• BIST 108.392
  • Altın 143,135
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 28 °C

Yargıtay: "Avukat, Müvekkilin Davasında Tanık Olarak Dinlenebilir"

Yargıtay: "Avukat, Müvekkilin Davasında Tanık Olarak Dinlenebilir"
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO : 1996/2-897
KARAR NO : 1997/86
KARAR TARİHİ : 06.05.1999

KARAR ÖZETİ : Temyiz masrafının ödenmesini hakim ihtar etmelidir. Her dava açıldığı sıradaki fiili ve hukuki duruma göre çözümlenir. Dava açıldıktan sonra oluşan olaylar boşanma sebebi olamaz. Taraf vekilleri de tanık olarak dinlenebilir. Tedbir nafakasına hakim resen karar vermelidir.

Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla Ankara Asliye 6. Hukuk Mahkemesinden verilen 25.9.1995 gün ve 1995/365-696 sayılı kararın temyiz edilmemiş sayılmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulundan çıkan 5.6.1996 gün 96/2-310 esas, 96/457 karar sayılı ilamın karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davalı Olcay Ayaş vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, Hukuk Genel Kurulunca dilekçe düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.

HUMK.nun 434/3. maddesinde "temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir." hükmü yer almıştır. 24.12.1942 gün ve 9/32 sayılı içtihadı birleştirme kararında temyiz eden tarafın kanunen yükümlü olduğu posta ücretini hakim tarafından tayin edilen süre içinde vermemesi takdirinde teniyiz isteğinden vazgeçmiş sayılacağı belirtilmiştir. Sürenin öncelikle hakim tarafından verilmesi lazımdır.

Olayda ise noksan posta giderinin tamamlanmasına ilişkin süre hakim tarafından değil kalem tarafından tayin edilip, davetiye ile davalı vekiline tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkeme hakimi tarafından HUMK.nun 434/3. maddesi hükmüne uygun bir muhtıra davalı vekiline tebliğ edilmediğinin kabulü zorunludur. Bu itibarla davalı vekilinin karar düzeltme istem kabul edilerek davalının temyizinin süresinde olduğu anlaşılmakta işin esasına ilişkin temyiz isteminin incelenmesine karar verildi. 

Gereği görüşüldü.

Dava, Medeni Kanunun 134/1. maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma istemine ilişkindir.

Davacı vekili, mahkemenin 17.2.1993 günlü ara kararı gereğince kesin mehil içinde verdiği tanık olarak dinlenilmesini ısrarla istemiştir. Mahkeme davalı tarafın muvafakati olmadığından davacı vekilinin tanık olarak dinlenmesini reci etmiş davalı tanıklarını dinleyerek ve dava tarihinden sonraki bir olaya ilişkin hazırlık evrakına dayanarak boşanmaya karar vermiştir. Hemen belirtelim ki her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre çözümlenir. (28.11.1956 gün ve 15/15 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Oysa mahkemenin boşanmaya esas aldığı olay 5.12.1992 tarihinde meydana gelmiştir. Diğer bir anlatımla dava tarihinden sonra gerçekleşmiştir. Hal böyle olunca bu olay esas alınarak evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının kabulü doğru değildir. Öte yandan taraf vekili, üçüncü kişi olup, tanık olarak dinlenmesinde hiçbir yasal engel bulunmamaktadır. Davacı vekili yargılamayı takip ederi kişi olarak duruşmalarda hazır olduğu için çağrılması yönünden masraf depo edilmesine de gerek olmadığı çok açıktır. O nedenle tanıkların dinlenmesi için mahkemenin masraf verilmesine ilişkin kesin hükmünün davacı vekili yönünden hukuken bir etkisi bulunmamaktadır. O halde, vekili tanık olarak dinlemeli özellikle dava tarihinden önceki olaylar hakkında bilgi ve görgüsü alınmalı dosyadaki tüm deliller birlikte takdir edilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Diğer taraftan MK. 137. maddesi gereğince hakimin davanın devamı süresince gerekli tedbirleri resen alarak davalı kadiri yararına dava tarihinden geçerli olmak üzere uygun bir miktar tedbir nafakasına hükmetmesi gerekir. Ayrıca davalı kadının tazminat istemi olmadığı halde kesin hüküm oluşturacak şekilde tazminat isteğinin reddine karar verilmesi de usul ve kanuna aykırıdır.

Bu nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Hukuk Genel Kurulunun 5.6.1996 gün 96/2-310 esas 96/457 sayılı kararının kaldırılmasına 5.2.1997 gününde yapılan birinci görüşmede oyçokluğu ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 19.2.1997 gününde yapılan ikinci görüşmede bozmada oybirliğiyle nedeninde oyçokluğuyla karar verildi.

www.kararara.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim