• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -1 °C

"Türkiye'ye Yapılacak En Büyük Kötülüklerin Başında İç Güvenlik Paketi Gelmektedir"

"Türkiye'ye Yapılacak En Büyük Kötülüklerin Başında İç Güvenlik Paketi Gelmektedir"
Şırnak Barosu Başkanı Av. Nurşirevan Elçi, çözüm sürecini, 7 Haziran seçimlerini ve gündemdeki gelişmeleri BAROTÜRK'e değerlendirdi.

RÖPORTAJ: BAROTÜRK / İSMAİL ÇOLAK

İşte Şırnak Barosu Başkanı ile yaptığımız o röportaj:

“SÜREÇ ÖCALAN’IN DAYATMASI İLE SINIRLI”

Çözüm Sürecinde Gelinen Noktayı Değerlendirecek Olursanız Neler Söylersiniz?

Tabikî çözüm sürecini anlamlı buluyoruz ama şu ana kadar gelinen noktada iki buçuk yılın boşuna gittiğini düşünüyoruz.

Şu ana kadar toplumun iki tarafında da, hem yasal, hem de uygulamalarda ciddi değişiklikler bekleniliyordu ama şu ana kadar yasal olarak bir adım atılmamıştır. Uygulamada ise geçmişten farklı olabilecek, pratikte uygulanabilecek bir şey başlatılmamıştır. Benim şahsi görüşüm şu ki; çözüm süreci Sayın Öcalan’ın dayatması ve Kürtlerin barış sürecine gösterdikleri ilgiyle sınırlı.

“YÜZDE 100’LÜK İNANÇ, SON DÖNEMLERDE YÜZDE 10’UN ALTINA DÜŞTÜ”

Peki, Gelinen Bu Noktada “Çözüm Süreci Bitti” Denilebilir mi Yoksa Devam Ediyor mu, Nasıl Bir Gelecek Öngörüyorsunuz?

Şimdi bitti demek için daha erken. Ama şunu söyleyebiliyorum: sadece Kürtler için değil Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşlar için; sürece olan yüzde 100’lük inanç, son dönemlerde yüzde 10’un altına düştü.

Çünkü şöyle bir gerçeklik var; Türkler’de, Kürtler’de, ülkenin çıkarını, süreçte ve Kürt sorunun demokratik yöntemlerle çözümünde görüyor. Bu sebeple yöneticilerin, idarecilerin olumsuz yaklaşmalarına rağmen, ciddi adım atmamalarına rağmen halkın dayatması ve arzusuyla bu süreç yürüyor.

Sonuçta bu süreç, Türkiye’de yaşayan 78 milyon vatandaşın yararına olan bir süreçtir. Başarıya ulaşması bu 78 milyon insanın geleceğini garantiye alınmasıdır. Ve bence vatandaşlar yöneticilerden daha çok sahip çıkıyorlar bu sürece.

“SİYASETÇİLERİN TOPLUMUN GERİSİNDE KALDIĞINA İNANIYORUM”

Taraf Gazetesi’nin Manşetinde Yer Alan Habere Göre; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; “Oylar Düştüğü İçin Çözüm Sürecini Askıya Alın” Dediği İddia Ediliyor, Bunu Nasıl Yorumlarsınız?

Cumhurbaşkanı’nın, giden Türk milliyetçisi oyları geri getirmek için gayret içinde olduğunu hepimiz görüyoruz.

Askıya almak mıdır, yoksa ötelemek midir onu isimlendirmek çokta anlamlı değil. Ama söylemlerinde, yaklaşımlarında, milliyetçilere hitap ederek kendisini sürecin dışında tutmaya çalıştığımı hepimiz gözlemliyoruz.

Tabi bu doğru bir yaklaşım değil. Çünkü ben şuna inanıyorum; cemaatle kavgalarından sonra, eğer barış süreci olmasaydı, -geçen seçimde de ciddi oy kaybına uğradı ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kolay kazanamadı- bence Sayın Cumhurbaşkanı ve bu ülkedeki bütün siyasetçiler, ciddi ciddi barış sürecinin kıymetini bilmeli ve ona göre bu konuda adımlar atıp projeler geliştirmeli.

Türkiye’de kimisi Türklerin hassasiyeti diyor, kimisi Kürtlerin hassasiyeti diyor. Benim şahsi görüşüme göre sıradan vatandaşlar, Kürtlerin de, Türklerin de, bu işe siyasetçilerden daha hazır olduğunu düşünüyor. Hazır olmayanlar yöneticilerdir.

Kürdün hassasiyeti, Türkün hassasiyeti demek işin kolayına kaçmaktır. Oysa Kürt’te, Türk’te kendi çıkarını çözüm sürecinde görüyor, Kürt sorununun demokratik çözümünde görüyor. Bu konuda endişesi olan oy kaybı olan siyasetçilerdir ve ben Türkiye’deki siyasetçilerin toplumun gerisinde kaldığına inanıyorum.

“CUMHURBAŞKANI SORUMSUZ BİR YÖNETİCİ”

Çözüm Sürecinde İnisiyatif Saray’da mı Olmalı Hükümette mi?

Bence süreçte inisiyatif mecliste olmalı. Çünkü seçilmiş olan sorumlu olan meclistir, hükümettir. Cumhurbaşkanı sorumsuz bir yöneticidir şu an.

Zaten Türkiye’deki parlamenter sisteme göre de yetkinin Cumhurbaşkanı’nda/Saray’da olmasını düşünmek mümkün değildir…

Başkanlık sistemi gelir, sistem değişir o ayrı… Ama şu anki sistem içerisinde hem hükümette hem de mecliste olması gerekir.

“SÜREÇ BOZULURSA, GEÇMİŞTE BOZULAN SÜREÇLERE BENZEMEYECEKTİR VE HERKESİN ZARAR GÖRECEĞİ BİR NOKTADA OLACAKTIR”

Son Nevruz’da Yaşanan Gelişmeleri Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

İmralı’dan gelen mektup her halükarda olumludur. Ama mektuba bakıldığında Sayın Öcalan’ın umudunun azaldığı yönünde bir kanaat oluşuyor.

Burada iki tarafında güvenlerini arttırmaları gerekiyor. Vatandaşa güvenlerini arttırmaları gerekiyor. Toplumu sürülecek bir koyun sürüsü olarak görmemek gerekiyor. Çünkü Türkiye halkı politikleşmiştir. Fazla kaybedilecek bir zaman yoktur.

Burada şuna değinmek istiyorum. Allah etmesin bu süreç bozulursa, geçmişte bozulan süreçlere benzemeyecektir ve herkesin zarar göreceği bir noktada olacaktır. Onun için sürecin bozulması kimsenin yararına değildir. Herkesin bu konuda ciddi hassasiyet göstermesi ve sorumluluk alması gerekiyor.

Özellikle Türkiye’de yaşayan Arap, Kürt, Türk hiç fark etmez, hangi kökenden gelirse gelsin, aydınların ve sivil toplum örgütlerinin çok daha fazla sorumluluk almaları ve destek vermeleri gerekiyor. Ve siyasetçilerin çok daha cesur adımlar atması gerekiyor.

“SÜRECİN BBG EVİ GİBİ YÜRÜMESİ DOĞRU DEĞİLDİR”

İzleme Heyeti’nin Olması Gerektiğini Düşünüyor musunuz?

Kesinlikle düşünüyorum… Vicdanına, bilgisine, altyapısına, objektifine güvenilecek insanlardan oluşan bir heyetin olması gerekiyor.

Bu heyetin görevi de daha önce Akil İnsanlar Heyetinde olduğu gibi birkaç raporla geçiştirilecek şekilde olmaması gerekiyor.

Çünkü hem yapılanları gözlemlemek, yanlışları taraflara söylemek, çözüme ilişkin dünyanın diğer yerlerinde yapılan süreçlerle ilgili örnekler alıp bunu ülkemiz gerçekliğine uydurmak, toplumun ihtiyaçlarını tespit edip bunu mecliste yetkililerle paylaşmak vesaire… Bu açıdan çok büyük önem arz ediyor. Bir de toplumun sonuçlanan noktaları bilmesi gerekiyor.

Muhakkak ki sürecin BBG evi gibi yürümesi doğru değildir. Her şeyin toplumun gözünün önünde yapılması tabikî doğru değildir. Ama anlaşılan noktaları, yaşanan gelişmeleri de heyet yoluyla toplumla paylaşmakta yarar var.

Bir de toplumun da taleplerinin karşılanması gerekiyor. Neticede bu sorun Sayın Cumhurbaşkanı’nın Sayın Öcalan’ın sorunu değildir, 78 milyon insanın sorunudur. Bu yüzden insanların talepleri ciddi bir şekilde göz önünde bulundurulmalıdır.

Sadece tepeden belirlenip yapılması da doğru olmaz. Şimdi diyelim ki yöneticiler belli huşularda anlaşmışlar, toplumda karşılığı yoksa bu anlamsızdır. Dolaysıyla bir heyetin olması kesinlikle elzemdir.

“TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK BİR FELAKET OLUR”

Faili Meçhul Cinayetlerin Yeniden Artacağı Yönünde Söylemler Var Bu Tür Görüşlere Katılıyor musunuz?

Bu tür söylemeler var! Ama dileriz böyle bir şey olmaz.

Çünkü bu, Türkiye için büyük bir felaket olur. Daha 90’lı yıllarda 17 bin faili meçhul cinayetin zanlıları bulunmadı. Yeni faili meçhullerin yaşanması bence Türkiye için büyük bir felaket olur.

Birilerinin kafasında varsa bunda geri adım atsınlar. Türkiye’ye yapılabilecek, verilebilecek en büyük zarar olur. Dediğim gibi birilerinin aklından geçiyorsa bunu akıllarından çıkarması gerekiyor.

“KOLLUK, DÜNYA KADAR İNSANIN ÖLÜMÜNE SEBEP OLDU”

İç Güvenlik Paketi Yeniden Meclise Gönderiliyor, Bunu Nasıl Yorumlarsınız?

İç Güvenlik Paketi, bu ülkeye yapılabilecek en büyük zararların başında geliyor. Demokratikleşme süreci ciddi bir şekilde yapılırken, çözüm süreci ciddi bir şekilde ilerlerken, kalkıpta İç Güvenlik Paketini meclise getirmeyi hiçbir mantıkla, akılla izah etmek mümkün değildir.

Türkiye’de yapılacak bir şey varsa o da antidemokratik maddelerin değiştirilmesidir, anayasanın değiştirilmesidir.

Eşit yurttaşlık değerlerinde anayasanın değişmesi gerekiyor. Bunlar yapılmadan kalkıp tersi bir çalışma yapıp, bu tasarıyı yasalaştırmaya çalışmak hiçbir çapla, akılla izah edilemez.

Türkiye’ye yapılabilecek en büyük kötülüklerin başında bu tasarı gelmektedir. Hem Türkiye’nin önünü tıkar, hem temel sorunları çözmenin önünü keser ve toplumsal olarakta geriletir.

Zaten biliyoruz ki kolluk, bu yetkileri olmadan da dünya kadar insanın ölümüne sebep oldu. Şimdi bu tasarıdaki yetkilerde verilirse endişe taşımamak mümkün değildir.

Kolluk, dünyanın neresinde olursa olsun yasal çerçeve içerisinde çalışmak istemez, her zaman yasanın dışına çıkmak ister. Yargısal ve idaresel olarak ciddi bir kontrol olmadan hukuk çerçevesinin dışına çıkmak ister. Bir de böyle imtiyazlar verilirse tüm ülkeye felaket getirecek sonuçlar doğurmasını beklemek olağandır.

“BÖLGEDE SEÇİMDE YAPILMAYABİLİR”

HDP’nin 7 Haziran’da Barajı Aşacağını Düşünüyor musunuz?

Düşünüyorum… Şimdi zaten bölgedeki oylar aşağı yukarı birbirine yakın. Bence bölgede seçimde yapılmayabilir. Sonuçta oy verecekleri de bellidir vermeyecekleri de…

Benim gözlemlerime göre Türkiye’nin batı kesimlerinde Ankara, İstanbul, Antalya gibi benzeri şehirlerden de oy alarak HDP’nin barajı aşacağına inanıyorum. Yani ben HDP’nin yüzde 10 sıkıntısının olduğuna inanmıyorum.

Bir yol kazası olmazsa, birileri provokasyon yapmazsa, bir uğursuzluk yapmazsa barajı çok rahat aşabileceğine inanıyorum.

Sayın Başkanım BAROTÜRK'e zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. İyi çalışmalar. İyi yayınlar.

BAROTÜRK / İSMAİL ÇOLAK

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim