• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 0 °C

“Umut Kılıç İle İlgili Verilen Karar, Tüm Vatandaşlar Açısından Emsal Teşkil Eder”

“Umut Kılıç İle İlgili Verilen Karar, Tüm Vatandaşlar Açısından Emsal Teşkil Eder”
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Prof. Dr. Metin Fevzioğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla tutuklanan Afyon Barosu’na kayıtlı avukat Umut Kılıç’ın tahliye edilmesine ilişkin, kararın tansiyonu düşürdüğünü belirtti.

Diyarbakır Barosu’nca meslekte 40, 50 ve 60’ıncı yılını dolduran avukatlar için plaket töreni düzenlendi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda düzenlenen törene, Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı, TBB Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi ve bölge illerin baro başkanları katıldı. Fevzioğlu, tören öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla tutuklanan Afyon Barosu’na kayıtlı avukatlardan Umut Kılıç’ın tahliye edilmesini memnuniyetle karşıladıklarını vurgulayan Feyzioğlu, Kılıç ile ilgili verilen kararın tüm vatandaşlar açısından emsal teşkil edeceğini kaydetti.

Kaçmayacak ve delilleri karartamayacak olan vatandaşların tutuklanmasının yanlış bir uygulama olduğunu belirten Feyzioğlu, "Bu yanlış uygulamaya karşı biz mahkemenin bir doğru karar vereceğine inanmıştık. Nitekim verdi. Ayrıca dilekçemizi verirken Türkiye’deki meslek örgütleri arasında meslektaşlarımıza en katı disiplini uygulayan örgüt olduğumuzu söyledik. Dolayısıyla bize kayıtlı meslektaşımızın nerede olduğunu biliriz. Sadece bize söylenmesi de yeter. Ben Barolar Birliği Başkanı sıfatıyla kendi kefaletimi de verdim. Umut Kılıç ne zaman istenirse duruşmaya gelecektir dedim. Tahliye kararı verilerek tansiyonun düşmesi sağlanmıştır. Türk adaletine bu noktada teşekkür ediyorum" dedi.

"KAMERA İSTİYORUZ"

Yargılama sürecinde ise konuyu esastan inceleyeceklerini ve buna göre savunma yapacaklarını anlatan Feyzioğlu, "Yine avukat Umut Kılıç’ın yanındayız. Bu olay bize iki noktada çok ciddi geri bildirim vermelidir. Birincisi Türkiye’deki bütün mülakatların keyfi yapıldığı algısı vardır. Mülakatından şüphe etmeyen kameraya alır. Hayatımızın her alanına kamera sokanlar, mülakatları kayıtsız yapıyorlarsa açık söyleyelim bu ciddi bir güven eksikliği yaratmaktadır. Kamera istiyoruz. Nitekim 2007’de vardı. 2008-2009’da yönetmelik değişikliği ile bu mecburiyet kaldırıldı. İkincisi Sulh Ceza Hakimlikleri. Türkiye’de Sulh Ceza Hakimlikleri siyasi iktidarın sopası gibi kurulmuş hakimliklerdir. Güven telkin etmemektedir. Ben buna Tayyip Erdoğan ceza hukuku diyorum. Bunun yerine evrensel kaidelerin getirilmesi lazım" diye konuştu.

SULH CEZA HAKİMLİKLERİ İKTİDARLARIN SOPASI GİBİ’

Türkiye’de Sulh Ceza Hakimlikleri’nin siyasi iktidarın adeta sopası gibi kurulmuş hakimlikler olduğunu belirten Feyzioğlu, şöyle dedi:

“Suh Ceza Hakimlikleri güven telkin etmemektedir. Bizim kaynak kanunumuz olan Alman kanunundan bu yana geçen 250 yıllık dönemde Sulh Ceza kararına Asliye’de itiraz edilirken, Sulh Ceza kararına başka bir Sulh Ceza’da itiraz edilmesi sistemi siyasi iktidarın ‘Ben yaptım oldu, kendime göre iş yaparım’ sistemidir. Ben buna Tayyip Erdoğan Ceza Hukuku diyorum. Bu ceza hukukunun yerine artık evrensel kaidelerin getirilmesi lazım. Öncelikle sistem yanlış. Sulh cezalar kendi arasında dönüyor. Bu sistemi kaldırmalıyız. Sistemin çarpıklığını hukuk bilgisi, teori, içtihatla düzeltmeye çalışıyoruz. Bu sistem Tayyip Erdoğan Cezu Hukuku’dur. Buna doktrinde, teoride, uygulamada akla mantıga uygun nasıl çözüm bulayım? Zaten sistem mantıksız. Sulh Ceza kararına Asliye Cezada itiraz edilmesi lazım. Bunu kaldırdılar. Sulh cezalar kendi içinde dönsün ve kendi sopaları olsun diye kaldırdılar. Kanun red konusunda karar veren mahkemenin, davaya bakacak olan hakimi de belirlemesi gerektiğini söylüyor. Bu belirlemenin kanundaki görev çerçevesinde olması lazım. Kanun tartışılmadan, alelacele, bir gecede sırf birilerinin ihtiyacı çözülsün diye çıkarılmış bir kanun olduğu için, soruşturma evresinde tutuklama konusunda Sulh Ceza Hakimlerinden başkasına görev vermemiş. Kanunda olmayan bir görevi Asliye Ceza Hakimi içtihatla veremez. Kanun koyucunun yaptığı da hakimin yaptığı da yanlış. Biz yine boş konuşuyoruz. Aslolan tutuksuz yargılamadır. Gelin bu sulh ceza hakimliklerini iktidarın sopası olmaktan çıkaralım. Bildiğimiz, denenmiş, kıta Avrupası’nda yerleşik sisteme geri dönelim. Tayyip Erdoğan Ceza Hukuku yerine Ceza Muhakemesi Hukukunun evrenselleşmiş sistemini getirelim. Adamına göre hukuk yazılırsa böyle olur. Ben kendi isteğiyle gelip teslim olmuş insanların kaçacak diye tutuklanmasına her zaman karşı çıkmışımdır. Bu haksızlıkların bu davada başladığını iddia edenlere de cevabım var. Türkiye’de bu haksızlıklar Balyoz, Ergenekon, KCK davasında, duymadığımız binlerce davada hergün yapıldı. Bizim artık bu topraklarda yargı eliyle eziyet edilme uygulaması keyfiliğini kaldırmamız lazım. TBB olarak Sulh Ceza hakimliklerinin sopa niteliğinde örgütlenmesini değiştirmek üzere bir çalışma başlatacağız. Toplumu bu konuda aydınlatma gereği duyduk.”

ELÇİ: AVUKATLARIN BİLE TAM GÜVENDE OLDUĞUNU SÖYLEYEMİYORUZ

Meslekte 40 yılını aşmış avukatlara plaket verme töreninde konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ise toplumun hemen hemen bütün kesimlerinin öteden beri Türkiye’de yargı uygulamalarından büyük adaletsizlikler gördüğünü belirterek, “Neredeyse yargı uygulamalarından mağdur olmayan toplumun hiç bir kesimi kalmadı. İstiklal mahkemelerinden başlayarak sıkıyönetim, Devlet Güvenlik Mahkemeleri, özel yetkili mahkemelerin uygulamalarını hep birlikte izledik, yaşadık ve gördük. Hatta belki bu salonda bir çok kişi bu mahkemelerin mağduru oldu. Böyle bir atmosferde bütün yurttaşların güvencesi olması gereken bağımsız, tarafsız bir yargı oluşturmak gerekirken, yönetenler, muktedirler iktidarda olanlar yine kendi iktidarlarının hizmetinde olacak, kendilerine hizmet edecek, iktidarlarını koruyacak yapıları tercih ediyorlar ve buna göre yargıyı dizayn etmeye çalışıyorlar. Bir kez daha yargıyı bir sorun olarak masamızda görüyoruz. Adaletin ekmek ve su kadar önemli olduğu bir coğrafyada haksızlığa uğrayanların hakkını, hukukunu korumaya çalışıyoruz. Avukatların kolaylıkla gözaltına alınabildiği soruşturulabildiği tutuklanabildiği bir ülkede, bırakın yurttaşların özgürlüklerinden avukatların hakim ve savcı adaylarının bile tam bir güvencede olduğunu söyleyemiyoruz” diye konuştu.

ÇÖZÜM SÜRECİ DEMOKRASİYE İNANMAYAN BİR ZİHNİYETLE HAYATA GEÇİRİLEMEZ

Törende daha sonra bir konuşma yapan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, adalete güvenin her geçen gün biraz daha düştüğünü belirterek, şunları söyledi:

“Adalete güvenini yitirmiş bir toplum temelsiz kalmış demektir. Ülkedeki hiç bir kurum adalet mekanizması güvenilirliğini yitirdikten sonra ayakta kalamaz. Kamu idaresinden şahsi haklara kadar hiç bir noktada güven kalmaz. Birlik ve beraberlikten dem vuranlar adalet mekanizmasını çökerterek 77 milyonu üçük küçük parçalara ayırdıklarını bilirler de bilmezden gelirler. Bizim talebimiz eşit vatandaşlık paydasında buluşmaktır. Bunun için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin kanun önünde eşit olma ve o kanunun kendisine eşit bir şekilde uygulanmasını talep etme hakkı vardır. Bunu sağladığımızda zaten birlik ve beraberliğimiz sağlanacaktır. Birlik ve beraberlik hamasetle olmaz. Hak, hukuk, demokrasi ve özgürlükle olur. Barış süreci insan haklarına, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye inanmayan bir zihniyet tarafından hayata geçirilemez. 77 milyonun geleceği inşa etme ülküsüyle biraraya getirilmesi sadece adalet temelinde mümkün olabilir. Bu farklılıklarını zenginlik olarak bilen ama ortak noktalarını ortaya çıkarıp, altını çizen bir büyük biz yapar. Bir büyük biz olduğumuz taktirde Türkiye üzerinde yazılmış bütün senaryoları elimizin tersiyle itip, kendi kaderimizi kendimiz yazabiliriz. Bu yurtta barıştır. Bölgede barış istiyorsak önce yurdumuzda barışı sağlayacağız. Bütün komşularımızla siyasi sınır tanımaksızın bir Avrupa Birliği gibi birlik olacağız. Bunu başaracak olan yine hukukun üstünlüğüdür. Türkiye bunu başaracak güçtedir. Un vardır, şeker vardır, helvanın yapılmasına iş kalmıştır. Helvanın nasıl yapılacağını bilen de vardır.”

Daha sonra tören yapıldı. Törende, meslekte 40, 50 ve 60’ıncı yılını dolduranlar, plaketleri Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi ve bölge baro başkanlarının elinden aldı.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim