• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C

"Yaşananlar Hiçbir Hakimin Bağımsız Olmadığını Net Bir Şekilde Ortaya Koymaktadır"

"Yaşananlar Hiçbir Hakimin Bağımsız Olmadığını Net Bir Şekilde Ortaya Koymaktadır"
Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif Gökçe, Hakimlerin 'Terör Örgütü Üyesi' suçlaması ile gözaltına alınıp tutuklanmalarına tepki gösterdi. Bir açıklama ile yaşanan gelişmeleri değerlendiren Av. Gökçe, hukuk devleti ilkelerine vurgu yaptı.

Av. Gökçe'nin açıklamalrı şöyle:

"Hatırlanacağı üzere, kamuoyunda “paralel yapı soruşturması” olarak bilinen soruşturma dosyasında, tutuklu şüpheli müdafiileri, salıverilme istemlerini incelemekle görevli ve yetkili İstanbul Sulh Ceza Hakimliği görevinde bulunan tüm hakimler hakkında reddi hakim talebinde bulunmuş, talepleri inceleyen İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 24.04.2015 tarihli kararı ile tüm reddi hakim taleplerini kabul etmiş ve  salıverilme taleplerinin incelenmesi için İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’ni görevlendirmiş, görevlendirilen İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi de 25.04.2015 tarihinde şüphelilerin salıverilmelerine karar vermişti.

Anılan karar sonrasında salıverme kararlarını uygulamayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu kez İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuruda bulunmuş, anılan mahkemece verilen 26.04.2015 tarihli karar ile İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen salıverme kararının yok hükmünde olduğuna, şüphelilerin tutukluluk halinin devamına karar verilmişti.

Anılan mahkemeler ve hakimlikçe verilen kararların hukuka uygun olup olmadığı tartışılırken HSYK duruma el koyup, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Metin Özçelik ve İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Mustafa Başer’in açığa alınmalarına karar vermiş ve gecikme nedeniyle özür dilemişti.

Kararlara ilişkin usul tartışmaları devam ederken, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Metin Özçelik ve İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Mustafa Başer hakkında önce gözaltı kararı çıkmış, 30.04.2015 tarihinde Hakim Metin Özçelik, 01.05.2015 tarihinde de Hakim Mustafa Başer’in tutuklanmasına karar verilmiştir.

Hukuk devletinde hakimlerin ve mahkemelerin verdiği kararların hukuka uygun olup olmadıkları tartışılabilir ve hukuka aykırı olduğu düşünülen kararlarla ilgili kanun yollarına başvurulabilir. Hukuka aykırı karar veren hakimler hakkında şikayet müesseseleri de işletilebilir. 

Ancak; Anayasa’nın 138. maddesindeki “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” hükmüne rağmen, mahkemelerin bağımsızlığına müdahalede bulunulması bir yana, hakimlerin vermiş oldukları karar nedeniyle “terör örgütü üyesi” suçlaması ile gözaltına alınması ve tutuklanması hukuk devletinde hayal dahi edilmemesi gereken bir durumdur.

Elbette ki, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 101. Maddesi ve 5235 Sayılı Kanun’un 10. Maddesi gereğince soruşturma aşamasında tutukluluk konusunda karar verme görevi Sulh Ceza Hakimliklerine aittir. Reddi hakim talebinin kabulü ve yetkili hakim veya mahkemenin, hukuki veya fiili sebeplerle görevini yerine getiremeyecek halde bulunması halinde CMK m. 10/1 gereğince yüksek görevli mahkemenin davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar vermesi gerekir.
 
Ne var ki; hukuk kurallarını yorumlama yetki ve görevi bağımsız mahkemelere ait olup, hukuka aykırı olduğu düşünülen yargı kararlarına karşı başvuru yolları da kanun ile belirlenmiştir. Bu başvuru yolları dışında hiçbir kişi veya kurumun mahkemelerin görevlerine müdahalede bulunamayacağı da Anayasa ile teminat altına alınmıştır.

Yürütme organının iki dudağı arasına sıkışmış HSYK yapısı ve Sulh Ceza Hakimlikleri kurularak özel görevlerle donatılması, bu hakimliklerce verilen kararlara karşı kanun yolu incelemelerinin yine aynı hakimliklerce yapılması, bu hakimliklerin yürütme organının telkinleri ile, hukuki değil siyasi karar verdikleri konusunda ciddi bir güvensizliğe yol açmaktadır.

Bir hakimin, verdiği karar nedeniyle tutuklandığı bir ülkede yargı bağımsızlığından bahsedilemez. Yargı bağımsızlığının olmadığı, hakimlerin dahi karar verirken özgür olmadığı bir ülkede, vatandaşın özgürlük ve güvenlik hakkından da hiç söz edilemez. Hukuk devletinde yargı mercileri, kişilerin haklarını askıya almak için değil, bu hakları teminat altına almak için vardır. Ancak, sınırlı sayıda kurulan ve özel görevlerle donatılmış Sulh Ceza Hakimlikleri, zaten hukuka aykırı olarak uygulana gelen tutuklama tedbirini siyasi bir gözdağı ve yargılama öncesi cezalandırma niteliğine dönüştürmüştür. 

Yakın bir zaman önce Av. Umut Kılıç’ın hakaret iddiası ile tutuklanması da, bu durumu başka bir yönüyle ortaya koymaktadır.

Üzülerek ifade ediyoruz ki, ülkemizdeki adaletsiz uygulamaların gelmiş olduğu nokta hakimlerin vermiş olduğu kararların hukuka uygun olup olmadığını tartışmanın çok daha ilerisine gitmiştir.

Gücünü milletten ve Anayasa’dan alan, millet adına karar veren, Anayasa’ya göre bağımsız olması gereken hakimlerin vermiş oldukları kararlar gerekçe gösterilerek, kendiliğinden adliye sarayına gelip saatlerce beklemelerine rağmen, herhangi bir tutuklama nedeni yokken “terör örgütü üyesi” iddiasıyla tutuklanmaları, artık hiçbir hakimin bağımsız olmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Tutuklama kararları, sadece bir tutuklama kararı olmaktan çıkmış, bir gözdağı uygulamasına dönüşmüştür.

Yakın bir zamana kadar hukuk devletinden endişe ederken artık kanun devletinden dahi endişe eder hale gelmiş bulunmaktayız. Ülkemiz adalet sistemindeki bu şekilde devam edemez. Ülkemiz adalet sisteminin bu kaos ortamından çıkartılması gerekmektedir. Bunun yolu yargının siyasallaştırılması ve bağımlı hale getirilmesinden değil, yargın bağımsızlığını sağlayacak düzenleme ve mekanizmaların ivedilikle hayata geçirilmesi, HSYK’nın daha bağımsız bir yapıya kavuşturulmasından geçmektedir. Unutulmamalıdır ki, adaletin sağlanması yargının ele geçirilmesi ile değil bağımsızlığının sağlanması ile mümkündür.

Kocaeli Barosu, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuk devletinin, kişi hak ve özgürlüklerinin, hukukun üstünlüğünün hayata geçirilmesi, bu yolda ne engel varsa aşılması için tüm gayretini gösterecektir."
                                                         

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim