• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -8 °C

"Verdiğim İfadelerle Bu Hukuksuzluğu Yapanların İddianamesini Hazırlıyorum"

"Verdiğim İfadelerle Bu Hukuksuzluğu Yapanların İddianamesini Hazırlıyorum"
Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer Kazan ve Sakarya Barosu Yayın Kurulu üyeleri, Sakarya Barosu Dergisi'nin 2. sayısı için tutuklu hakimler Metin Özçelik ve Mustafa Başer ile cezaevinde görüştü.

BAROTÜRK Özel Haber

Bu ay sonunda yayınlanacak Sakarya Barosu Dergisi'nin 2. sayısı için tutuklu hakimler Metin Özçelik ve Mustafa Başer ile görüşen Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer Kazan ve Sakarya Barosu Yayın Kurulu üyeleri, yaptıkları röportaj ile ilgili izlenimlerini BAROTÜRK ile paylaştı.

Sakarya Barosu Dergisi'nin 2. sayısında önemli bir röportaj yaptıklarını belirten Av. Zafer Kazan. "İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yaptığı sırada kararından dolayı tutuklanan ve Silivri Cezaevine gönderilen Hakim Metin Özçelik ve Mustafa Başer ile konuştuk." dedi.

Bu röportajın Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kararından dolayı tutuklanan ilk hakimler olması sebebiyle de önemli bir röportaj olduğunu vurgulayan Av. Zafer Kazan, "öncelikle belirtmek gerekir ki bu röportaj, kayıt cihazı kullanmak mümkün olmadığından sohbet sırasından mümkün oldukça alınan notlardan oluşmaktadır" bilgisini paylaştı.

Av. Zafer Kazan, tamamı Sakarya Barosu dergisinde yayınlanacak söyleşi ile ilgili bazı izlenimlerini BAROTÜRK'e değerlendirdi;

"Silivri cezaevinde bir tutuklu ile görüşmek bir avukat için bile gerçekten zahmetli bir iş. Binalar birbirinden ayrı ayrı yerlerde ve uzak mesafelere inşa edilmiş. Avukatlar araçları ile içeriye giremiyorlar. Kayıtlar, güvenlik kapıları, göz taramaları sırasında kendimizi adeta devletin günahlarının gömülü olduğu bir mezarlığa girer gibi hissettik. Görüşme odasına geçtiğimizde ilk önce tutuklu hakim Metin Özçelik ile oturduk. Kendisi ile ilk defa burada tanıştık. İşin doğrusu çok şaşırdığımız bir andı. Çünkü karşımızda sanki bir tutuklu değil de kafede kahve içmeye gelmiş gayet neşeli özgür bir insan vardı.

Verdiği bir karar nedeniyle tutuklanan, eşi işten atılan çocuğu kreşten çıkarılan biriydi o. Normal gündelik hayatta bile bu kadar ağır travmatik olayları anlatırken gülümsemek pek de kolay değildir. Anladık ki yapılanları pek de ciddiye almıyordu. “Bu hukuksuzluk çok daha fazla süremez, ara bir dönem yaşıyoruz ve bu günler de gelip geçer” diyor.

Ve oldukça iddialı tarihi bir cümle daha kuruyor; “benim verdiğim ifadeler bir savunma değildir, savunma yapmıyorum, verdiğim bu ifadeler ile yarın hukuk ve anayasa bu ülkeye geri geldiğinde bu haksızlığı hukuksuzluğu yapanların iddianamesini hazırlıyorum”.
 
Mustafa Başer ise biraz hüzünlü biraz öfkeli ve biraz da kırgındı. Yapılanları hazmedemiyordu, anlatacağı çok şey vardı, hatta öyle ki her şeyi ve herkesi anlatıyorum dediği bir kitap yazıyor. Gözlemlediğimiz kadarıyla onu en çok üzen şeylerden birisi de dost olarak gördüğü kişilerin vefasızlığıydı.

Ancak vicdanı gayet rahat bir duruşu vardı. Babasının kendisine söylediği “oğlum kul hakkı yersen oğlum değilsin” sözünü düşünüyor ve bu endişe ile geleceğe bakıyordu; “ben yarın çocuklarıma torunlarıma anılarımı anlatırken gizlediğim bir şey olmamalı, utanacağım bir şey yapmamalıyım ki saklamak zorunda kalmamayayım” diyordu. Ve sonunda da şöyle diyor; “Türkiye gerçek bir hukuk devleti olmadığı sürece, yargı bağımsız bir duruma gelmediği sürece, hadi şimdi çıkıyorsun görevinin başına geçebilirsin, deseler dahi bu mesleği yapmayacağım, çünkü bunun benim için hiçbir anlamı kalmadı” 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim