• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

“Yargı Mensuplarının Verdiği Kararlar Karşısında Gözyaşı Döktüğü Ülkede…”

“Yargı Mensuplarının Verdiği Kararlar Karşısında Gözyaşı Döktüğü Ülkede…”
İstanbul Barosu Çevre Ve Kent Hukuku Komisyonu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajda çok çarpıcı ifade ve tespitlere yer verildi.

Baro'nun yayınladığı mesaj şöyle;

"5 Haziran 1972 tarihli Birleşmiş Milletler Stockholm Bildirgesi’nde, İnsanın ¸onurlu ve iyi bir yaşam sürdürebilmesi için sağlıklı/ elverişli bir çevrede yaşam hakkına sahip, bu hakka sahip olan insanların aynı zamanda hem bugünkü hem de gelecek kuşaklar için çevreyi koruma sorumluluklarının olduğu açık bir şekilde vurgulanmıştır. Bu nedenle 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü ilan edilmiştir.

Çevre Hakkı’nın yaşamsal öneminden dolayı uluslararası belgelerde yaşam hakkını besleyen bir İnsan Hakkı olarak yer almaya başlaması, etkisini ulusal yasa ve metinlerde de göstermiştir. Stockholm Bildirgesi ile başlayan süreçte artık pek çok devlet, Sağlıklı ve Düzenli bir çevrede yaşam hakkına, bir insan hakkı olarak Anayasa’larında ve diğer hukuk metinlerinde yer vermektedir.

Anayasamız da birçok maddesinde çevreyi koruma ile düzenlemeler getirmiştir. Anayasamızın 56. Maddesi “herkes, sağlıklı ve dengeli bir yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” diyerek çevreyi koruma görevini, devlete ve vatandaşlara ödev olarak yüklemiştir.

Anayasa 63.md.si/ ..Tarih, kültür ve tabiat varlıklarını, diğer maddelerle kıyıları, ormanları, doğal varlıkları, akarsu, göller, denizler, fauna, flora’yı, sulak alanları, göçmen kuşları korumaya almıştır. Ülkemiz, Bu konularda tüm uluslararası sözleşmeleri imzalamıştır.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun amacı; bütün canlıların ortak varlığı olan çevre’nin sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.

Anayasamızın 90.maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir ve mevzuatımızın bir parçasıdır.

Durum böyle iken; son dönem yatırım kararlarında Çevre Koruma ilkeleri, aşılması gereken bir engel olarak görülmekte, sürekli anayasa’ya, imzalayarak sorumluluk yüklendiği uluslararası sözleşmelere aykırı kanunlar çıkarılmakta, mevcut çevre yönetmelikleri bu amaca uygun değiştirilmektedir. Yargının verdiği çevreyi koruyan kararlar, yöneticiler tarafından “mahkeme kararı bizi bağlamaz” beyanları ile uygulanmamakta, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına aykırı uygulamalar AİHM den ülkemiz aleyhine sonuçlanmaktadır. 

Buna rağmen,  İstanbul’un kuzeyinde Kuzey Ormanları, su havzaları-uluslararası kuş göç yolları üzerinde; 3.Havalimanı, 3.Köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu başta olmak üzere, Kanal İstanbul gibi hayali ve sadece RANT ODAKLI KATLİAM PROJELERİ hukuksuz bir biçimde son sürat devam etmektedir.

Toplum ve ülke yararını gözardı eden yatırımların, ülke kaynaklarını rant odaklı talan eden uygulamaların, insan yaşamını hiçe sayan, çevrenin kirletilmesi ve doğanın tahribatına neden enerji santrallerinin, altın madenlerinin, otoyolların, iki ülkede devam eden ve komşu ülkede UNESCO korumasında olan Longoz Ormanlarının, hiçbir tarihi ve kültürel değerler dikkate alınmadan uygulanan kentsel dönüşümlerin, yükselen ekonomik değer olduğu bir ülkede çevre hakkı aslında bir demokrasi olmaktadır.

Çevre sorunlarının, sadece ülkemizi değil, tüm dünyayı ilgilendiren ortak mirasın korunması sorumluluğu nedeniyle söz konusu katliam projeleri, uluslararası alanda maddi tazminatlar dışında Türkiye’nin prestij kaybına neden olmaktadır.

Ekonomik nedenlerle çevresel tahribat alarm vermektedir. Kapitalist sistem, hiç abartısız doğayı bitip tükenmez bir hırsla yutmaktadır. Ancak, ekolojik kriz, ekonomik krizi aratacaktır.

Yargı mensuplarının istemeyerek verdiği kararlar karşısında gözyaşı döktüğü ülkede nasıl hukukun üstünlüğünden bahsedilemez ise, tüm doğanın katledildiği, bu uğurda insanların öldüğü bir ülkede Çevre Günü’nden bahsetmek de mümkün değildir. 

Hukukun üstünlüğü ve insan haklarını korumakla görevli hukuk kurumu olan İstanbul Barosu’nun Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu olarak, son ağaç ve son doğal varlıklarımız kalıncaya kadar hukuk mücadelemize devam edeceğiz. 

Bu durumda; 5 Haziran DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ kutlanabilir mi?  

Kamuoyunun bilgisine sunarız. Saygılarımızla."

BAROTÜRK

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim