• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -2 °C

Yargıtay'dan Kanser Olan Nafaka Yükümlüsü İle İlgili Karar

Yargıtay'dan Kanser Olan Nafaka Yükümlüsü İle İlgili Karar
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kanser hastası olan nafaka yükümlüsünün iştirak nafakasının indirilmesi istemiyle ilgili açılan davada yerel mahkemenin kararını bozdu.

Kararın tam metni;

 

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS: 2013/15229 
KARAR: 2013/13652    

İŞTİRAK NAFAKASININ İNDİRİLMESİ İSTEMİ
KANSER HASTASI OLAN NAFAKA YÜKÜMLÜSÜNÜN DURUMU

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davacı vekili dilekçesinde; boşanma kararı ile velayeti davalı anneye verilen müşterek çocuk U... için aylık 1000 TL iştirak nafakasına ve her yıl TEFE-TÜFE endeksi oranında artırılmasına hükmedildiğini; o dönemde müvekkilinin çalıştığını, ancak, kanser hastası olan müvekkili hakkında %86 oranında özürlü olduğu raporu verildiğinden, müvekkilinin "malulen" emekli olduğunu; aylık 1205 TL geliri ile, 04.03.2009 tarihli ilamla hükmolunan aylık 1000 TL iştirak nafakasının ödenmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek; öncelikle nafakanın tümden kaldırılmasını, bu talepleri yerinde görülmezse nafakanın indirilerek aylık 150 TL'ye karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların anlaşmalı olarak boşandığını, davacının iştirak nafakasını kendi rızası ile kabul ettiğini, kanser hastalığının yeni oluşmuş bir vakıa olmadığını, boşanma süresinde ve öncesinde davacı tarafın bilgisi dahilinde olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; "....mahkemece onaylanan protokolün taraflar içinde bağlayıcı olduğu, ancak olağanüstü şartların varlığı halinde bu konuda yeniden değerlendirme yapılabileceği, davacının ekonomik durumundaki kötüleşmeyi ve olağanüstü şartların varlığını somut beyan ve delillerle ispatlayamadığı, davacının boşanma döneminde de rahatsızlığının olduğu, malulen emekli olmuşsa da daha sonra çalışmaya devam ettiği, kendi isteğiyle işten ayrıldığı, kredi çekerek araç aldığı; davalının boşandıkları zaman ki ekonomik durumu ile şu anki ekonomik durumu arasında bir fark olmadığı, halen katip olarak çalıştığı, buna göre boşanmadan sonra olağanüstü şartların ortaya çıktığı ve davacının ekonomik durumunun kötüleştiği yönünde mahkememizde bir kanaat oluşmadığından davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur, gerekçesiyle" davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. 

İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın mali durumuna göre takdir edilir. Ayrıca, nafakanın takdirinde birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şeklide dikkate alınır. 

Davada, önceki iştirak nafakasının ödenmesinde zorluk çekildiği belirtilerek, iştirak nafakasının kaldırılması, olmadığında indirilmesi istenilmiştir. 

Türk Medeni Kanunu'nun 327.maddesinde "Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır" hükmü; 330.maddesinde "Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir." hükmü; 331 maddesinde de; "Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır." hükmü getirilmiştir. 

Hakim, nafaka takdirinde; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir. 

İştirak nafakasının miktarı tayin edilirken, müşterek çocuğun ihtiyaçları yanında, nafaka yükümlüsünün gelir durumunun da dikkate alınacağı ve durumun değişmesi halinde nafakanın miktarının yeniden belirleneceği veya kaldırılacağı hususlarında duraksama yoktur. 

Nafaka miktarının yeniden belirlenmesi ya da kaldırılması için durumun değiştiğinin ilgilisi tarafından ispat edilmesi gerekir. 

Mahkemece, her ne kadar, davacının gelir durumunda önceki nafaka takdirine göre bir değişiklik olmadığı belirtilerek, nafakanın indirilmesi talebi de red edilmiş ise de; davacının kanser hastası olduğu, bu nedenle malulen emekli olduğu anlaşılmaktadır. Kanser hastası olan bir kişinin yeniden çalışma şartlarını kaybettiği, bu nedenle, aldığı emekli maaşıyla geçinmek zorunda bulunduğu da bir gerçektir. Davacının (nafaka yükümlüsünün) aldığı maaşla küçük için hükmedilen nafakayı ödemesi ve kendi geçimini sağlaması mümkün gözükmediğine göre, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, nafakanın bir miktar indirilmesi hakkaniyet icabıdır. 

Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlarda yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde, davanın reddine dair hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim