• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C

TUTUKLUNUN AVUKATLA GÖRÜŞME GİZLİLİĞİ

Prof. Dr. Ersan ŞEN

Tutukluya hükümlü, yani suçlu muamelesi yapılmamalıdır. Hangi suçun işlendiği iddia edilirse edilsin savunma hakkı kutsaldır.

Tutuklunun avukatı ile görüşmesini aşırı daraltmak, tutuklu veya avukatın yanında refakatçi bulundurmak, görüşmeyi sesli ve/veya görüntülü kayda almak, suçsuzluk/masumiyet karinesi altında yargılananın savunma hakkının özünü zedelemenin yanında, belki tutuklunun avukatı ile görüşüp maddi hakikate ve adalete yardım edeceği konuların karanlıkta kalmasına yol açabilir. Ayrıca savunmaya getirilen bu tür kısıtlamaların; Ceza Muhakemesi Kanunu m.149 ve 150 uyarınca şüpheli veya sanığın avukattan yararlanma, hukuki yardım alma hakkı esas olduğuna göre, bu esas altında tutuklunun avukatı ile görüşmesine getirilen kısıtlamanın, Anayasa m.38/5’de yer alan “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya ve bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.”  hükmüne aykırı düştüğü söylenebilir.

Belirtmeliyiz ki, “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı Anayasa m.15/2’de olağanüstü halde sınırlanamayacak haklardan birisi de suçsuzluk/masumiyet karinesi olarak gösterilmiştir. Henüz tutuklu olan ve avukatı ile savunma hazırlığı yapan, suçluluğu iddia eden tarafından ispat edilecek kişinin, hükümlü gibi kabul edilerek avukatı ile yapacağı görüşmeleri kısıtlamak, öncelikle Anayasa m.15/2 açısından tartışılmalıdır. Hükümlünün bile bir olağanüstü durum olmadıkça avukatı ile görüşmelerinin gizliliği kısıtlanmaz. Ceza İnfaz Kanunu m.59/2 incelendiğinde, esas olanın hükümlü ile avukatının özel görüşebilmesidir. Buna ilişkin istisnalar ise, m.59/4’de sayılmıştır.

Şüpheli veya sanık konumunda olup da henüz yargılanan, tedbiren tutuklu olsa bile suçsuzluk/masumiyet karinesinden yararlanan kişinin müdafii ile görüşme hakkının şekli CMK m.154’de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “Şüpheli veya sanık, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz”.

21.07.2016 tarihinde ilan edilen olağanüstü hal nedeniyle 23.07.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile aynı mahiyette 668 sayılı KHK’nın 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinde, müdafiin şüpheli ile görüşme hakkına ve bunun usulüne ilişkin düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Bu hükümlerde öngörülen kısıtlamalar, yalnızca Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım, Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve bu suçlar kapsamına girip girmediğine bakılmaksızın toplu, yani en az üç kişinin iştiraki ile işlenen suçlarda uygulanabilir. Buna göre, cumhuriyet savcısının kararı ile tutuklu ile avukatının görüşmesine kısıtlama getirilebilmektedir.

Yukarıda yer alan açıklamalarımızın ışığında, bu sınırlama mümkün olduğu kadar dar ve kısıtlı tatbik edilmelidir. Amaç aşılmamalı ve savunma hakkının özü zedelenmemelidir. Aksi halde sırf olağanüstü halin varlığından hareketle, insan hak ve hürriyetleri askıya alındığından ve bu askı KHK ile netleştirildiğinden, somut gerekçe dahi gösterilmeksizin savunma hakkı kapsamına giren tutuklu ile avukatının görüşmesinin gizliliğine istenilen şekilde müdahale edileceği sonucuna varılamaz. Çünkü KHK’da öngörülen hüküm, savunma hakkı açısından tutuklu olan ile olmayan arasında ciddi bir fark öngörmektedir.

Tutuksuz yargılanan kişiye savunma hakkını tanıyıp da, tedbir amaçlı tutuklanan şüpheli veya sanık yönünden savunma hakkının özüne müdahale içeren sınırlamalara başvurmak, netice itibariyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kısıtlı olan tutuklunun bu kısıtlılığa karşı itiraz için avukatı ile hazırlık yapma ve kovuşturma sırasında da dürüst yargılama hakkının gereği gibi kullanılmasını engelleyebilecektir. Olağanüstü halde bunlar engellenebilir mi? Anayasa m.15/2 ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.15/2 çerçevesinde kalındığı, sınırlama için yasal dayanak bulunduğu ve bu yasak keyfi tatbik edilmediği sürece elbette engellenebilir. Önemli olan, bu dengeyi tutturmak ve savunma hakkını kısıtlayan tedbirin gerekliliğinin dayanağını her somut olayda göstermektir.

Tutuklunun avukatı ile görüşmelerinin takip ettirilmesi, dışarıdan izleme yöntemi ile tutuklu ile avukatın rahat görüşüp iletişim kurmasını engeller. Bu görüşmelerin kayda alınması ile bir anlamda tutuklunun yeniden ifadesinin alınması, lehine ve aleyhine olabilecek delillerin tespiti anlamına gelebilecektir.

Tutuklunun avukatı ile görüşmesine getirilecek gün ve zaman sınırlamasında, makul görüşebilme süresinin altında bir zaman kısıtlamasına gidilmemelidir. Kanaatimizce, olağanüstü hal kapsamına giren suçlar yönünden bu süre kesintiye uğratılmaksızın 2 veya en az 1 saat olabilmelidir. Çünkü tutuklu ile avukatının görüşüp bir savunma hazırlayabilmesi, teknik ayrıntıların tartışılması ve avukatının asgari müşterekte tutukluya hukuki yardımda bulunabilmesi için, bahsettiğimiz 2 veya en az 1 saatlik sürenin altındaki her süre savunma hakkını ve dolayısıyla makul savunma hazırlığını kısıtlayacaktır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim