• BIST 97.717
  • Altın 144,131
  • Dolar 3,5713
  • Euro 3,9962
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C

Yargıyı Etkilemeye Teşebbüs Suçunda Tartışmalı Değişiklik

Yargıyı Etkilemeye Teşebbüs Suçunda Tartışmalı Değişiklik
Meclis’te kabul edilen ve Yargıtay’da köklü değişiklikler getiren yeni yargı paketiyle Türk Ceza Kanunu’nun “yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs” maddesi tartışmalı bir biçimde değiştirildi.

Tasarı ile “yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs” suçunun unsurları yeniden düzenleniyor. Türk Ceza Kanunu’nun “yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” başlıklı 277. maddesi, “Görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, davanın taraflarından birinin, şüpheli veya sanığın, katılanın veya mağdurun lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmünü içeriyor. Yapılan değişiklik ile bu maddedeki “veya yapılmakta olan bir soruşturmada” ve “şüpheli veya” ibareleri metinden çıkarılıyor. Böylece “soruşturma” aşamasında yargı görevlilerini etkilemeye yönelik fiiller suç sayılmayacak. Ayrıca maddeye, “Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.” şeklinde yeni bir fıkra eklenerek ceza indiriliyor. Böylece davalara yönelik etkileme teşebbüsünün de cezası azaltılmış olacak.
 
Tasarının gerekçesinde ise, “Türk Ceza Kanunu’nun 277’nci maddesinde tanımlanan suç esasen görülmekte olan bir dava nedeniyle işlenebilen bir suç olduğundan, soruşturma aşaması madde metninden çıkarılmaktadır. Diğer yandan, suçun yarattığı tehlikenin hafifliği nazara alınarak teşebbüsün iltimas derecesini geçmediği hallerde faile daha az ceza verilmesi sağlanmaktadır.” deniliyor.
 
Tasarının yasalaşmasının ardından Adalet Bakanı hakkında “yargıyı etkilemeye teşebbüs” gerekçesiyle düzenlenen fezlekeler otomatik olarak düşecek. “Soruşturma aşamasında etkileme” suç olmaktan çıkacağı için ilerleyen yıllarda da bu suçtan bir fezleke düzenlenemeyecek. Adalet Bakanlığı bürokratları hakkında da savcıyı etkilediği gerekçesiyle süren soruşturmalar varsa düşecek.
 
Değişiklik “Yargı Bağımsızlığı”na Biçilen Değerin Göstergesidir
 
Ceza kanunları, iktidarın elindeki müeyyide kozudur. Egemen görüşün suç olarak gördüğü bir fiilin yahut suç olmaktan çıkarmak istediği bir fiilin düzenlenmesi, Ceza Hukuku’nun alanına girer. “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu”(md. 288) da Ceza Kanununa 2005 değişikliği ile girmiş, özellikle basının devam eden davalarda görüş bildirmesinin önüne geçilmek istenmiştir. Böylece devam eden davaların seyrinin, basın yoluyla halkta oluşan algıya göre değişmesinin engellenmesi amaçlanmıştır. Bu madde hükmü gereğince birçok basın mensubu adli para cezasına çarptırılmış, cezaların önleyici etkisinden medet umulmuştur. Ancak bu düzenleme AİHS’in ifade özgürlüğü anlayışına aykırılık gerekçesiyle birçok tartışmaya konu olmuştur. Basın mensupları ayrıca, kamu yararı gözeterek yayımladıkları her türlü bilgi ve belge için, daha geniş koruma önlemleriyle donatılmalıdır.
 
Yargı mensuplarını etkilemeye teşebbüs suçu yargı bağımsızlığının teminatıdır. Anayasa md. 138’de “mahkemelerin bağımsızlığı” başlığı altında bu teminatın çerçevesi çizilmiştir.
 
Bugün gelinen noktada yapılan değişiklik TCK md. 277 ile ilgilidir. Bu hüküm yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçu olarak ayrıca düzenlenmekte; md 288’e göre farklılık göstermektedir. Md. 277’de düzenlenen suç, genel olarak yargı görevlilerine nüfuz edebilecek kimselerin, yargıyı etkilemeye yönelik davranışlarının cezalandırılmasını amaçlamaktadır. Bu suçta failin, yargılama görevinde, görevlileri etkileyebilecek pozisyonda olması aranmaktadır.
 
Yapılan değişiklikle, etkilemenin “iltimas” derecesinde olmaması durumunda cezalandırmaya gidilemeyeceği düzenlenmiştir. “İltimas” kavramı nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan muğlak bir kavramdır. Ayrıca iltimas sağlanmış olmasının ispatı da yeni bir sorumluluk olup, dava açılmasını zorlaştırıcı bir sebep olarak ele alınmalıdır.
 
Yapılan değişiklikle bu suç sadece davanın “kovuşturma” aşamasında işlenebilir hale getirilmiştir. Ayrıca suç ile ceza orantısız görülerek cezada indirime gidilmiştir. Gerekçe yürütmenin, yargı karşısında kendini konumlandırdığı yeri görmek bakımından önemlidir. Gerekçede indirim sebebi “suçun yarattığı tehlikenin hafifliği” olarak gösterilmiştir. Bu ifade aynı zamanda “yargı bağımsızlığı”na biçilen değerin de göstergesidir.
 
Yapılan değişikliğin Anayasa’ya uygunluğu “iltimas” kriterinin muğlaklığı bakımından da ele alınmalıdır. Bu kıstas, hakların düzenlenmesi ve korunması bakımından genel çerçeveyi belirleyen Anayasa’nın genel ilkelerinden “hukuki öngörülebilirlik”e aykırı olduğu kadar, Anayasa md. 138’e de aykırılık göstermektedir.
 
Ayşe Nur Dil / Ankara Strateji Enstitüsü

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim