• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 16 °C

Tutuklu Kalan Kişi Beraat Eder İse Devletten Tazminat Alır mı? (2)

Av. Ahmet ÇOLAK

Bu CMK’nun  141-144 madde  metninden de anlaşılacağı üzere, hem usulsüz hem de haksız tutuklama hallerinde, kişilerin tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 

Gözaltı ya da tutuklama kararını takiben Kanunun yapılmasını emrettiği işlerde eksiklik veya kanuna aykırılık olması durumunda usulsüz tutuklamadan bahsedilirken; Anayasa ve kanuna uygun olarak tutuklanan ve tutuklanmasını takiben yapılması gerekli işlemler eksiksiz ve kanuna uygun şekilde yerine getirilen sanık hakkında kovuşturmaya son verme kararı veya beraat kararı verilmişse ya da tutuklu kalınan süre hükümlülük süresinden fazla ise veya sanık sadece para cezasına mahkûm edilmişse tutuklama haksızdır. Her iki durumda da, mağdur olan kişiler maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten isteyebilirler. Maddi zarar, usulsüz veya haksız tutuklama süresi içinde uğradığı gelir kaybı ve bu nedenle yapmak zorunda olduğu harcamalardır. Bu harcamalara eğer kişi kendisini bir vekil ile temsil ettirmişse, vekiline ödediği avukatlık ücreti de dahildir. Manevi zararı ise, kişinin ailesi ve iş çevresinde saygınlığının bozulması, ruhsal sıkıntılar yaşaması, çocuklarına ailesine ve çevresine uzak olması nedeniyle duyduğu acı ve üzüntüleridir.

DAVA AÇMA SÜRESİ 5271 sayılı CMK’nın “Tazminat İsteminin Koşulları” başlıklı 142. maddesi 1. fıkrasında : “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebli- ğinden itibaren üç ay içinde ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir” denilmiş- tir. Kesinleşmiş beraat kararları ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların ilgilisine tebliği zorunludur. Üç aylık süre tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ancak vekile yapılan tebligat süreyi başlatmaz. Burada unutulmamalıdır ki bahsi geçen süre hak düşürücü süredir.

GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

5271 sayılı Yasa’nın 142. maddesi 2. fıkrasına göre: “Dava, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.” Tazminat talebine esas olan işlemden kasıt, davacının tutuklanmasına veya tutukluluğunun devamına neden olan kararlardır. Bu kararlar hakim, mahkeme veya itiraz mercii tarafından verilmiş olabilir. Tazminat talebine esas olan işlemi yapan mahkeme, yani tutukluluk ile ilgili karar veren mahkeme doğal olarak tazminat davasına bakamaz. Uygulamadan örnek vermek gerekirse; Ankara da oturmakta olan bir kişi davasını Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde açmalıdır.

Hazırlanan dava dilekçesi Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne verilir, bu mahkeme Ankara’da bulunan Ağır Cezalardan birisine bu davayı tevzi eder. Ancak bu ağır cezalardan birisi tutuklama kararını ya da tutukluluk halinin devamına ilişkin karar veren mahkemelerden birisi ise bu dava o ağır ceza mahkemesine tevzi edilemez. Eğer davacının ikamet ettiği yerde tek ağır ceza mahkemesi var ise ve bu mahkemede tutuklama veya devamına ilişkin karar veren mahkeme ise bu durumda en yakın ağır ceza mahkemesine dava açılmalıdır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim