• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 21 °C

Yargıda "Hukuksuzluğa Karşı Mücadele” Çağrısı

Yargıda "Hukuksuzluğa Karşı Mücadele” Çağrısı
Hakim Bahattin Aras,adalet.org isimli siteden meslektaşlarına seslendi. 12 Ekim'de yapılan seçimlerle seçilen YBP üyelerinden oluşan HSYK'nın yaptığı uygulamalara dikkat çekti.

Bir yıl içerisinde 5 kez yetkisinin değiştiğini anlatan Aras, tayin,atamalarda birçok hakim ve savcının mağdur olduğunu, fişleme ve mobinge maruz kaldığını ifade etti ve şunları söyledi: "Hukuksuzluğu yol bilenlere bu ülkenin “yol geçen hanı” olmadığını ve muktedirlerin “adalet” karşısında ne kadar “küçük” olduklarını ve hiç kimsenin yaptığının yanına “kar kalmadığını” cümle aleme gösterelim ki bir daha hiç kimse bu topraklarda adaletsizliği hak olarak görmesin, yargı üzerinden zulüm yapmayı aklından geçirmesin.Onun için gelin “Adalet için adalet mekanizmasını çalıştıralım ve “adaletsizliğin arkasına” sığınanlara “adaletin önünde” hesap soralım.Gelin adaletin ve hakkın büyüklüğünü herkese gösterelim" dedi.

Bugüne kadar yaşanan skandallar, hak ihlalleri gibi konularda adalet.org da birçok hakim ve savcı uygulamaları eleştirmişti. Ancak bu şekilde bir çağrı ilk kez geldi.

İşte Hakim Bahattin Aras'ın o çağrısı:

"12 Haziran’da açıklanmış olan yaz kararnamesi en hafif tabirle, bir sürgün, bir mobbing, bir fişleme kararnamesidir. Şöyle ki;

HSYK seçim sürecinde başlayıp ve hız kesmeden daha sonra da devam eden süreçte “Kuşçu” denen müfterinin twitter hesabında, yürütme yanlısı sosyal paylaşım hesaplarında, havuz medyasında asılsız itham, iftira ve karalamalara maruz kalan  meslektaşların herhangi bir mesaj gönderilmeden ve tercih hakkı tanımadan bu kararnamede tayin görünümü altında sürgüne tabi tutuldukları görülmektedir. Özellikle 7 Haziran seçimleri öncesi“Kuşçu” denen müfterinin twitter hesabında iftiraya uğrayan meslektaşların kararnameye tabi tutulmaları bu kararnamenin vahametini ortaya koymakta ve haklı olarak şüphelerimizi arttırmaktadır. Dolayısıyla bu kararnamenin bu yönüyle birçok hakim ve sacının mağduriyetine neden olan birsürgün ve fişleme kararnamesi olduğu açıktır. Ayrıca sadece meslektaş dayanışması boyutuyla insani bir görev olarak tutuklu meslektaşlarını ziyaret ettikleri için kararname kapsamına alınanlar bakımından söylenecek bir söz bulunmamaktadır.

Diğer taraftan herhangi bir tercih hakkı tanınmadan kararnameye tabi tutulan ve görev alanları değiştirilen meslektaşların açık bir mobbing uygulamasına tabi oldukları da görülmektedir. Zira hiçbir taleplerinin olmamasına rağmen mesleğe adli hakim  olarak başlayanların Cumhuriyet savcısı, idari hakim olarak başlayan meslektaşların ise vergi mahkemesi hakimi olarak atandıkları  görülmektedir. Yani adli yargı bakımından konuşmak gerekirse yılların hukuk ve ceza hakimleri bir sabah uyandıklarında Cumhuriyet savcısı oldular. Burada başsavcılar eliyle bu meslektaşların sicillerinin bozdurulmak ve böylelikle sıkıntıya sokulmak istendiği yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır. Bu mobbing uygulamaları ile bu mesleğin meslektaşlara sıkıntı kaynağı yapılmak istendiği, verilecek sicil notlarıyla terfilerinin geri bırakılacağı ve soruşturmaya tabi tutturulacakları endişeleri haklı olarak ortaya çıkmaktadır. Bütün bu hususlar bu kararnameye alınan bu meslektaşların nasıl bir “mobbing”le karşı karşıya olduğunu ortay koymaktadır.  

Ancak Türkiye Cumhuriyeti, Anayasada yazdığı şekilde tam bir hukuk devleti olduğunda ve Anayasa’ya, kanunlara, ilke kararlarına aykırı bu eylemlerden dolayı hukuki yolların işletilmesine başlandığında hukuka aykırı işlemlere imza atanların meslektaşlarının yüzüne bakacak halleri kalmayacaktır. Yapılan haksız ve hukuksuz işlemlerin hukuki ve vicdani sorumluluğu, ebediyen bu işlemlere imza atanların üzerinde olacaktır. Ebeden ve daimen muktedir olacaklarını sanan dönemin muktedirlerine hatırlatmakta fayda var.

Bir yılık bir süreçte  5 defa yetki değişikliği mobbingine uğramış biri olarak oluşturulmak istenilen korku ve mobbinglerden hakim ve savcıların etkilenmediğinin bilinmesi gerekir. Zira birilerine korku veren şeyler, adaleti tesis etme görevi olan kişiler için bir anlam ifade etmez. Hangi mobbing tasarrufunda bulunulursa bulunulsun, bu ülkeye ve adalete olan sadakatlerinin ve bu aziz millete olan sevdalarının bir gereği olarak hakim ve savcılar işlerini en iyi şekilde yapacaklardır. Ve birileri aleyhe malzeme ararken, karşılarında “adalet insanlarından” tezahür etmiş adaletin izlerini göreceklerdir.

Bu noktada HSYK’nın kararname görünümü altında adeta zulmüne uğrayan bütün meslektaşlarımı, yaşanan hukuksuzlukları ve haksızlıkları bütün dünyaya duyurmaya; bu hukuksuzlukların ve haksızlıkların sorumlularına karşı  ulusal ve uluslararası yargı nezdinde hukuk mücadelesine çağırıyorum. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve yerel mahkemeler nezdinde gerekli girişimlerde bulunalım. Herhangi bir kanun, yönetmelik ve ilke kararı gözetmeyen, onları yok sayan ve Kurul teamüllerini alt üst eden bu uygulamalar kurumsal tasarruflar değildir. Onun için kurumsal bir tasarruf olmaktan ziyade kişisel tasarruf halini alan kararlardan dolayı ilgililerden bireysel olarak hak talebinde bulunalım.  Hukuksuzluğu yol bilenlere bu ülkenin “yol geçen hanı” olmadığını ve muktedirlerin “adalet” karşısında ne kadar “küçük” olduklarını ve hiç kimsenin yaptığının yanına “kar kalmadığını” cümle aleme gösterelim ki bir daha hiç kimse bu topraklarda adaletsizliği hak olarak görmesin, yargı üzerinden zulüm yapmayı aklından geçirmesin.

Onun için gelin “Adalet için adalet mekanizmasını çalıştıralım ve “adaletsizliğin arkasına” sığınanlara “adaletin önünde” hesap soralım.

Gelin adaletin ve hakkın büyüklüğünü herkese gösterelim.

Bu vesileyle kararnameye tabi olan bütün meslektaşlara yeni yerlerinin hayırlı olmasını diliyorum…"

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim