• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 4 °C

Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı"

Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı"
Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı:

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
 
E. 2013/17-72
K. 2013/1558
T. 13.11.2013

• DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI ( Trafik Sigortacısının İşletenin Zarardan Sorumlu Tutulabildiği Hallerde Zararı Gidermekle Yükümlü Olduğu - Olayda İşletenin Sorumluluğunun Bulunmaması Karşısında Davalı Sigorta Şirketinin de Sorumluluğu Olmadığının Kabulü Gerektiği )

• ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI ( İşletenin Yaptırma Zorunluluğu Bulunduğu/Olayda Davacıların Desteğinin Kusursuz Dava Dışı Araç Sürücüsünün Tam Kusurlu Olduğu - İşletenin Sorumluluğunun Bulunmaması Karşısında Desteğin Sürücü Olduğu Aracın Trafik Sigortacısı Davalı Sigorta Şirketinin de Sorumluluğu Olmayacağı )

• İŞLETENİN SORUMLULUĞU ( Aracın Sürücüsünün veya Aracın Kullanılmasına Katılan Yardımcı Kişilerin Kusurundan Kendi Kusuru Gibi Sorumlu Olacağı - Kazada Dava Dışı Araç Sürücüsünün Tam Kusurlu Olmasının İşletenin Sorumluluğuna Gidilebilmesi İçin Gerekli Olan İlliyet Bağını Kestiği/Destekten Yoksun Kalma Tazminatı )

• SORUMLULUKTAN KURTULABİLECEK HALLER ( Kazanın Üçüncü Kişinin Ağır Kusurundan İleri Geldiğini İspat Ederse Mümkün Olduğu - Meydana Gelen Olayda Davacıların Desteği Sürücünün Kusursuz Dava Dışı Araç Sürücüsünün Tam Kusurlu Olduğu/İşletenin Destek Zararının Tazmini Bakımından Hukuki Bir Sorumluluğunun Bulunmadığı )

2918/m.85,86,91

ÖZET : Asıl ve birleşen dava, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın sürücüsü olan davacıların desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacıların desteğinin sürücüsü olduğu araç ile dava dışı bir kişinin idaresindeki aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada her iki araç sürücüsü de ölmüştür. Aracın işleteni, dava dışı ölen desteğin eşidir. Davacıların desteğinin sürücü olduğu aracın trafik sigoracısı ise, davalı sigorta şirketidir. Davacılar eldeki dava ile, trafik kazasında desteğin ölümü sonucu uğradıkları zararın, davalı sigortadan tazminini istemektedirler. Mahkemece, kusur durumunun belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunda davacıların desteğinin kusursuz olduğu, tam kusurun şerit ihlali yapan diğer aracın sürücüsünde olduğu kabul edilmiş ve rapor mahkemece de benimsenmiştir. Araç işleteni, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabileceğine göre, meydana gelen olayda davacıların desteği sürücünün kusursuz, dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu olması nedeniyle, işletenin destek zararının tazmini bakımından hukuki bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Zira, kazada dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu olması, işletenin sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan illiyet bağını kesmiştir. Buna göre, trafik sigortacısı, işletenin zarardan sorumlu tutulabildiği hallerde zararı gidermekle yükümlü olduğundan, somut olayda işletenin sorumluluğunun bulunmaması karşısında, davalı sigorta şirketinin de sorumluluğu yoktur.

DAVA : Taraflar arasındaki "destekten yoksun kalma tazminatı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 02.12.2010 gün ve 2010/113 E-2010/499 K. Sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 09.02.2012 gün ve 2011/1517 E-2012/1373 K. Sayılı ilamı ile;

( ... Davacılar vekili asıl ve birleştirilen davada davalının trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda müvekkillerinin desteğinin hayatını kaybettiğini ileri sürerek ayrı ayrı 7.500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre trafik sigortasının araç sürücüsüne yönelik sorumluluğu bulunmadığına ilişkin bir düzenleme yer almadığı ve araç sürücüsü olan davacıların desteğinin kusursuz olması nedeniyle oluşan zararın davalının sorumluluğunda olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup, davalı sigorta şirketi davacıların desteğinin sürücüsü olduğu aracın trafik sigortacısıdır. Meydana gelen kazada her iki araç sürücüsü de hayatını kaybetmiştir. Mahkemece kusur durumunun belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunda davacıların desteğinin kusursuz olduğu, tam kusurun şerit ihlali yapan diğer aracın sürücüsünde olduğu kabul edilmiş ve rapor mahkemece de benimsenmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91.maddesi delaletiyle 85.maddesinde aracın işletilmesi nedeniyle meydana gelen zararlardan araç işleteninin sorumlu olduğu ve işletenin bu sorumluluğunun karşılanması için trafik sigortası yaptırmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir. O halde trafik sigortası araç işletenin sorumluluğunu üzerine almış bulunmasına göre ancak işletenin zarardan sorumlu tutulabildiği hallerde zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı yasanın 86.maddesinde araç işleteni, kazanın üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklandığını kanıtlaması halinde sorumluluktan kurtulacağı belirtilmiştir. Dava konusu olayda dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu eylemi kazaya neden olmuştur. Bu nedenle araç işleteni ve trafik sigortacısının meydana gelen zarardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Asıl ve birleşen dava, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın sürücüsü olan davacıların desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen karar davalı sigorta şirketi vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire'ce yukarıya metni aynen alınan gerekçe ile bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararını, davalı sigorta şirketi vekili temyize getirmiştir.

Bozma ve direnme kararlarının kapsamı itibariyle; davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın sürücüsü olan davacılar murisinin meydana gelen trafik kazasında öldüğü; eldeki tazminat davasının, ölenin mirasçıları tarafından destekten yoksun kalmaya dayalı olarak açıldığı, Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında uyuşmazlık konusu değildir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; araç sürücüsünün kusuru olmadan meydana gelen trafik kazasında ölmesi sonucu, onun desteğinden yoksun kalanların aracın işleteni, dolayısıyla işletenin sigortacısı davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilip isteyemeyecekleri noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle uyuşmazlığa ilişkin hukuki kavram ve kurumlar ile ilgili mevzuatın irdelenmesinde yarar vardır:

İşleten ve araç işleticisinin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ( KTK )'nun 85.maddesinde:

"İşleten ve Araç İşleticisinin Bağlı Olduğu Teşebbüs Sahibinin Hukuki Sorumluluğu" başlıklı söz konusu maddenin 1.fıkrasında; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmü, aynı maddesinin son fıkrasında "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur."

Şeklinde düzenlenmiştir.

2918 sayılı KTK'nun 86.maddesinde ise, bu Kanunun 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.

Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.

Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hakimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de bu husus kabul edilmektedir ( S. Ünan, "Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender'e 50.Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007", s. 1180 ).

Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK'nun 91 .maddesiyle de; işletenin aynı Kanunun 85.maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası ( Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.

Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 15.06.2011 gün ve E:2011/17-142, K:411; 22.02.2012 gün ve E:2011/17-787, K.2012/92; 27.06.2012 gün ve E:2012/17-215, K:413 sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla birlikte, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu ise, akdi ( sözleşmesel ) niteliktedir. Sözkonusu akdi ilişki, işleten ile onun hukuki sorumluluğunu üzerine alan zorunlu ( trafik ) sigortacısı arasındadır.

Karayolları Trafik Kanunu'nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar" başlıklı 92.maddesinde:

"Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.

a )İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,

b )Işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,

c )İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,

d )Bu Kanunun 105'inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,

e )Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,

f )Manevi tazminata ilişkin talepler."

hükmü ile, zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış; burada örnekseme yoluna gidilmeyip; tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır ( Hukuk Genel Kurulu'nun 22.02.2012 gün ve E:2011/17-787, K:2012/92 sayılı ilamı ).

Öte yandan, 2918 sayılı KTK'nun 92/a maddesinde yer alan "İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna" ilişkin hükmü üzerinde de durulmalıdır.

Vurgulamakta yarar vardır ki, bu hüküm işletenin eyleminden sorumlu olduğu kişilere yönelik kendi zararına dayalı talepleri noktasında önem arz etmektedir. Salt sigorta şirketinin dava edildiği ve üçüncü kişinin zararının söz konusu olduğu durumlarda bu hükmün uygulama alanı bulamayacağı açıktır.

Sonuç itibariyle; araç işleteni, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabileceğine göre, işletenin ve dolayısıyla onun hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğuna gidilemeyecektir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davacıların desteğinin sürücüsü olduğu araç ile dava dışı bir kişinin idaresindeki aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada her iki araç sürücüsü de ölmüştür.

Aracın işleteni, dava dışı ölen desteğin eşidir. Davacıların desteğinin sürücü olduğu aracın trafik sigoracısı ise, davalı sigorta şirketidir.

Davacılar eldeki dava ile, trafik kazasında desteğin ölümü sonucu uğradıkları zararın, davalı sigortadan tazminini istemektedirler.

Mahkemece, kusur durumunun belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunda davacıların desteğinin kusursuz olduğu, tam kusurun şerit ihlali yapan diğer aracın sürücüsünde olduğu kabul edilmiş ve rapor mahkemece de benimsenmiştir.

Yukarıda belirtildiği üzere, araç işleteni, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabileceğine göre, meydana gelen olayda davacıların desteği sürücünün kusursuz, dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu olması nedeniyle, işletenin destek zararının tazmini bakımından hukuki bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Zira, kazada dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu olması, işletenin sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan illiyet bağını kesmiştir.

Buna göre, trafik sigortacısı, işletenin zarardan sorumlu tutulabildiği hallerde zararı gidermekle yükümlü olduğundan, somut olayda işletenin sorumluluğunun bulunmaması karşısında, davalı sigorta şirketinin de sorumluluğu yoktur.

Açıklanan nedenlerle; mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar göz ardı edilerek, yerinde bulunmayan gerekçeyle yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

Hal böyle olunca; yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı HDI Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma ilamında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici Madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 1086 sayılı HUMK'nun 440.maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak: http://www.adaletbiz.com/
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim