• BIST 90.182
  • Altın 147,357
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C

"Yeter ! Kanun Sen Değilsin"

"Yeter ! Kanun Sen Değilsin"
Radikal Gazetesi Yazarı Ahmet İnsel, Başbakan'ın son dönemde, "devlet dolayısıyla kanun biziz" diyen mutlakiyetçi bir zihniyete büründüğünü yazdı ve uyardı; "Yeter ! Kanun Sen Değilsin"

Ahmet İnsel'in yazısı; 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın ve Erdoğan hükümetlerinin tam 11 yıldan beri bu ülkeyi nasıl yönettiğini 17 Aralık’tan beri ortaya dökülen soruşturma hazırlık raporları, fezlekeler, yasadışı yapılmış kayıtlar ve bir kısmı sahte olabilecek ama içinde doğru olduğuna dair en ufak şüphe kırıntısı içermeyen belgelerin de olduğu elektronik bilgi sağanağı tüm çıplaklığıyla gösteriyor. İçinde görevi kötüye kullanma, rüşvet, irtikap ve yetki gaspı örneklerinin bol miktarda bulunduğu bu ağır suç karineleriyle Erdoğan ve çevresi önümüzdeki dönemde nasıl baş edecek? Bunları külliyen inkâr edip, üzerlerini örtmeye çalışıp 17 Aralık’tan sonra yaptıkları gibi soruşturmaları engellemekle yetinecekler mi? Büyük ihtimalle, Erdoğan’ın kendisinin de 30 Mart sonrasını işaret ettiği gibi, bu soruşturmaların ve dinlemelerin sorumlusu olduğuna inandıkları savcı ve polisler hakkında sadece idari değil, adli soruşturma başlatacaklar. Böylece bir cadı avından diğerine savrulacağız. Başbakan ve bakanının arasındaki telefon konuşmalarını dinlemek gibi son derece açık ve ağır bir suçu işleyenlerin yanında, ortada somut suç karineleri olduğu için soruşturma yürütmüş olanların, Cemaatçi olduklarından şüphe edilen kamu görevlilerinin ve elbette hükümetin hukuk ihlallerini eleştirenlerin aynı sepete konup cadı avının malzemesi yapılması güçlü bir ihtimal. 

Yasağı yasaklarız

Seçmen oyuyla aklandıklarını iddia edecekleri bir sonuçla 30 Mart’tan çıktıkları durumda, AKP yöneticilerinin böyle bir bastırma, sindirme ve temizleme operasyonu yapmaya fikren hazır olduklarının en açık göstergesi, “kanun benim” diyen zihniyeti hükümetin başının dile getiriyor oluşu. Yüksek Seçim Kurulu’nun AKP’nin içinde Türk bayrağının yer aldığı reklam filminin yayınını durdurması kararı kendine iletildiğinde, Erdoğan’ın şartlı refleks gibi verdiği yanıt kendini sınırsız yetkiyle donanmış bir güç olarak gördüğünü ele veriyor. Tekirdağ’da kendisine YSK’nın kararı sorulunca, “Biz de onu yasaklarız. Yasağa yasak getiririz” demiş. Başbakan, kimi ve neyi yasaklamaktan bahsediyor? YSK’yı mı, YSK’nın seçim kanunu uygulama yetkisini mi, AKP’nin her türlü karar ve tasarrufunun denetlenmesi ve sınırlanmasını mı? Erdoğan’ın aklına gelen ilk yanıt, yasaklamak! “Bu milleti Youtube’a, Facebook’a yedirmeyiz. Kapatılması dahil, atılması gereken adım neyse biz bu adımı en kesin atacağız” diyor yasaklamayı yasaklayacağını söyleyen zihniyet. Yasaklara doyamamış olmalı ki, Twitter’ın da hatrını yerde bırakmadı Başbakan: “Twitter mivitır hepsinin kökünü kazıyacağız. Uluslararası camia şunu der, hiç beni ilgilendirmiyor. Uluslararası komplolar bu işin içinde. Bu Twitterlar var ya mahkeme kararı çıktı, Twitter falan hepsinin kökünü kazıyacağız.” Belki hükümet üyelerinin uyarısı üzerine Başbakan bu spontane fikrini uygulmaya geçirmeyecek. Ama üzerinde önceden düşünülmeden, refleks olarak verilen yanıtlar genellikle insanların gerçek hislerini, düşüncelerini yansıtır. Erdoğan’ın “yasağa yasak getiririz” yanıtı, içinde bulunduğu ruh halini belki en iyi ifade eden cümledir.

Kanun benim!

Bunun, Mayıs 68 hareketinin ünlü “yasaklamak yasaktır” sloganındaki naif özgürlükçü içerikle hiçbir alakası yok elbette. Tam tersine, bir yandan ahlakçı saiklerle yasakçı kararlar almaktan çekinmeyen, kendine yönelik herhangi bir protesto gösterisini yasaklamak, bastırmak ve cezalandırmayı meşru gören bir zihniyetin dışavurumu bu. Kendine karşı eleştirel bir hareket yaptığını iddia ettiği bir vatandaşı refleks olarak korumalarına işaret eden zihniyetin tepkisi bu. Aynı şeyi yapan Kayseri valisinden farklı değil. Erdoğan’ın ağzından, “kanun benim” diyen, kendisine yönelik her türlü hukuki tehditi veya icraatlerine yönelik her türlü engeli hemen genelgeyle, yasayla ortadan kaldıran mutlak güç zihniyeti konuşuyor.

Erdoğan’ın bir hukuk devleti yöneticisi için inanılmaz olan bu tepkisi, 17 Aralık’ta Başbakan müsteşarı olan şahsa ait olduğu iddia edilen telefon görüşmesi kayıtlarındaki zihniyet ve davranışla bütünlük içinde. İstanbul Emniyet Müdürü ve İstanbul Valisi olduğu iddia edilen muhataplarına telaş ve panik içindeki devlet sesi şöyle diyordu: “Yırt yırt at o çağrıyı, bu hükümet meselesi!” Söz konusu olan savcı çağrısıydı! Başbakan’ın en yakınındaki, kamu bürokrasisi içindeki en yüksek mevkideki kişi, yapılmasını emrettiği işin kanuna uymamasına önem verilmemesini ifade derken, “Kanun biziz, gerekirse hemen kanunu değiştiririz” diyerek güvence verme cüretini de sergiliyordu. O sesin sahibi olduğu iddia edilen kişi, olağanüstü AKP yönetiminin İçişleri Bakanı olarak icraatine devam ediyor.

Güç bende!

Kendine engel olanı yasaklamak, işine geldiği gibi kanunu değiştirmek demokratik hukuk devleti meşruiyeti sınırlarını kabul etmediğini ilan etmektir. Burada eylem kadar zihniyet önemlidir. Söz konusu olan zihniyet, bu topraklarda çok alışık olduğumuz, “güç bende, dolayısıyla her yaptığım yasaldır ya da yasalar, mevzuat irademe uydurulur” anlayışıdır. Hükümetin kamu ihale yasasını onlarca kez değiştirmesi, imar planlarını delik deşik etmesi bunun akçalı işlerle ilgili kısmı. Ki bunların da kamu yetkisi kullanılarak bir kişi, bir kurum veya bir çevreye özel menfaat sağlamak amacıyla yapıldıklarını internete saçılan belgeler, Meclis’te okutulmayan fezlekeler açık biçimde gösteriyor.

Mutlakiyetçi zihniyet

Bir başbakanın kamu arazileriyle bu kadar yakından ilgilenmesi, “kupon araziler”le ilgili kendisine danışılmadan hiçbir karar alınmamasını sözlü olarak emretmesi, kuvvetli bir irtikap suçu karinesi değil mi? Ama kendisine bunu anlatmaya kalksanız, size boş gözlerle bakıp, “Ne var bunda, Başbakan olarak kamu arazilerinin nasıl kullanılacağına ben karar veririm” diyeceğini de tahmin edebiliyoruz. Bunun bir yetki gaspı olduğunu, çıkar çatışması yaratacağı için, velev ki başbakan bile olsa bir şahsın karar tekelinde olamayacağını anlatmak herhalde mümkün değil. En sonunda “bu yasaksa bu yasağı yasaklarız olur biter” deme ihtimalinin çok güçlü olduğunu anlıyoruz. 

Erdoğan ve çevresinin artık bütünüyle ve en küçük detaylarına kadar gözler önüne serilen siyasal meşruiyet anlayışı, “devlet, dolayısıyla kanun biziz” diyen mutlakiyetçi rejim zihniyetini anımsatıyor. Bu mutlakiyetçi iktidar anlayışı iflah olmaz bir düşüş ve çöküş patikasına girmiş durumda. Artan saldırganlığı da bunun bir tezahürü.

Sen değilsin!

Bu çöküşü demokratik hukuk devleti yolları dışına sapmadan nihayetine erdirecek en önemli ilk fırsat önümüzdeki yerel seçimler. Bu seçimlerde AKP iktidarının anlamlı bir oy kaybına uğraması, AKP’nin iktidarda olduğu bazı büyükşehir belediyelerinde yönetimi kaybetmesi, “kanun benim!” diyen zihniyetin son dayanağı olan seçim meşruiyetini ortadan kaldıracak son derece hayırlı bir gelişme olacaktır. “Devlet ve kanun benim” diyenlere hesap sorulmasına yönelik bir referandum niteliği kazanan bu seçimlerde Türkiye toplumu da büyük bir sınav verecek. 

Bu seçimlerin Türkiye siyasal tarihine “Yeter, devlet ve kanun sen değilsin” sloganının kazandığı seçimler olarak geçmesini temenni ediyorum. 

Son an notu: Ve Twitter da kapatıldı. Cuma sabahı erkenden Twitter’a Türkiye’den giriş, TİB tarafından tamamen engellendi. Bir gün önce Başbakan bunun yapılacağını ilan etmişti. Erdoğan Twitter’ı yasaklatırken, AKP’nin seçim yasağını ihlal eden reklam filminin yasaklanmasına ise “Yasak getirdiler ama bizde çözüm bol” yanıtı veriyordu. Bu yasaklama ve işine gelmeyen yasayı uygulamama fütursuzluğu, koyu bir keyfilik rejiminin hüküm sürdüğünü gösteriyor. Türkiye’de bugün AKP ve Erdoğan iktidarı, demokrasi açısından yakın değil, güncel en büyük tehlike oldu.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim