulması gerektiğini söyleyerek 20 Eylül’ü işaret ediyor:  

“Bugün itibarıyla hiçbir meskun yerleşim biriminin giriş çıkışında sorun yaşanmıyor. Yine de hâlâ bir güvenlik sıkıntısı, gerginlik var. Ama önümüzdeki günlerde hem hükümetin askerî ve güvenlik operasyonlarını ağırdan alacağını, hem de örgütün silahlı eylemlerine yerleşim birimlerinde son verebileceğini düşünüyorum. Ateşkesten bahsetmiyorum, ama sorunları ertelemenin daha rasyonel olduğunu söylemeliyim. 20 Eylül’de, seçmenlerin sandıkları belirlenecek. Bu tarihten itibaren yeni bir hukuk, seçim hukuku devreye giriyor. Halkın iradesinin tecelli etmesi bakımından yürüyüş, gösteri, propaganda faaliyetlerine müdahale edilmemeli. Seçimin serbest olması, sayımın dürüstçe yapılması önemlidir. Hem hükümeti, hem silahlı örgütü ilgilendirir. Haftaya güvenlik durumunun normalleşeceğini bekliyorum. Diyarbakır Barosu olarak, buna yönelik çağrıda da bulunuyoruz. Şimdilik tek taraflı, çift taraflı ateşkes tartışmalarının anlamsız kalması, Kürt meselesinin demokratik çözümüne fırsat tanımak adına ve halklara saygı gereği, silahların durması gerekiyor.”

Avukat Elçi’nin aktardığına göre, 7 Haziran Seçimleri’ne heyecanla hazırlanan Kürt halkı, 1 Kasım’a gidilirken hayal kırıklığı ve hüzün yaşıyor: “Özellikle son 10-15 senedir, Kürt halkı demokratik süreçlere, seçimlere önem atfediyor. İnsanların ne yazık ki operasyon ve çatışmalar nedeniyle hayal kırıklığı yaşadıklarını, bu nedenle seçim sürecine heyecanlı girmediklerini söyleyebilirim. Bunu, özellikle Kürt siyasi hareketinin görmesi lazım. Tek taraflı söylemiyorum, devlet yönetimi MGK düzeyinde, özellikle Suriye, Rojava’daki gelişmeler ve Türkiye’deki demokratik başarı karşısında süreci bozmaya götürdü. Ama Kürt siyasi hareketinin silahlı kanadı, KCK, PKK, barışa daha fazla direnebilirdi. Onların sorumluluklarını kayda geçirmek lazım. Ama zararın neresinden dönülse kârdır. Silahları susturup, demokratik iradeye ses vermek gerekiyor.”

Kaynak: AGOS

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim