• BIST 108.489
  • Altın 151,105
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C

"Yasalar Çocuk İstismarının Önünü Açıyor"

"Yasalar Çocuk İstismarının Önünü Açıyor"
Diyarbakır Barosu üyesi Av. Gazal Bayram Koluman, özellikle çocuklara yönelik cinsel suçlar konusunda evliliğe onay veren yasalarla çocuklara yönelik cinsel istismarın önünün açıldığına dikkat çekti.

Dünya'da çocuk istismarı (cinsel istismar) sıralamasında Türkiye üçüncü sırada ve yapılan araştırmalara göre her 4 saatte bir çocuk cinsel istismara maruz kalıyor. Son dönemlerde de Türkiye'de ve bölgede özellikle çocuklara yönelik yaşanan cinsel istismar olaylarında ciddi bir artış yaşanıyor.

Yaşanan bu vakalarda hukuki süreçlerde herhangi bir cezai yaptırım ve caydırıcı uygulanmaya gıdılmeyişi ise bu tur vakaların gun geçtikçe artmasına sebep oluyor. Hükümet tarafından Türkiye'deki cinsel istismar vakalarına karşı herhangi düzenleme ortaya koyul m azken, en son Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam'ın Çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin" demesi çocuk istismarlarına yönelik hükümetin trajı-komık yaklaşımını da gözler önüne serdi. Çocuk istismarlarının önlenebilmesi ve cezaların daha caydırıcı nitelik kazanması için çeşitli çalışmalar yapan ve çocuğun yaşadığı travmaları değerlendiren Diyarbakır Barosu üyesi Avukat Gazal Bayram Koluman, çocukların haklarını ele alan yasalara değindi 'Öykünün tamamıyla bozulması demektir' TCK'nın 103'ncu maddesinde çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarını önlemek amacıyla, 'her hangi bir gerekçe istenmeden çocuğun cinsel istismara uğramış olduğunun kabul edileceği' hususunun olduğunun altını çizen Koluman, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Beden ve Ruh Sağlığı Heyeti tarafından cinsel istismara uğrayan S.T için verilen raporu yasanın aksine ve çelişkili bulduklarını ifade etti.

Raporda, "Olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve herhangi bir psikopatolojik arz tespit edilmediğini ve bu olay nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığı" şeklinde bir gerekçe sunulmasına tepkili olduklarını belirten Koluman, 103'ncu maddeyi içerik olarak desteklediklerini fakat gerçekten uygulandığı takdirde bir nebze de olsa çocukların uğradıkları cinsel istismar vakalarının önlenebileceğini dile getirdi. Koluman, çocukların uğradığı istismar vakalarının ardından yaşadıkları travmayı "Öykünün tamamıyla bozulması demektir" şeklinde özetledi. 'Çocuk yaşta evlilikler çok fazla arttf Çocukların cinsel istismara uğramasını engelleyen 103ncü madde aksine bir sonraki 104'ncu maddede yer alan Reşit olmayanla cinsel ilişki" çocuk yaştaki evliliklerin yolunu açtığını belirten Koluman, cinsel istismar vakaları hakkında kı yasalar arasında buyuk çelişki olduğuna dikkat çekti Reşit olmayan ve 15 yaş altı çocukların evlendirilmesinin yasal olarak onünun açılmasını değerlendiren Koluman, Çocuk gelinler, 18 yaşın altında ergen olma halleri içerisinde olan çocukların kanunda, anne baba rızasıyla, hakim onun de evlilik izni alınabiliyor. Bu yasayla birlikte çocuk evliliğinde rakamlar çok ciddi oranda arttı. Tam olarak sayısal bir veri elimizde olmaması ile birlikte gelen davlarla bu durumun ciddiyetini koruduğunu ve her geçen gun arttığını görmekteyiz. Biran once 18 yaş altı çocukların evlenmesine onay veren her turlu yasanın kaldırılması gerekiyor. Çocuk gelin kavramı da ancak bu şekilde ortadan kaldırılabilir" dedi. Bakanlığın verileri yok! İstismar vakalarının onunun açılmasına evlilik yoluyla kurumsallaşürarak izin veren TCK'nın 104'ncu maddesinin yarattığı cinsel istismar vakalarını Diyarbakır Barosu avukatları olarak Adalet Bakanlığı'ndan istatiskı veriler şeklinde istediklerini dile getiren Koluman, ancak Adalet Bakanlığı tarafından "her hangi bir ıstatiski veri bulunmadığı" şeklinde kendilerine bilgi verildiğini aktardı.

İlgili bakanlığın dahi elinde çocuklara yönelik cinsel istismar verilerinin olmamasının, bu tur vakalara oiası bir yaptırım uygulanmamış olduğunu da gösterdiğini dile getiren Koluman, "Çok ciddi bir araştırma yapılması gerektiğim düşünüyorum. Böylece bu suçun ne kadar yaygın ve ne kadar artmış olduğunu, bu suçla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini gösterecektir. Türkiye illerine göre istatiskı sonuçlarına baktığımda, her 3 çocuktan birinin cinsel istismara maruz kaldığını gördüm. Yanı her uç çocuktan bin çocuk gelin. Biz çocuk gelin kavramını, çocuğa yönelik cinsel istismar olarak değerlendiriyoruz. Bu anlamda her 3 çocuktan bin çocuk gelin ise her 3 çocuktan biri de cinsel istismara maruz kalıyor diyebiliriz diye ifade etti. 'Diyarbakır'da acil olarak ÇİMTler açılmalı" Yaşadıkları bu tarz acı olaylar karşısında geri dönülmez travmalar yaşayan çocuklar için kendilerini son derece güvende hissedecekleri bir ortamın oluşturulması gerektiğini söyleyen Koluman, olaya dair farklı birimlere ve kişilere ifade veren çocukların aynı travmayı anlattıkça tekrar yaşadıklarını dile getirdi. Bu nedenle yalnızca ilgili ve sabit bir kaç kışı vasıtasıyla ifade alma işlemlerinin son derece hassas bir yaklaşımla yapılması gerektiğini vurgulayan Koluman, "Diyarbakır'da da acil olarak Çocuk İzieme Merkezlen (ÇİM) açılmalıdır. Ancak bu şekilde korunan ve yalnız bırakılmayan çocuklar düşük bir ihtimal de olsa bu durumu atlatabilirler. Çocukların 'yalnız değilim' farkın dal iğinin oluşması ile bir defaya mahsus ifadesinin alınması da yaşadığı travmanın tekrar yaşanmaması açısından önemlidir" dedi. 'Takipsizlik ile sonuçlanabiliyor Cinsel istismar suçlarıyla ilgili cezaları yeniden düzenleyen kanun tasarısının meclis gündemine gelmesini gerektiğini kaydeden Koluman, Diyarbakır Barosu avukatları olarak böyle olması gerektiğini düşündüklerini ve bu suçlar için yaptırım uygulanması gerektiğini dile getirdi.

Yine istismara maruz kalan çocuğun yaşadığı travmayı bir sure kimseyle paylaşamadığını ve bu surenin aşınması halinde de polise başvursa da davanın takipsizlik ile sonuçlandığını belirten Koluman, bu durumunda kanun tasarısı ile kaldırılması gerektiğini sözlerine ekledi. 'Okullarda bedenime dokunma eğitimleri verilmelidir. Çocukların kendi öz savunmalarını gerçekleştirebilmesi açısından ailelerine de büyük sorumluluklar düştüğünü dile getiren Kolum an, çocukların kendi bedeni hakkında karar alabilme ve koruma içgüdüsünün gelişebilmesi için oz savunma mekanizmalarının eğitim gördüğü aile ıçı veya eğitim kurumlarında temel mevzu olması gerektiğinin altını çizdi. Koluman, Milli Eğitim Bakanlığının eğitim müfredatında ozeliıkle ders halinde işletilmesi gerekiyor. Şu anda mecliste olan yasa tasarısıyla yapılmak istenen değişiklikler, tamamıyla cezai yaptırımlar konusu dahilindedir diye konuştu.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim