• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 3 °C

“Ülkem Adına Kaygılar, TBMM’deki Hukukçular Adına Utanç İçindeyim”

“Ülkem Adına Kaygılar, TBMM’deki Hukukçular Adına Utanç İçindeyim”
Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, BAROTÜRK Dergi'nin sorularını yanıtladı.

Röportaj: Mehmet AYSAN / BAROTÜRK Dergi

Prof. Dr. Sami Selçuk

1937 yılında Konya’da doğdu. 1955 yılında Konya Lisesini, 1959 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ankara hakim adayı olarak mesleğe başladı sonra sırasıyla, Sütçüler, Akşehir, Yenice’de savcı ve 1972'den sonra Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulundu.

21 Eylül 1982 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçildi. Fransızca ve İtalyanca bilmektedir. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde doktora yaptı, 1986 yılında Doçent oldu.

7 Temmuz 1999 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığı’na seçildi. 15 Haziran 2002 tarihinde yaş haddinden emekliye ayrıldı.

Halen Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Ceza Hukuku ve Ceza Usul Hukuku dersleri vermektedir. Yayınlanmış 15 kitabı ve onlarca makalesi bulunmaktadır.

Sayın Başkanım, öncelikle dergimizin ilk sayısında bizlere zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Eski Yargıtay Başkanı, akademisyen ve duayen bir hukukçu olarak, Türkiye’nin şu anki gidişatını hukuk perspektifinden nasıl görüyorsunuz?

Türkiye, Batı’dan hukuk almadı. Sadece hukukun meyvesi olan yasaları aldı. Kök ve gövde Batı’da kaldı. Bu nedenlerle hukukun özüne nüfuz edemedi. Batı hukukunu özellikle uygulamada içselleştiremedi. Köklere inmeden ve hukukun kendine özgü iç dili olan kavramlar özümsenmeden hukuk devrimi yapılamaz. Buna karşılık, Batı hukukunu bizden sonra alan Japonya bunu başardı. Çünkü yasaları almadan önce köklere indi, Batı hukukunun kavramlarını ve ilkelerini özümseyen yargıçları yetiştirdi, ilkin. Sonra da bu yargıçlarla hukuk uygulamasına geçti. Biz ise tersini yaptık. Dün başarısız olan hukuk, bugün daha kötü durumda. Çünkü hoca yetiştirmeden hukuk fakülteleri açılıyor. Kaygı verici bir durumdur, bu.

Sayın Başkanım, bugünlerde ülkenin en önemli gündemi olan İç Güvenlik Paketi adıyla kavgalar eşliğinde Meclis’te görüşülmekte olan yasal düzenleme hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Ne diyebilirim ki? Çok söylendi, çok yazıldı. Ama iktidar çoğunluğunu elinde tutanlar ve  yasama bunlara sağırlar. Düzenlemeler, başta yargı erkinin bağımsızlığı dâhil, en sıradan ilkeleri çiğniyor. Ülkem adına kaygılar, TBMM’deki hukukçular adına utanç içindeyim. 

İç Güvenlik Paketi’nde Anayasa’ya aykırı maddeler olduğu iddiasına katılıyor musunuz? Eğer katılıyorsanız, Anayasa’ya açıkça aykırı olan bir düzenlenmenin Meclis’e getirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hangileri Anayasa’ya ve hukuka uygun ki?! Tam anlamıyla bir skandal bu.

Sayın Başkanım, son dönemde Meclis’ten arka arkaya çıkarılan yasalar avukatları da sokağa döktü. Özellikle İç Güvenlik Paketi’ni protesto etmek için binlerce avukat Meclis’e yürüdü. Siz avukatların tabiri caizse bu isyanını nasıl yorumluyorsunuz?

Hukukçular, özellikle avukatlar, bu yürüyüşlerle protesto haklarını kullandılar, uyarı görevlerini yerine getirdiler. Hepsini yerinde buluyorum.

Sayın Başkanım, yeni oluşan HSYK’nın sık sık hakim ve savcıların yerlerini değiştirmesi, mahkemelerin görevlerine ve heyetlerine müdahale etmesi, özellikle yargı camiasında tepkilere neden olmaktadır. Sizce bu değişiklikler tabi hakim ilkesine aykırılık oluşturmakta mıdır?

HSYK, bir siyasetçi olan Adalet Bakanı’na bağlanırsa böyle olması doğal. Bu Kurul, asla bağımsız değil. A’dan Z’ye yeniden yapılandırılması gerek.

Geçtiğimiz günlerde Yargıtay’ın üye sayısı artırıldı. Bazı dairelerin görevleri değiştirildi. Yargıtay’ın Başkanlığı’nı yapmış biri olarak bu değişikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tam bir aymazlık. Dünyanın ilk yargıtayı, Fransız Yargıtayıdır. Oradan bütün Kara Avrupa’sı ülkelerine geçmiştir. 96 başkan ve üyesi bulunmaktadır. Geçmişte bir iş dairesinin kurulması konusu yıllarca tartışılmıştır. Bizdeki laubaliliğe bakar mısınız?  Önüne gelen yeni daire kuruyor. Dava ve başkan ile üye sayısı açısından, bütün Avrupa Yargıtaylarına gelen dava sayısı ve görevli sayısı Türk Yargıtay’ıyla boy ölçüşemez. Bir kurum ancak bu denli yozlaştırılabilir. Bundan utanç duymak gerekir. Bu yargısal obezitenin nedenlerini bulmak zorundayız. Üzüntü içindeyim.

Sayın Başkanım. Balyoz ve Ergenekon Davaları hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararından sonra yeniden yargılama başladı. Bu süreci siz nasıl yorumluyorsunuz. Yargıtay aşamasından geçerek onanmış olan ceza yargılamalarında hak ihlallerine sebebiyet veren ciddi hukuksuzlukların olmasını/olduğu iddiasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yargıtay’ın özel Dairesinin incelemesini ve kararını çok başarısız buldum. Bu konuda bir de kitapçık çıkardım. Yargıtay’ın saygınlığı örselenmiştir. Üzüntülüyüm. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin sadece hak ihlalini tespit ettiği unutulmamalı. Yargıtay’ın üzerinde değildir, Anayasa Mahkemesi. Kara Avrupa’sı sisteminde teknik anlamda yüksek mahkeme yoktur. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay arasında göreve paylaşımı vardır. Hiçbir öbürünün üzerinde değildir. Bu bilgiden yoksun olanlar, özellikle siyasetçiler, ne yazık ki arada sırada da hukukçu geçinenler, en yüksek mahkeme diye başladıklarında bu denli bilgisizlik karşısında şaşıp kalmaktayım.

Türkiye’de son dönemde sıkça duyduğumuz iki kelime gözaltı ve tutuklama. Kanunlarımıza göre, gözaltı ve tutuklama usulleri son dönemde yaşanan uygulamalarda uygulanıyor mu? Sizin bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?

Yargıçlar bu konuda gerekçesiz kararlar veriyorlar. Yasa’nın maddelerindeki sözcükleri, olgularla bağlantı kurmadan, yinelemek gerekçe değildir. Düşünsel tembellik ve hukuka aykırılıktır. Gerekçesiz karar, hukukun hukukçular tarafından çiğnenmesidir.  

Sayın Başkanım. Ülkemizde son dönemde yargıya duyulan güvenin çok az olduğu biliniyor. Sizce Türkiye’de yargı bağımsız ve tarafsız mıdır? Bağımsız ve taraf yargı nasıl olmalıdır?

Yargı bağımsız ve yansız olmak, nesnel olmak zorundadır. Bengalor ve Budapeşte ilkelerini herkes özümsemelidir. Yargıya başka türlü güven sağlanamaz. Bugün yaşanan güvensizliğin nedeni de bu ilkelerin gözetilmemesidir.

Sayın Başkanım son olarak, şu anda Hukuk Fakülteleri’nde eğitim görmekte olan hukukçu adaylarına duayen bir hukukçu olarak,  önerileriniz nelerdir?

Gereksiz hukuk fakültesi açılmaktan vazgeçilmeli. Roma hukuku dersleri yeniden konmalı, hukuk felsefesi yeni baştan ele alınmalı, bir ölçüde Latince öğretilmeli, sembolik matematik ve sembolik mantık dersleri verilmeli.  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim