• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 0 °C

Vergi Borcundan Mükellefin Araçlarının Otoparka Çekilmesi

Av. Nazlı Gaye ALPASLAN

Son yıllarda, Gelir İdaresi Başkanlığı’na bağlı vergi dairesi müdürlükleri borçlu mükelleflerin kullandıkları özel binek arabaları haczedilerek otoparka çekmekte ve arabaların kullanımını engellemektedirler. Üstelik vergi daireleri bu arabalar üzerine trafikte haciz şerhi koyarak araçların satış, hibe vb. tasarruflarını da önceden engellemiş bulunmaktadır.

Geldiğimiz noktada idare, mükelleflere zor kullanarak haciz ettikleri malları üzerinde haciz koymasına rağmen söz konusu binek otomobilleri mükelleflerin kullanımlarına izin vermeyerek otoparka çekme işlemi beraberinde hukuksal tartışmalara neden olmaktadır.

Amme alacağının güvence altına alınması konusunda idarenin pek çok yetkisi bulunmaktadır. Öyle ki, bu yetkiler idarelere alacağı tahsili hakkında kötü niyetli mükelleflere karşı zor kullanma dahil pek çok yetkiler vermiştir. Bu yetkiler, haciz, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk, yurt dışı çıkış yasağı, mükellefin alacaklı olduğu kişilerdeki haklarına haciz, banka hesaplarına blokaj… şeklinde 6183 sayılı yasada bir dizi önlemler yer almaktadır.

Vergi mükellefinin işinde kullandığı ve aktifinde kayıtlı olan araçlar üzerine haciz konulması son derece normal bir işlem olmasına rağmen, bu araçların trafikten men edilerek bağlanması işlemi ve otoparka çekilme işlemi ne derece doğru bir uygulamadır bunu tartışmak gerekmektedir. Örnek bir olayda, 9000 YTL gibi gelir vergisi borcu olan bir mükellefin aracı trafikten men edilerek otoparka çekilmesi ve sonuçta üzerinde haciz de bulunan bir araç trafikten ve mükellefin kullanımından men edilmesi uygulaması hukuken doğru bir uygulama değildir.

6183 sayılı Amme Alacaklarını Tahsili Usulü Hakkındaki Yasanın uygulaması ile ilgili olarak, özellikle taşıtlarla ilgili özel bir durum bulunmaktadır. Buna göre, amme alacaklarının tahsili ile ilgili 351 seri nolu genel tebliğde motorlu taşıtların haczi ile ilgili özel bir uygulama şekli bulunmaktadır. Anılan tebliğde; motorlu taşıtların haczi konusu da araçların güvenilir bir kişiye emanet edilmesi ve buna göre aracın mükellefin kullanımına bırakılması gerekecektir. Kesinlikle otoparka çekilmesi, bağlanması işlemi söz konusu değildir.

Motorlu taşıtların haczi konusu ile ilgili 351 seri nolu genel tebliğde aşağıdaki açıklamalara yer verilmektedir(1):

“Uygulamada; amme alacağının tahsili için sadece borçluların sahip oldukları vasıtaların trafik kayıtlarına haciz konulmakla yetinilmemelidir. Aracın trafik kaydına konulan haciz, çalınmasına, çarpışmak suretiyle yok olmasına ve sahibi tarafından adi senetle başkasına satılarak elden çıkarılmasına mani olamamaktadır. Esasen son Yargıtay kararlarına göre; trafik kaydı mülkiyetin tutanağı değil, belirtisi sayılmaktadır. Vasıtanın Trafik Kanunun hükmü uyarınca trafik kaydına tescili, yalnız aracın trafiğe çıkması bakımından zorunlu olduğundan, yapılan satışların mahkemece bozdurulması genellikle mümkün olamamaktadır.

Bilindiği gibi borçluya ait malın haczinden maksat amme alacağını tahsil etmek olduğuna göre taşıtların haczinde sadece bunların trafik kaydına haciz tebliği ile yetinilmeyerek taşıtın kendisi haczedilecektir. Bu şekilde haczedilen araç hakkında da 6183 sayılı kanunun 82. maddesi uyarınca gerekli muhafaza tedbirleri alınacaktır. Bu şekilde uygulanmayan hacizle vasıtayı hacizli saymaya ve bundan bir sonuç almaya imkan olmadığından bundan sonra taşıtın trafik kaydına haciz tebliği ile yetinilmeyerek, yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır.

Ancak, işi sadece taşımacılık olan (eşya ve insan nakli gibi) şahıslar tarafından istendiği takdirde, araç kanunun 82. maddesi hükmü gereğince güvenilir bir şahsın kefaleti ile kısa bir süre amme alacağının ödenmesi amacıyla borçluya bırakılabilecektir.”

Diğer taraftan haczedilebilecek mallar tespit edilirken üzerinde dikkate edilmesi gerekli noktalar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

1) Haciz uygulanırken haczi mümkün olmayan malların haczedilmemesine dikkat edilmelidir. Haczi kabil olmayan mallar 70. kısmen haczedilebilecek gelirler 71. maddede düzenlenmiştir. Anılan madde hükümlerine dikkat edilmesi gerekmektedir.

2) Mahsul haczedilecekse 6183 sayılı kanunun 72. maddesinde yetişmemiş ürünlerin düzenlenmesi ile ilgili hükümlerine dikkat edilecektir.

3) İdare bildirilen veya tespit edilen mallardan alacağı karşılayacak kadar malı haczeder. Ancak, hangi malların haczedileceğini saptarken, borçlunun çıkarları da gözetilerek, taşınması, saklanması, paraya çevrilmesi en kolay ve masrafsız malların yeğlenmesi gerekir. İdare hem kendi alacağının tahsilini sağlamayı hem de borçlunun çıkarlarını korumak zorundadır. Dolayısıyla, bu ölçüte uygun mallar varken borçlunun çıkarlarını zorlayacak malların haczedilmesi durumunda borçlunun dava açma hakkı doğar (2).

4) Borçlunun, başkasına ait olduğunu beyan ettiği mallar en sona bırakılır. Diğer mallar alacağı karşılamazsa bunlar haczedilir. Diğer mallar alacağı karşılamaya yeterse bunlar haczedilmez. Aynı şekilde üçüncü kişiler tarafından ihtiyaten haczedilmiş bulunan veya istihkak iddia edilmiş bulunan mallar da en sonraya bırakılır.

Üçüncü kişiler tarafından haczedilmiş malların haczi de mümkün olmakla birlikte, bu konu farklı bir düzenlemedir(3).

Hasılatı paraya çevirme masraflarını ve icabında muhafaza ve idare masraflarını tecavüz etmeyeceği muhakkak olan menkul ve gayrimenkuller haciz edilemez.(4).

Sonuç olarak, son aylarda Gelir İdaresi Başkanlığı vergi tahsil etmek amacı yerine mükelleflerin otomobillerini bağlayıp, otoparklara çekmesi işlemi hukuki değildir. Bunun yerine mükelleflerin borçlarını tecil ve taksitlendirip, amaç tahsilat yapmak olması gerekmektedir. Aksi yönde yapılan uygulamalar mükellefleri cezalandırmaktadır.

1) 351 seri nolu Amme Alacakları Tahsili Usul Hakkında Genel Tebliğ

2) Yılmaz Kazım, “Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Yasa”, Ce-Ka Yayınları, Ankara, 2006, s.745

3) Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun md. 21

4) İİK md. 85

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim