• BIST 100.072
  • Altın 141,130
  • Dolar 3,5078
  • Euro 3,9120
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 21 °C

Yargı Kararlarının Uygulanmaması

Yargı Kararlarının Uygulanmaması
Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif GÖKÇE, BAROTÜRK Dergi'nin 3. sayısı için yazdı.

BAROTÜRK Dergi 3. Sayı

Av. Sertif GÖKÇE / Kocaeli Barosu Başkanı

Yargı kararlarının uygulanması hukuk devleti açısından oldukça önem taşımaktadır. Çünkü hukuk devleti; hukukun üstün olduğu, hukuk kurallarının onu koyanlar da dâhil olmak üzere herkesi ve her kuruluşu bağladığı, kişilere hukuk güvenliğinin sağlandığı devletin tanımıdır. Oysaki son yıllarda yargı kararlarının uygulanmadığını sıklıkla görmekteyiz. Özellikle İdare Mahkemeleri kararları ve Danıştay kararları ülkemizde idare tarafından uygulanmamaya başlamıştır. Bu da hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırır duruma getirmiş, bireylerin hukuka karşı bakış açısını değiştirmiştir.

Anayasamızın 138. Maddesi "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" demektedir. Anayasamızın 10. Maddesinde kanun önünde herkesin eşit olduğu belirtilmiş, 11. Maddesinde ise "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır" denilmiştir. Bu maddelerden de anlaşılacağı üzere son yıllarda ülkeyi yönetenler yargı kararlarını uygulamayarak yargı organını ve Anayasayı yok saymaktadırlar. Bunun sonucu olarak da Devlete ve ne yazık ki hukuka olan güven ortadan kalkmaktadır.

İdari yargı kararlarının uygulanması adli yargıdakinden farklılık göstermektedir. Adli yargıda kararların yerine getirilebilmesi için icra daireleri ve savcılık kurumları mevcut iken idari yargıda idarenin davalarda taraf olması bir yana ilamları uygulayacak bir kurum dahi bulunmamaktadır. Bu da idarenin kararları uygulamamasında adeta idareye kolaylık sağlamaktadır. Kararların yerine getirilip getirilmemesi tamamen idarenin tasarrufuna bırakılmıştır. Yargı kararlarının davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde uygulanma zorunluluğu olup, bu durum hem Anayasamızın 138. Maddesi hem de İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. Maddesinde güvence altına alınmıştır. Ancak buna rağmen günümüzde idare bazı kararları uygulanmamaktadır.

Buna birçok örnek verilebilir. Milli Eğitim Bakanlığı; 07.09.2013 Tarihli ve 28758 Sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde 2014 yılında yapılan değişiklikle TEOG yerleştirmelerinden sonra boş kalan kontenjanlara "taban puana" yani, bir okula yerleşen en son öğrencinin puanına göre değil, başvuranlar arasında 'puan üstünlüğüne' göre nakille geçiş yapılması sistemini getirmişti. Bu değişiklikten sonra çok düşük puanlı öğrencilerin yüksek puanla öğrenci alan Anadolu veya Fen liselerine yerleşmelerine neden olmuş açılan davada Danıştay 8. Dairesinin E:2014/9354 ve E:2014/10638 No'lu kararı gereği yürütmesi durdurulmuştur. MEB Bakanı Nabi Avcı, kararın uygulanacağını açıklasa da karar uygulanmamıştı.

Yine Danıştay 8. Dairesi, Polis Koleji öğrencilerinin doğrudan Polis Akademisi'ne geçişini engelleyen yönetmelik değişikliğinin yürütmesini durdurmuştu. Yönetmeliğin Anayasa ve kanuna aykırı olduğu, yürürlükteki mevzuata göre polis amiri olmak için koleje giren ve başarıyla okullarını bitirenlerin haklarını kısıtladığı belirtilmişti. Ancak hükümet Danıştay'ın kararını uygulamadı. Yönetmelikle konulan mülakatla 316 kolej öğrencisinden 236'sının akademiye geçişine izin verilmedi. Polis Koleji öğrencileri uygulanmayan yargı kararıyla ilgili AYM'ye bireysel başvuruda bulundu. İdare bu ve bunun gibi birçok yargı kararlarını son zamanlarda uygulamamayı bir alışkanlık haline getirmiştir.  Danıştay'ca verilen yürütmenin durdurulması veya iptal kararlarının uygulanmaması, bu kararları uygulamayan Kamu görevlilerinin tazminatla sorumlu tutulması için yeterlidir. Ancak tazminata mahkûm edilseler dahi kararın uygulanmamasından dolayı mağduriyetler devam etmektedir.

Yargısal denetim, hukuk devletinin olmazsa olmaz bir koşuludur. İdare karşısında, kişilerin hak ve menfaatlerinin korunabilmesi idarenin hukuk içinde tutulmasına bağlıdır. İdarenin hukuk kuralları içinde eylemde bulunmasını sağlamanın yöntemi de idarenin Yargısal denetime tabi tutulmasıdır. Kişilerin idare karsısında korunması Yargısal denetim ile olasıdır. Ancak idare, bu denetim sonucunda dahi kararları uygulamayarak hukuku çiğnemekte Anayasayı yok saymaktadır. İdare, kendi yapısına uymayan kararları uygulamayarak adalet duygusunu, devlete olan güveni zedelemekte ve bireylerin hukuka bakış açısını değiştirmektedir. Ortada bir kural varsa bu kural herkes için geçerli olmalı ve uygulanmalıdır. Bu Anayasamızda açıkça ifade edilmiştir. İdarenin de yargı kararlarını uygulamamasına bir çözüm getirilmeli ve kaybolmaya başlayan adalet duygusu tekrardan gün yüzüne çıkartılmalıdır.      

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim