• BIST 108.394
  • Altın 142,809
  • Dolar 3,5301
  • Euro 4,1252
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 36 °C

UNUTULMA HAKKI, GOOGLE VE AKADEMİK KİTAP

Av. Hakan YÜRÜR

Unutulma hakkı, bir bireyin geçmişte yapmış olduğu belirli bir eylemin bir sonucu olarak sürekli ve periyodik olarak damgalanmış bir şekilde hayatının devamını geçirmek istememe özgürlüğüdür. Teknik anlamı dijital hafızada yer alan bireye ait fotoğraf, kimlik bilgisi, adres ve diğer kişisel içeriğin, yine bireyin kendi talebi üzerine bir daha geri getirilemeyecek biçimde ortadan kaldırılmasıdır.

2012 yılının başlarında Avrupa Komisyonun adalet ve vatandaşlıktan sorumlu üyesi Viviane Reding'in açıklamalarıyla ilk kez gündeme gelen unutulma hakkı, 2014 yılında Avrupa Adalet Divanı tarafından verilen bir karar ile tekrar gündemdeki yerini almıştır. 

Türk Hukukunda Unutulma Hakkı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.6.2015 tarihli kararında "unutulma hakkı" terimini kullanarak, Avrupa Adalet Divanı'nın kararına doğrudan atıfta bulunmuş ve unutulma hakkını "üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı" olarak tanımlamıştır. Kararda, geçmişte bir suçtan hüküm giymiş davacının isminin sansürlenmeden bir ceza hukuku pratik kitabında yer almasının unutulma hakkını ve bunun neticesinde özel hayatının gizliliğini ihlal ettiğine hükmedilmiştir.

Yasal mevzuata bakacak olursa;

“Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili maddeleri;

Özel ve aile hayatına saygı hakkı

1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla .öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, .düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.

şeklindedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ilgili maddeleri;

“IX. Bilim ve sanat hürriyeti

Madde 27 – Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.

...”

“A. Özel hayatın gizliliği

Madde 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Üçüncü cümle mülga: 3/10/2001-4709/5 md.)

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

şeklindedir.

Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleri;

“II. Saldırıya karşı

1. İlke

Madde 24- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” “

Türkiye’de Yargıtay da kısa süre önce yukarıda bahsetmiş olduğum önemli bir karara imza attı.

Yargıtay, bırakın internet ortamını, rızası olmadan bir kişinin isminin açık şekilde bilimsel kitapta dahi yer alamayacağına hükmetti.

Hatta bu kararı da Yargıtay’da görev yapan iki üyesinin, uzun uğraş ve emekle 6 cilt olarak hazırladığı “Yorumlu- Uygulamalı Türk Ceza Kanunu” kitabına karşı aldı.

İtirazda bulunan davacının kitaptan adının çıkarılmasına karar verdi.

Dava süreci de ilginç bir seyir izledi.

Daha önce fiziksel cinsel tacize uğrayan ve açtığı davayı kazanan genç kadın, yaşadığı olayın ve dava sürecinin kitapta açık adıyla yer aldığını öğrenince, isminin çıkarılması için dava açtı.

İki hakim, AB Temel Haklar Bildirgesi’nin, “Sanat ve bilimsel araştırma kısıtlamaya tabi olmamalıdır, akademik özgürlüğe saygı gösterilmelidir” maddesine sığınarak kitaplarının bilimsel yayın olduğunu vurguladı ve davaya itiraz etti.

Yerel mahkeme, dava açan kadını haklı buldu ve adının çıkarılması kararını aldı; konu Yargıtay’a taşındı.

Yargıtay da mahkemenin kararına katılmamakla birlikte, davanın sürecinin uygun ilerlemediği gerekçesiyle şekil yönünde davayı bozdu ve yerel mahkemeye iade etti.

Yerel mahkeme kararında direnince dava Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na taşındı.

Genel Kurul da Adalet Divanı’nın “Google Kararı”na gönderme yaparak yerel mahkemenin kararını haklı buldu.

Karar Türkiye’de birçok kişinin her gün yaşadığı sıkıntıyı, geçmişinde bir anlık olumsuzluğun bir ömür boyu peşini takip etmesini sonlandıracak; emsal teşkil edecektir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim