• BIST 81.835
  • Altın 146,097
  • Dolar 3,7748
  • Euro 3,9972
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C

‘Yeşil Yol' Projesinden Rant Tüccarlığına…

‘Yeşil Yol' Projesinden Rant Tüccarlığına…
İhmal, Doğu Karadeniz'i tehdit eden en ciddi sorun. Kaçkarlar'da 10 gün süren saha çalışmamız bizi bu sonuca götürdü maalesef.

ALİ YURTTAGÜL*

Önceleri çevre, orman, yaylalar ve dağların önemini anlayan vali ve bürokratlar gelmiş buralara, olumlu iz bırakmışlar. Bugün ise devlet neredeyse yok. Partizan, otoriter devlet kültürünün temsilcisi vali ve bürokratlar ile yüz yüze halk. Doğu Karadeniz'i görmemiş, Google Map üzerinden projeler gerçekleştiren Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve kendini Kalkınma Bakanlığı'nın projelerini hayata geçirmekle yükümlü sanan bürokratlar var artık.  Orman ve Enerji Bakanlığı'nın da devrede olduğu “projeler” halka yabancı değil. Fırtına Deresi'ni kurutup hidroelektrik santrallerini (HES) açmak istemişler on yıl önce. Halk, derelerine ve tabiata sahip çıkmış. Şimdi rafting gibi su sporunun kaynağı olmuş bu dereler. Yöre halkını hiçe sayılarak  büyük bir projeye imza atılmış. Samsun'dan Artvin'e 2600 km uzunluğunda, zirvelerden geçen bir asfalt yol projesi “Yeşil Yol”.

Nereye gider bu ‘Yeşil yol'?

Aslında projenin ismi bile “yalan”. “Yeşil” dedikleri yayla yolları yılın en az 9 ayı karlar altında, yeşilden eser bulamazsınız.  Kaçkarlar'da 20 yıl önce üç hafta boyunca yürüdüğümüz, dağları, vadileri bildiğimiz için, “Yeşil Yol” projesinin masal olduğunu sanmıştık. Yaylaları birbirine bağlamanın sadece mantıksızlık değil, teknik olarak da çılgınlık olacağını düşündüğümüz için… “Yayla yollarını yapmak istiyorlardır, yayladan yaylaya giden bir yol değil.” gibi ikna edici girişimlerimize cevapları,  “gelin ve görün!” oldu. Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Samistal yayla yoluna çıktık. Birkaç kilometre sonra “yol” terimini kullanmak için hayli hoşgörülü olmak gerektiren, bir çukurlar zincirinde bulduk kendimizi. 2,5 saat sonra nihayet Samistal Yaylası'na doğru indik. Yol yapımı ile meşgul dozerin yanında durduk. İnanılır gibi değil, 2-3 bin metre yükseklikte “yol” yapımı var. “Nereye gidiyor bu yol?” dediğimizde, “Yukarı Kavrun Yaylası'na”  diyorlar. Aradaki dağ 3000 metre yükseklikte, yamaçlar sarp, yürümekte zorluk yaşayacağınız bir coğrafya ama yol çalışması var! Şaşkınlığımı atamadan, kavramakta zorlandığım, paranoyak diye ciddiye almadığım hikâyeleri hatırlıyorum: “ ‘Altın madeni varmış, tabakalar halindeymiş bu dağlarda.' , ‘Yeşil Yol ambalaj, madenler ana mesele!', ‘Büyük emlak şirketleri devrede, buralara beş yıldızlı oteller yapacaklar.' ‘Aklım almıyordu.  Sadede iki aylık bir sezon için 5 yıldızlı otel mi yapılır?'  diye sorduğumda ‘kış sporu için yapılıyor.'  karşılığını alıyorum. Anlaşılan, kış sporunun ne olduğunu bilmeyen insanlar hayal güçlerini zorluyor, televizyon ekranlarında gördüklerini vadilere aktarmaya çalışıyor!

Her neyse, amaç ne kadar anlaşılmaz, uçuk, çılgın olursa olsun, “Yeşil Yol Projesi” söylenti değil, gerçek! Haksızlık etmemek için proje üzerine kafa yoranlara kulak verelim. Artvin BİA Haber Merkezi'nden Cemil Aksu'ya göre (14 Ekim 2014)  projenin detaylarından,  ne konunun doğrudan muhatapları, yani bölgede turizm yapanlar ve yaşayanlar, ne de akademisyenler ve çevre dernekleri haberdar. Üstelik projenin bütünü hakkında birçok yerel yönetici ve bürokratın da bilgi sahibi olduğu söylenemez.  Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) yetkililerinin verdiği bilgilere göre “Yeşil Yol “projesi 8 ili (Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Gümüşhane, Bayburt, Tokat) kapsayacak şekilde Kalkınma Bakanlığı, DOKAP ve yerel yönetimler işbirliği ile yürütülecek. Toplam 2600 km olacağı öngörülen ve Samsun-Sarp Sınır Kapısı arasındaki yayla ve turizm merkezlerini üst kottan birbirine bağlaması planlanan yolun yüzde 26'sı Karayolları Müdürlüğü'nün, yüzde 74'ü ise Özel İdare ve büyükşehir belediyelerinin yetkisi alanında.  Ayrıca Aksu, bu projenin sadece bir “yol”dan ibaret olmadığına da dikkat çekiyor. Çünkü Karadeniz'de yaylacılık yılın sadece üç ayında yapılıyor.  Yılın büyük kısmı karlar altında kalan bu yaylalara sadece üç ay süreyle hizmet verecek bir yola bu kadar büyük harcama yapılması bazılarına “rasyonel” gelmeyecek. Aslında Karadenizliler bütün bunları hem sahil yolu sürecinden hem de HES'lerden anlamış olmalı.

40 yaylayı 1 haftada gezmek (!)

Sadece para kazanmak içinse, yatırımın altyapısı oldukça riskli. Kimse, bir getirisi yoksa kendi parasını bile bile dağın başına gömmez. Ola ki, devlet parası söz konusu ise DOKAP Başkanı Ekrem Yüce'nin basına yansıyan sözlerine kulak vermek gerek. Ona göre bu proje, Karadeniz'in turist sayısını beşe katlayacak. Halkın tepkisi ise projeyi yanlış anladıklarından… Ege Denizi'ndeki ‘Mavi Yolculuk' gibi, Doğu Karadeniz'de de ‘Yeşile Yolculuk' güzergâhı oluşturmak istediklerini savunuyor: “Bu yolla 40 noktada turizm merkezleri; moteller, oteller, çim kayak tesisleri kurulacak. Yabancı bir turist 40 yaylayı bir haftalık zaman dilimi içerisinde gezebilecek. Böylelikle turistler sahile inmeden yayladan yaylaya rahatlıkla geçiş yapabilecek.”

Yol için dağlar yıkılıyor

Bu cümleyi biraz düşünün lütfen. 40 yaylayı bir haftada gezebilmek için her güne 5 yayla düşüyor!  Kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri arasında mola verse bile her yaylada duramaz. İsviçre'de Davos, Arosa ve Lenzerheide, farklı vadilerden ulaşılan günümüzün çok gelişmiş eski yaylalarıdır ve 1500 metre civarında konumlanmışlardır. Arosa ve Davos, 19.  yüzyılda demiryoluna bağlanmış, tek hat ama hâlâ trenler çalışıyor. Arosa-Davos arasındaki dağlar 1500-2000 metre yani Kaçkarlar'dan bin metre daha düşük. Yürüyerek bir vadiden diğerine dağları aşarak 10 saatte ulaşıyorsunuz. Tünel ve yol tekniğinin zirvede olduğu İsviçre'de kimse, dağları aşarak Arosa'yı Davos veya Lenzerheide'ye bağlamayı düşünmemiş. Zira böyle bir yolun dağları, bölgenin tabii güzelliğini yok edeceğini biliyorlar.  Kimse dağ yamaçlarına zarar vermek istememiş. Binlerce turist için dağlar çekim merkezidir. Arosa'dan, Davos veya Lenzerheide'ye gitmek istiyorsanız, vadiye inmek zorundasınız, çünkü yaylaları birbirine bağlayan yol yok.  Zira Arosa'ya gelen turist burada kalmaya gelir, Davos'a gitmek için değil. Arosa ve Davos'a yol var ama Griendelwald gibi yaylalara arabalar için yol yapılmamış. Sadece “finiküler” benzeri bir tren ile çıkabiliyorsunuz.  Dağlar geçit vermediği için değil, dağları yaralamamak için, yapmamışlar...

Hemşinliler: Bu yol ne için yapılıyor, anlatalım!

“Yeşil Yol” yöre halkının ihtiyaçlarından bihaber devletin sorumsuz, bilgisiz bürokratları ile rant ve imtiyaz tüccarlığından zenginleşmiş çıkar grubunu bir araya getiren “kalkınma” maskeli bir plan.  Sadece Doğu Karadeniz'in dirliği ile oynamıyor, ülkemizin en güzel dağları tehdit altında.  Nesillerdir malları olan yaylaları elinden alınacak olan Hemşinlilerin bu sürece seyirci kalacağını varsaymak saflık olur. “Yeşil Yol” projesine tepkilerini yansıtan bir kâğıt asmışlar her yere. Bakın ne diyorlar:

Amcam, halam, kardeşim,

Bu yaylalar bizim değil mi? Bu yol bizim için yapılıyor olsaydı, bize sorulmaz mıydı?

Bu yol ne için yapılıyor anlatalım:

Bunun adı YEŞİL YOL, yayla turizmini geliştirecekmiş, doğru değil.

Bu yol yayla turizmini geliştirmeyecek ama bizi yaylalarımızdan edecek.

Nasıl mı?

Her yaylanın en manzaralı yeri büyük otelcilere verilecek.

Bunun planlaması yapıldı. Yaylaya çalığın çocuğun şimdiki gibi gidemeyecek. Yaylalarda tapumuz yok.

Yayla evimiz için bizden kira isteyecekler. Bunun yasasını da çıkardılar, bugün yarın uygulamaya başlayacaklar.

Sen eğer kira ödemezsen, önce merayı işgal ettin diye ceza verecekler, sonra evini kamulaştırıp başkasına kiraya verecekler. Kanunda yazılı bunlar, biz uydurmadık.

Evini elinden alacaklar. Gidip otelde mi kalsın çocukların? Yoksa gençlere iş verecekler diye kendi yaylanda başkasına mı hizmet etsinler?

Yollar bitince yaylan otoban kenarındaki dinlenme tesisi gibi kalacak.

Gelen geçip gidecek. Duran sağa sola bakıp gidecek. Bunun yerel turizme nasıl bir katkısı olacak? Haydi diyelim gelen kalmak istedi; senin evini mi tercih edecek yoksa en manzaralı yerde inşa edilecek otel de mi kalacak?

Çobanlık yaptığın ovitler, piknikçilerden geçilmeyecek. Suyunu içtiğin puğarlar çöplüğe dönecek. Çöpleri devlet toplamayacak. O çöpleri de sen toplayacaksın.

Ayder'in durumunu görüyorsun işte!

Yol yapacaklar ya, çığları tutan coğrafyayı da değiştirecekler.

Her sene evlerimiz çığ tehlikesi altında kalacak!

Biz işgalci miyiz? Hangimizin yaylada tapusu var?

Halalar, teyzeler!

Yaylalar zaten tapulu yerimiz değil. Devlet bize git diyecek. Bizi bu güzel coğrafyanın işgalcisi olarak görüyorlar.

Pokutlulara sor: 150 yıl önce inşa edilmiş evlerini kullandılar diye ceza aldılar!

Bunların insafına kaldı halimiz. Biz Hemşinlinin gideceği başka bir yurdu var mı? Bizim olanı bizden almış olmayacaklar mı?

Şimdi bu yolu inşa ediyorlar; bu yola karşı durmazsan bütün bunlar çok kısa süre içinde gerçek olacak. Bu yola karşı durmazsan tüm bunlar olacak.

Destek ol, bu yolu yaptırmamalıyız!

Bir imza ver, bu yola “karşıyım” de!

*ZAMAN GAZETESİ

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim