• BIST 98.653
  • Altın 143,637
  • Dolar 3,5674
  • Euro 3,9918
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 18 °C

YARSAV 10 Yaşında

YARSAV 10 Yaşında
YARSAV Başkanı Murat Arslan, YARSAV'ın 10. yılı nedeniyle bir mesaj yayınladı. Arslan mesajında; "hukuksuzluğa karşı vicdanın sesi olmaya çaba gösterdik" dedi.

İşte o mesaj;

"Değerli meslektaşlarım, arkadaşlarım,

Tam 10 yıl oldu... Evet, 10 yıl önce bugün, adeta bir yangın ortamında doğduk; hem varlığımıza hem de başta laik Cumhuriyet olmak üzere bu ülkenin kurucu değerlerine ağır ve çok yönlü saldırıların egemen olduğu bir dünyada; umut, heyecan, telaş, kaygı ve aleyhe olan herşeye rağmen direniş, ilk tanıştığımız duygular oldu. Varlık yokluk arasındaki ince çizgide gittik geldik. YARSAV olarak kurumsal kişiliğimiz ve dilimiz, şairin;

“ Benim doğduğum köylerde 
Kuzey rüzgârları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır” dediği gibi; ortaya çıkışına eşlik eden koşulların da etkisiyle belki biraz sivri, dik ve sert, ancak varoluşuna olan inanç, haksızlıklara isyan ve doğruları haykırışla ünlendi.

Kurulduğu 26 Haziran 2006 tarihinden bu yana, olmadık saldırılara ve yok edilme girişimlerine muhatap olan YARSAV, bugün Uluslararası Yargıçlar Birliği (IAJ), Avrupa Yargıçlar Birliği (EAJ), Özgürlükler ve Demokrasi İçin Avrupa Yargıçlar Birliği (MEDEL) ve Avrupa İdari Yargıçlar Birliği (AEAJ)’ne üyeliğiyle ülkemizi uluslararası meslek örgütleri platformunda yegâne temsil yetkisine sahip, 1500 üyesiyle ülkemiz yargıç ve savcılarının oluşturduğu ilk demokratik kitle örgütü niteliğiyle, ülkemiz ve yargısı için varlığını vazgeçilmeze dönüştürmüştür. Bu başarıda en büyük emek sahibi başta kurucu başkanımız Ömer Faruk Eminağaoğlu ve 501 kurucu üyemiz ile bir önceki başkanımız Emine Ülker Tarhan olmak üzere, son üyesine kadar tüm YARSAV ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

YARSAV; siyasal iktidarın doğrudan kullandığı erk olarak yürütmenin, son derece zayıf ve kırılgan olan anayasal dengeyi hep kendi lehine bozduğu, kontrol edilmeme ve denetimsizliğin verdiği keyfilik ve aşırı güç zehabı ile ülkeyi krizden krize sürüklediği, hukuka tabi olmayan, yasama organına hâkimiyeti üzerinden onu kendi tekeline alan, işlemlerine onay verdiren bir iktidarın, monarşiyi aratacak ölçüde bir otoriterlikle bizi karşı karşıya bıraktığını gören bir irade ve anlayış üzerinde varlık buldu. Bu atmosfer ve koşullarda yargının işlevini tam olarak yerine getirmesinin, uzun ve sancılı olacağı baştan belli bir mücadele sonucunda kanıtlanacak ve kabul ettirilecek bir kişilikle olanaklı olacağını öngörerek ve göze alarak yola düştü.

Kuruluşumuzdan bu yana geçen süreçte, bu tespit ve önermemiz, üzerimizde akla gelmeyecek haksızlıklar ve hukuksuzluklar uygulanması suretiyle kanıtlandı. Bu doğrulanma ile beraber mesleki örgütlenme özgürlüğünü elde etmekle kalmadık; sevindirici olarak görüyoruz ki çoklu bir yapıya kavuştuk.

Bugün 10 yaşını dolduran örgütümüz, zorlu bir mücadelenin çocuğu olmayı geride bıraktı. Sizlerin ve tanınırlığı ile evrensel ölçekte kamuoyunun gözü önünde, kesintisiz çaba ve savaşımı ile olgunluk çağına erişti.

2006 yılındaki kararlı ve iddialı başlayışı, her geçen gün çelikleşen duruşla devam ettiriyoruz.

Varlığımızı, güneşe yürümekten vazgeçişle, bizi sürgit utandıracak bir iflas eşiğinde noktalamadık.

Teslim aldığımız adalet, özgürlük, laiklik ve demokrasi damalı bayrağı elimizden düşürmedik.

Ne uyku ne de bilinç kaybı, hep tetikte, faşizan anlamda insanlık tarihinin en olumsuz deneyimlerinden birine, toplumumuz adına tanıklık ve mücadele ettik.

Tüzel kişiliğimizle topluma karşı doğruları söyleyen ve tehlikeleri hatırlatan aydın rolünü üstlendik.

Hukuksuzluğa karşı vicdanın sesi olmaya çaba gösterdik.

Övgünün, alkışın peşinde olmadık. Aksine haklılığımızın ve daha da önemlisi özgürlüğümüzün, ödeyeceğimiz bedellerle olanaklı olduğunun son derece farkındaydık.

Uygar toplumun son kalesi olan adaletin, keyfiliğe ve zorbalığa teslim olmaması için direndik, karşı çıktık.

Aklın özgürlüğü ve insancıllığın kalıcı olarak yeryüzüne yerleşmesinin güvencesi olan hukukun üstünlüğü uğruna, güç kullanamadan bazen güce yenik düştük ama yılmadık.

“Yüreği yılmadan düşen, dizleri üzerinde savaşır” der Seneca. Devrilmeden, dizlerimizin üzerinde savaşmaya devam ediyoruz, edeceğiz.

Çünkü üst üste yıkılanların yanında ayakta kalabilen, geçmişe takılıp kalmadan yeni yol ve metotlar arayarak, yarının dünyası için söyleyecek sözü olanların, emeğini esirgemeyenlerin adresidir YARSAV.

Türkiye Cumhuriyeti yargısında, Hakkâri’den Edirne’ye, alın teri ve emeğini bir çatı altında birleştirmenin gereğine inanmış binlercemizi bağlayan, birleştiren umudun adıdır YARSAV.

10 yılın sonunda bugün, yargı adına, hak, adalet ve hukukun üstünlüğü noktasında gözünü budaktan, sözünü her türlü iktidardan sakınmayan mücevher değerinde bir aktöre sahip olmanın gurur ve zenginliğini taşıyor, işte bunun için varız dedirten ve her gün yeni bir boyut kazanan gelişmeler karşısında yenilenen irade, umut ve heyecanımıza sığınarak yolumuza devam ediyoruz. Nazım’ın dediği gibi; yürümeyenleri arkamızda boş sokaklar gibi bırakarak, ....yürekten gülerekten yürüyoruz..."

BAROTÜRK

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim