• BIST 90.182
  • Altın 146,281
  • Dolar 3,6195
  • Euro 3,9306
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C

Yargıtay: "Resmi Tatil Günlerinde Duruşma Yapılamaz"

Yargıtay: "Resmi Tatil Günlerinde Duruşma Yapılamaz"
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, resmi tatil günlerinde duruşma yapılamayacağına hükmetti.

T.C
YARGITAY 23.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2013/3539
KARAR NO:2013/4205
KARAR TARİHİ:19.06.2013

RESMİ TATİLDE DURUŞMA YAPILAMAZ

YARIM GÜN TATİLİN BAŞLADIĞI SAATTEN SONRA DURUŞMA YAPILMASI.

HMK 148

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı aleyhine 190.244,94 TL asıl,59.986,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 247.686,95 TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ,davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalının takip miktarı kadar sorumlu olduğu, takip tarihinde likit olan alacak dolayısıyla yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiği, yapılan idari soruşturmada alacağı sözlü ve yazılı beyanları ile ikrar ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile itirazın iptaline,asıl alacağın %20'si oranında tazminatın tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı HMK'nın 148.maddesi “ Mahkemeler, resmî çalışma gün ve saatlerinde görev yaparlar. Ancak, zorunluluk veya gecikmesinde zarar olan hâllerde, keşif, delillerin tespiti ve günlük duruşma listesinde yazılı işler gibi işlemlerin, resmî tatil günlerinde veya çalışma saatlerinin dışında da yapılmasına karar verilebilir.” hükmünü düzenlemiştir.

Mahkemece, hüküm, resmi tatil olan 24.10.2012 günü saat 14:26'da başlayan oturumda verilmiş olup, duruşma yapılmasına neden olacak bir zorunluluk ya da gecikmesinde zarar olan hallerden herhangi birisinin bulunduğu yolunda bir gerekçeye de dayanılmadığından anılan hükme aykırı olarak duruşma yapılarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.

2- Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

3- Kabule göre de;dosyada bulunan iddianamede ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının kooperatifin önceki dönem müdürü olduğu belirtilmektedir.

Mahkemece, öncelikle davalının sıfatı araştırılmalıdır. Davalının kooperatif müdürü olduğunun belirlenmesi halinde 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması nedeniyle kooperatiflerde de uygulanması gereken TTK'nın 319/2. maddesi, "Anasözleşme ile temsil yetkisinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi üyesi olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zorunlu olmayan müdürlere bırakabilmek için genel kurula veya yönetim kuruluna yetki verilebilir" hükmünü içermektedir. TTK'nın 342. maddesi yukarıda anılan 319/2. maddesi ile birlikte ele alındığında, şirkete müdür olarak atanan kişinin atanma yönteminin anasözleşmede öngörülmüş ve öngörülen şekilde genel kurula veya yönetim kuruluna bırakılmış olması ve tevdi edilen görevin de kooperatifin temsil ve idari, mali işlerinin önemli bir kısmını içermesi gerekir. Esasen,1163 sayılı Kanun'un 58. maddesi de aynı ilkelere göre düzenlenmiştir. Anasözleşmede müdür atanması konusunda bir hüküm sevkedilmemişse, yönetimde TTK'nın 317. maddesi uyarınca sadece yönetim kurulu yetkilidir.

Mahkemece, davalı müdürün atanmasına ilişkin ana sözleşmede genel kurul veya yönetim kuruluna yetki verilip verilmediği, yetki verilmiş ise genel kurul ya da yönetim kurulu kararları getirtilerek davalının anasözleşmeyle öngörülen ve özellikle TTK'nın 319/2. maddesinde öngörülen temel ve idari işlerinin tamamı veya bir kısmını üstlenecek bir biçimde atanıp atanmadığı belirlendikten sonra, davalının anılan 342. madde kapsamında atanmış bir müdür olduğu sonucuna varılması halinde davalı hakkında açılan işbu sorumluluk davasında TTK'nın 341. maddede aranan usuli koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmelidir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62. maddesi ve yine aynı Kanun'un 98. maddesi yollaması ile TTK’nın 336. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ya da 342. madde hükmüne tabi şirket müdürleri yasa ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasden veya ihmal ile yerine getirmedikleri takdirde oluşacak zararlardan kooperatife karşı da sorumludurlar. Kooperatif tarafından yöneticilere ya da 342. madde hükmüne tabi şirket müdürlerine karşı açılan bir sorumluluk davasının görülebilmesi, TTK'nın 341. maddesi gereğince, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın tüm denetçiler tarafından açılmasına bağlıdır. Ancak, anılan usuli eksiklikler dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabileceğinden anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddini gerektirmez. Esasen bu hususlar üzerinde mahkemece de re'sen durulması zorunludur.

Somut olayda, davalı aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde genel kurulca alınmış bir karar bulunmadığı gibi dava, denetçiler tarafından da açılmamıştır. O halde, mahkemece, davalı anılan 342. madde hükmüne tabi müdür olduğu taktirde davacı tarafa, 6100 sayılı HMK'nın 52,53 ve 54. (HUMK'nın 39. ve 40.) maddeleri uyarınca davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan işbu davaya muvafakat verilmesine ilişkin genel kurul kararının ibrazına ve davanın gelindiği aşamada görevde olan tüm denetçilerin belirlenip, davayı açan vekile vekaletname vermesine ya da asıl olarak davayı takip etmelerine olanak tanınması, verilen süre içerisinde vekaletname vermezler ya da davayı asıl olarak takip edeceklerini bildirmezler ise, davanın açıklanan usul yönünden reddedilmesi gerekir.

Bu durumda, mahkemece, davalının TTK'nın 342. madde hükmüne göre seçilmiş, icra işleriyle ilgili müdür olup olmadığı, dolayısıyla 341. madde hükmünde aranan usuli koşullara tabi olup olmadığı araştırılmadan, davanın esasıyla ilgili karar verilmesi de doğru olmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 19.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim