• BIST 96.400
  • Altın 144,423
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C

Türkiye’nin Sistem Sorunu Yok, Başkanlık, Türkiye İçin Macera Olur!

Türkiye’nin Sistem Sorunu Yok, Başkanlık, Türkiye İçin Macera Olur!
Kocaeli Barosu Başkanı Sertif Gökçe, başkanlık sistemine geçilmesi konusunda “Türkiye’nin 100 yılı geçkin bir demokrasi tecrübesi var. Sistemi daha da geliştirmek yerine topyekun kaldırıp yeni bir sisteme geçmek macera olur” dedi.

Yeni anayasa tartışmalarının yaşandığı şu günlerde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ söylemiyle, başkanlık sistemiyle yönetilen 3. dünya ülkelerine ziyaretler yapması tartışmaları daha da artırmıştı.

Baro Başkanı Av. Sertif Gökçe, yeni anayasa konusunda, 12 Eylül askeri darbenin izlerini taşıyan anayasanın her ne kadar değişikliklere uğrasa da darbe izleri taşıdığını söyleyerek, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşların görüşlerinin alınarak yapılacak bir özgürlükçü ve sivil anayasanın gerekliliğini ifade etti.

Av. Gökçe, özellikle iktidar tarafından sıklıkla dile getirilen ‘başkanlık sistemi’ konusunda ise “Bütün gelişmiş ve demokratik ülkelere baktığımızda hepsi parlamenter sistemde. Türkiye’nin bu konuda 100 yılı geçkin bir demokrasi tecrübesi var. Bu sistemi daha da geliştirmek yerine topyekun kaldırıp yeni bir sisteme geçmek macera olur” dedi.

Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif Gökçe, Yeni anayasa ve başkanlık sistemi hakkında BİZİM KOCAELİ gazetesinden Büşra Şefkatli'ye konuştu.

Türkiye’nin gündeminde sıklıkla tartışılan bir konu yeni anayasa. Siz bu tartışmalar hakkında ne düşünüyorsunuz, sizce anayasanın değişmesi gerekiyor mu?

-Hepimizin bildiği gibi şu anki anayasa 12 Eylül’den sonra yapıldı. Çeşitli zamanlarda değişiklik yapılsa da temel mantık olarak halen darbe anayasa ruhunu taşımaktadır. Daha sivil ve darbe anayasasının izlerini silecek bir anayasa lazım. Ancak bu aşamada bütün siyasi parti ve sivil toplumun üzerinde anlaşabileceği bir anayasa değişikliği olması gerekmektedir.
 
Özellikle iktidar partisi anayasanın değişmesi konusunda çok ısrarcı. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Kimin ne anladığına bağlı bu. Herkes kendi penceresinden bakıyor. Yeni anayasada şu an için ne olacağını bilmiyoruz. Ancak dediğim gibi, 12 Eylül’ün izlerini kaldıracak bir sivil anayasa gereklidir. 
 
ÖZGÜRLÜKÇÜ VE SİVİL ANAYASA

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda ‘milli irade hazır’ gibi bir söylemi de var. ‘Milli irade’ gerçekten hazır mı bu değişikliğe?

- Şu an itibariyle yüzde 50’nin üzeri parlamentoda temsil ediliyor. 4 partinin uzlaşmasıyla ve sivil toplumun da görüşleri alınarak yapılacak olan anayasanın milli iradeyi temsil edeceğini düşünüyorum.

Yeni anayasadan beklentileriniz neler?

-Başta YÖK olmak üzere anti demokratik uygulama ve kurumların yerine daha demokratik kurumlar getirilmeli. Yargının bağımsızlığının tam sağlandığı güçler ayrılığının kesin çizgilerinin çizildiği özgürlükçü, sivil, demokratik anayasa Türk milletinin en doğal hakkıdır.

Geçtiğimiz günlerde yapılan görüşmelerde muhalefet masadan kalktı. Bu tavrı doğru buluyor musunuz?

-Milletin düşüncelerini savunmak gerekir, masa terk edilmemelidir.

YENİ SİSTEM AĞIR SONUÇLAR DOĞURABİLİR

İktidar partisi, parlamenter sistemin tarihi miladını doldurduğunu iddia ederek başkanlık sistemini savunuyor. Bu doğru bir söylem mi?

- En doğru sistem parlamenter sistemdir. Çünkü bütün gelişmiş ve demokratik ülkelere baktığımızda hepsi parlamenter sistemde. Türkiye’nin bu konuda 100 yılı geçkin bir demokrasi tecrübesi var. Bu sistemi daha da geliştirmek yerine topyekun kaldırıp yeni bir sisteme geçmek macera olur.

Başkanlık sistemi Türkiye’ye uygun bir sistem mi?

-Başkanlık sisteminin başarıyla uygulayan tek ülke Amerika Birleşik Devletleri. Onun da tarihi ve kültürel sebepleri vardır. O sebepler Türkiye’de mevcut değildir. Başkanlık sistemiyle yönetilen diğer ülkelere baktığımızda ise; Venezuela, Güney Kore, Panama, Ermenistan, Afganistan ve Kenya gibi ülkeler var. Geriye kalan tüm ülkeler parlamenter sistemle yönetiliyor. Sadece Fransa’da 1958 yılında sistemin çökmesiyle yarı başkanlığa geçildi.

Parlamenter sistemle yönetilen ülkelerde fert başına düşen gelir başkanlık sistemindekilere göre 1,5 kat daha fazla. Yine parlamenter sistemlerde büyüme hızı başkanlık sistemindeki ülkelere göre 1,5 kat daha fazla olduğu görülmektedir.

Dolayısıyla Türkiye’nin 100 yıllık geleneğini olan parlamenter sistemi, ortada ciddi bir yönetim krizi olmadığına göre yönetim şeklini değiştirmek Türkiye’ye ağır sonuçlar doğurur. 

TÜRKİYE’NİN SİSTEM SORUNU YOK

Mesela ne gibi etkileri olur?

-Mesela yeni bir sistemde, siyasi iradeyle uygulamaya kalkmak hem sistemin işleyişinde çelişki ve uyumsuzluklar, tereddütler ortaya çıkaracak hem de bütün bakanlıklar, genel müdürlük, düzenleme ve denetleme kurumları, il idareleri, belediyeler, yargı kurumları gibi kurumların değiştirilmesi gerekecek. 

Yine meclis iç tüzüğü, parti tüzükleri ve yüzlerce yönetmeliğin değişmesi gerekecek. Bu da ülkeyi kaotik bir sürece götürür. Dünyada sistem değişiklikleri ancak ağır krizlerde yapılmıştır. Oysa ki Türkiye’nin şu anda yönetim şekliyle ilgili bir sorunu bulunmamaktadır.
 
Son olarak, Türkiye’nin asıl konuşması gereken konular nelerdir?

- Bana göre Türkiye’nin şu an itibariyle en acı sorunu sistem değişikliği değildir. Ülkenin çok daha önemli sorunları vardır. Son günlerdeki en önemli sorunumuz da güvenlik sorunu. Türkiye şu anda bütün terör örgütlerinin açık hedefi durumunda. Ekonomik sorunlar da had safhada. Hukuka olan güven yüzde 10’ların altında. Basın ve ifade özgürlüğü yok edilmiş durumda. Kısacası güvenliğimiz, demokrasimiz ve hukukumuz tehlike altındayken 1. Gündem maddemiz sistem değişikliği kesinlikle değildir. Kaldı ki mevcut hükümet yaklaşık 14 yıldır tek başına iktidar ve her zaman mecliste de yeterli çoğunluğa sahip olmuştur. İstediği yasaları çıkarabilmişlerdir. Hiçbir bahaneleri bana göre yoktur.
 
HÜKÜMET ABD SİSTEMİNİ İSTEMEZ

Çok konuşuluyor başkanlık sistemi. Peki bu sistem nedir, ne değildir?

-Başkanlık sistemi yasama, yürütme ve yargı organlarının arasında kesin ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarını demokratik denetim içinde yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten sistemdir. Bu sistemde yasama da yürütmeyi feshedemez, yürütme de yasamayı feshedemez.
 
Hükümetin istediği ABD modeli başkanlık sistemi mi sizce?

-Bence bu sistemi istemezler. Çünkü bu sistemde yasama, yürütme ve yargı kesin çizgilerle ayrılmıştır. Devlet başkanı, yasama organını feshedemediği gibi yasa yapma konusunda da hiçbir telkinde bulunamaz. Aynı zamanda en önemli yasa olan bütçeyi yapma yetkisi sadece parlamentoya aittir. Yine bu sistemde yargı tam bağımsızdır. Yargının üzerinde kimsenin baskısı yoktur. Yüksek mahkemeye seçilen yargıçlar ölene kadar görevlerine devam eder. 

Çok somut örneklere bakarsak, ABD’de geçenlerde vefat eden yüksek yargıcın yerine atama yapma yetkisi olan başkan Obama, görev süresi 7 ay sonra sona erecek olmasından dolayı parlamento tarafından atama yapılmaması konusunda uyarılmıştır. Bunun etik olmadığı kendisine söylenmiştir. Bu kadar denetleme ve denge sisteminin işlediği bir sistemi, ülkemizdeki mevcut siyasi iradenin istediğini zannetmiyorum. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim