• BIST 107.896
  • Altın 151,380
  • Dolar 3,6601
  • Euro 4,3285
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

Yargıtay: "Cinsellikte Çocuğun Rızası Geçersiz"

Yargıtay: "Cinsellikte Çocuğun Rızası Geçersiz"
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15 yaşını tamamlamamış kızla rızasıyla cinsel ilişkiye giren sanığa verilen cezaya yapılan itirazı reddetti.

Taraf gazetesinden Adnan Keskin'in haberine göre ilişkide bulunduğu kızla daha sonra evlenen sanığın ‘15 yaşından büyük olduğunu sanıyordum’ savunmasını da geçerli kabul etmeyen Yargıtay, sanığa bu suçtan verilen 2 yıl 6 aylık hapis cezasını onayladı.

Yargıtay, aynı sanığa ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçundan verilen cezanın artırılarak 2 yıl 6 aya yükseltilmesine de onay verdi. Dava konusu istismar tarihinde 14 yaş 7 aylık olan kızla 19 yaşındaki erkek arkadaşının ilişkisi kızın anne-babasının şikayeti üzerine yargıya taşındı. Bulundukları yerden kaçarak yakın bir ilçedeki boş bir evde erkek arkadaşıyla bir gece geçiren kızın, ilişkinin razıyla olduğunu bildirmesi, erkeğin ise ‘ben yaşının 15 yaşından daha büyük biliyordum’ yönündeki savunması davanın mahkumiyetle bitmesini engellemedi.

ÇİFTE CEZA

Mahkeme, kızın rızasının suçu ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle erkeğe 15 yaşından küçüğün cinsel istismarı suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Ayrıca, erkeğin ilişkiye girdiği kızın yaşını 15 yaşından büyük olduğunu zannettiği yolundaki savunması da suçun hata ile işlenmesi-cezasızlık hali için yeterli bulunmadı.

Mahkeme, cinsel istismar suçuyla da yetinmedi. Sanığa ayrıca 15 yaşından küçük birini hürriyetinden yoksun bırakma suçundan ceza verdi. Ve bu cezayı da artırarak 2 yıl 6 aya çıkardı. Böylece sanığa toplamda 5 yıl hapis cezası belirlemiş oldu. Çifte ceza kararı sanık avukatınca temyiz edildi.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, istismar edilen kızın, yaşından daha büyük gösterebileceği yönündeki hastane raporunun dikkate alınarak sanığa verilen cezanın ‘kaçınılmaz hata’ kapsamında yeniden tartışılmasını isteyerek mahkeme kararını bozdu. Yargıtay Başsavcılığı da tebliğnamesinde, sanığa hürriyeti yoksun bırakma suçundan verilen cezanın artırılmasının yanlış olduğu gerekçesiyle hükmün bu kısmının bozulmasını istedi. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hem sanığın itirazlarını, Hem 14.Ceza Dairesinin bozma gerekçelerini hem de Yargıtay başsavcılığının itirazlarını reddetti. Kurul, yerel mahkeme kararının hem istismar hem de hürriyetten yoksun bırakma suçları yönünden doğru uygulama yaptığını bildirdi. Kurul’un iki başlık altında verdiği onama kararı şöyle gerekçelendirildi:

ÖYLE HATA OLMAZ

Sanıkla mağdurenin aynı mahallede ikamet ettikleri ve iki yıldır arkadaşlık yaptıkları sabit olan olayda; suç tarihi itibarıyla on dokuz yaşının içerisinde olan sanığın, aynı mahallede oturması nedeniyle tanıdığı mağdurenin onbeş yaşından küçük olduğunu bilmemesi hayatın olağan akışına uygun değildir.

Kaldı ki sanığın mağdure ile ilk tanıştıklarında mağdurenin on beş yaşında, dolayısıyla suç tarihinde on beş yaşından büyük olduğuna ilişkin savunması olaydan sonra sanıkla evlenen mağdure tarafından da doğrulanmamıştır. Bu nedenle, onbeş yaşını tamamlamamış olan mağdureye karşı rızasıyla cinsel istismarda bulunan sanığın çocukların cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme kararı isabetlidir.

ÇOCUĞUN RIZASI KABUL EDİLEMEZ

Olay tarihinde cinsel amaçlı olarak 15 yaşından küçük mağdureyi alıkoyan sanığın eyleminin hukuka aykırı olduğunda ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Eylemin gerçekleştirilmesine mağdurenin rızasının olması TCK’nun 26/2. maddesi kapsamında bir hukuka uygunluk nedeni olarak değerlendirilebilecek ise de; 15 yaşından küçüklerin cinsel amaçlı olarak alıkonulmalarına gösterdikleri rızanın bir hukuka uygunluk nedeni olamayacağı Yargıtayın istikrarlı kararlarıyla kabul edilmektedir.

TCK’nun 109/1 maddesinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun; “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılması” olarak tanımlanması ve bu suçun mağdurunun çocuk olmasının suçun unsurları arasında sayılmaması karşısında, 15 yaşından küçük olan mağdureyi rızasıyla ve cinsel amaçlı olarak hürriyetinden yoksun bırakan sanık hakkında TCK’nun 109/1 maddesinde tayin edilen temel cezanın, mağdurenin çocuk olması nedeniyle aynı maddenin 3. fıkrasının f bendi uyarınca arttırılmasına karar verilmesi isabetlidir.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim