• BIST 82.363
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C

YARGIDA BİRLİK(!) ÇATLAĞI VE OPERASYONEL YARGI TİMLERİNİN SAVAŞI

Av. Bektaş ŞARKLI

Türkiye’de güç ve iktidar çatışması yıllardır maalesef yargı üzerinden yürümektedir. Son olarak dün AYM’nin verdiği Can Dündar ve Erdem Gül kararını da bu bağlamda değerlendirmek gereklidir. Netice itibarıyla AYM daha önceki twitter, toplantı gösteri yürüyüşleri konusunda da verdiği özgürlükçü kararlara bir yenisini eklemiştir.

Ancak, bu soruşturmanın bizzat Cumhurbaşkanının talimatıyla açılmış olması ve TV ‘deki bir programda “Haberi yapan bedelini ağır ödeyecek” şeklindeki tehditlerine paralel olarak tutuklanmış olması, (oysaki MİT TIR'larında mühimmat olduğuna dair görüntüler ilk kez Aydınlık gazetesinin 21 Ocak 2014 tarihli nüshasının sürmanşetinde yayımlanmış ve soruşturma açılmamıştır)  ve tutuklama kararı sonrası gerek Başbakan Davutoğlu’nun “tutuksuz yargılanmaları gerekir” şeklindeki açıklamaları, gerekse de AKP içerisinde “özgül ağırlıkları bulunan” Abdullah Gül ve Bülent Arınç ikilisinin bu yönlü açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, Cumhurbaşkanı ile AKP’nin “eski tüfekleri” diye tabir edebileceğimiz Başkanlık sistemine ve Cumhurbaşkanının totaliter uygulamalarına karşı, Türkiye’nin özellikle de Suriye’de uyguladığı Dış Politikaları eleştiren yukarıdaki isimler arasında bazen dozajı yükselen, bazen de dışarıya karşı ortak görüntüler verilerek giderilmeye çalışılan “düşük yoğunluklu bir savaş ve çatışma” olduğu gerçeği AYM’nin verdiği bu kararla birlikte iyice ayyuka çıkmıştır.

Bu karar sonrası Cumhurbaşkanının ne tepki vereceği önemlidir. Ya diğer olaylarda olduğu gibi “paralel yargı” deyip suçlayacak(ki bu yönlü açıklamalar gelmeye başlamıştır) ya da bu gelişme karşısında yeni bir cephe açıp diğer “eski yoldaşlarını” suçlayacaktır. Bilindiği üzere Erdoğan'ın "kardeşim Abdullah Gül" dediği Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AYM’nin 17 üyenin 10 tanesini belirlediğini düşünürsek, AYM’de Abdullah Gül’ün özgül ağırlığı da ortaya çıkacaktır.

Bizim açımızdan ise, aslında çok rahatlıkla “şark cephesinde değişen bir şey yoktur” durumu söz konusudur. Çünkü 27 Mayıs,12 Mart,12 Eylül dönemlerinde ve 28 Şubat sürecinde olduğu gibi yargı yeni güç odaklarına göre hemen şekillenmekte ve adeta bulunduğu kabın şeklini hemen almakta hiç sorun yaşamamaktadır. Hukukun bağımsız ve tarafsız olarak uygulanması konusunda omurgalı veya ilkeli bir duruş sergileyememektedir.

Yeni Türkiye’de de eskiden olduğu gibi yargı makamları, siyasi güç odağının tam merkezinde adeta kendine bir misyon biçmekte, âdeta bir silahsız(!) kuvvetler olarak görev yapmakta ve bundan da rahatsızlık duymamaktadır.

Dünden bugüne askeri veya siyasi güçlerin emir-komuta hiyerarşisi içerisinde güç odaklarının pozisyonuna göre ilk operasyonları maalesef yargı makamları yerine getirmekte, güç savaşları ilk buralarda yaşanmakta ve olan da Adalete güven duymaktan başka elinden bir şey gelmeyen 76 milyon yurttaşa olmaktadır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim