• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -3 °C

Zekeriya Öz: "Ünlü Bir Gazeteciyi Ergenekon’a Ekle Dediler"

Zekeriya Öz: "Ünlü Bir Gazeteciyi Ergenekon’a Ekle Dediler"
Savcı Zekeriya Öz, ünlü bir gazetecinin Ergenekon davasına dahil edilmeye çalışıldığını iddia etti.

Ergenekon soruşturmasını yürüttüğü dönemde hükümete yakın cenah tarafından "süper savcı" olarak lanse edilen, nezaret ettiği 17-25 Aralık operasyonlarının ardından yargıda yaşanan görevden almalar kapsamında önce Bakırköy’e ardından da Bolu’ya düz savcı olarak atanan ve son olarak geçen yıl sonunda açığa alınan savcı Zekeriya Öz, "ünlü bir gazetecinin Ergenekon soruşturmasına eklenmesi için üst düzey baskı yapıldığını" öne sürdü.

Bugün gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak’ın sorularını yanıtlayan Zekeriya Öz, “AK Parti hükümetine muhalif olan ve eleştirel yazılar yazan ünlü bir gazetecinin, ısrarla soruşturma kapsamına alınmak istendiğini fark ettim. Delil olmadığı için her defasında bu gazeteciyi soruşturmaya dahil etmedim. Polislere sorunca çok üst düzeyden baskılar olduğunu öğrendim” ifadelerini kullandı.

Nazlı Ilıcak’ın Zekeriya Öz’le yaptığı  (27 Şubat 2015) "Zekeriya Öz: Ünlü gazeteciyi Ergenekon’a ekle dediler"  başlıklı söyleşi şöyle:

Yürütme organının müdahale girişimi oldu

Ergenekon soruşturmasında da Yürütme Organı’nın, çeşitli kademelerinde müdahale girişimleri ve bana iletilen istekler oldu ancak hiçbirisini kesinlikle yerine getirmedim. Hatta dosya, bu nedenle elimden alınmak bile istendi. Bir tanesini örnek olarak verebilirim: AK Parti hükümetine muhalif olan ve eleştirel yazılar yazan ünlü bir gazetecinin, ısrarla soruşturma kapsamına alınmak istendiğini fark ettim. Herhangi bir delil olmadığı için her defasında bu gazeteciyi soruşturmaya dâhil etmedim. Ancak bu konudaki ısrarı fark edip polislere sorunca, gazetecinin soruşturmaya dâhil edilip tutuklanması konusunda çok üst düzeyden gelen baskılar ve talimatlar olduğunu öğrendim.

Çölaşan örgütsel irtibat görülmediği için soruşturmaya dâhil edilmedi
 
İsmini vermediğiniz kişi Emin Çölaşan olabilir mi? Zira Çölaşan, “Başbakan beni dinletti” diye yazmıştı.

Şüphe üzerine dinlemeye alınmış, örgütsel bir irtibatı görülmediği için soruşturmaya dâhil edilmemiştir. Ben hiçbir kişiden ya da makamdan ne bu soruşturmada ne de başka bir soruşturmada talimat alarak hareket ettim. Bilgime ve vicdanıma göre, neyi doğru olarak gördüysem öyle davrandım. Çok kısıtlı imkânlarla yürüttüğüm bu soruşturmada, varsa hukuki hatalar onlar, kasıttan ziyade hukuki takdir hataları olabilir. Kimseyi de bilerek mağdur etmek istemedim.

Siyasi irade desteklemiyorsa yol alınmaz

O tarihte Erdoğan Ergenekon davalarını destekliyor muydu?

Hem hükümet,  hem de hükümetin başı olarak Başbakan Erdoğan destekliyordu. Bu kadar büyük bir soruşturmanın siyasi iradenin desteği olmadan yürümesi mümkün değil. Bunun en güzel örneği, 17 Aralık yolsuzluk operasyonunun nasıl engellendiği ve kapatıldığıdır. Siyasi iradenin desteklemediği böyle bir soruşturmada yol alma imkânı yoktur. Hele hele İdare’den bağımsız ve adliyeye bağlı bir adli kolluğun olmadığı ülkemizde bu mümkün değil. Kolluğa siz emir veriyorsunuz, Yürütme “Yapma” deyince verdiğiniz emir yerinegetiriliyor mu? Hayır.

Başbakan, “Ergenekon savcısıyım” dediğine göre, herhalde aranızda bir rekabet vardı!!!

Onun bu ifadesi, o zaman beni çok rahatsız etmişti. Talihsiz bir açıklamadır. O makamda olan bir kişinin kullanmaması gereken bir ifadeydi. Keşke söylenmeseydi. Ancak, bu sahiplenme tavrından dolayı, hem Erdoğan, hem de partisi, Ergenekon davasından çok istifade etti.

Hukuki kazanımlar kaybedildi

Oda TV operasyonundan (14 Şubat 2011) bir süre sonra, Ergenekon savcılığından alınıp, Başsavcı vekili yapıldınız. Sizce bu bir tenzil-i rütbe miydi? Sebebi neydi? Ahmet Şık ve Nedim Şener’in soruşturma kapsamına alınması mı bunda rol oynadı?

Oda TV davası henüz karara bağlanmayan bir dava.  Bu konuda şimdi konuşmam, yargılanan kişilerin hukuki durumlarını etkileyebilir.

Pasifeze etme taktiği

Ergenekon soruşturmasından alınarak, Başsavcı vekilliğine getirilmem son yıllarda yargıda çok sık uygulanan bir pasifize etme taktiğidir. Aynı şeyi 17/25 Aralık soruşturmasından sonra, İstanbul Başsavcısı Turan Çolakkadı’ya da yaptılar. Görünüşte daha üst ama pasif bir görev olan Bölge Adliye Mahkemeleri Başsavcılığı’na getirildiler. Henüz kurulmayan bir mahkemeye Başsavcı yaptılar. Bunun neden yapıldığını konuyu yakından takip edenler biliyor. Belki ileride daha uygun bir zaman ve zeminde bu konu üzerinde de çok konuşmak gerekecek.

Tayyip Erdoğan’ı uzun süredir tanıyor musunuz? Adının yolsuzluk iddialarına bulaşmasına şaşırdınız mı?

Kendisini bizzat tanıyorum; çeşitli ortamlarda yüz yüze görüşmelerimiz oldu ama şimdi ayrıntıları anlatmak istemiyorum. Bir hukukçu olarak, AB uyum sürecinde çıkarılan kanunlar ve gösterilen çabalar nedeniyle, tabii ki Erdoğan’a sempatim vardı. Ancak son yıllarda, ülkenin AB yolundan çıkmasına yol açacak adımlar attı; hukuki kazanımlar kaybedildi. Bunları tasvip etmem mümkün değil. Erdoğan’ın adının yolsuzluk iddialarına karışmasına kim şaşırmadı ki ben de şaşırmayayım. 17/25 Aralık süreci, aslında bazı kişileri tanıma adına benim için de çok faydalı oldu diyebilirim. Koca koca insanların, çok küçük şeyler için, koca bir ülkenin kaderini hiç düşünmeden nasıl etkilediğini görüyoruz.

Güvenlik şirketleriyle istihbarat topladılar

Demek Can Dündar, Ergenekon kitabında, 10 yıl önce bu yapıyı Memduh Ünlütürk’ten (Erol Mütercimler’den) naklen anlatmaya çalışmış. Dolayısıyla siz, birbiriyle irtibatlı görünmeyen kişilerin neden Ergenekon davasına dahil edildiğini, bu örneği de vererek izah ettiniz.

Meselâ, Hurşit Tolon, niçin Akın Birdal suikastının faili Semih Tufan Gülaltay’la defalarca görüşüyor? Bir orgeneralin, bir mafya lideriyle ne ilişkisi olabilir? Ergenekon’un sivil ayağı ayrı, asker ayağı ayrı... Meselâ aramalarda, Muzaffer Tekin’den ve Oktay Yıldırım’dan (Oktay Yıldırım, Ümraniye’deki bombalarla ilgili kişi) “Ergenekon Lobi” diye bir belge çıktı. Bu belgede, birçok hususun yanı sıra,  sivil toplum örgütlerinin tek bir çatı altında toplanması, güvenlik şirketleri kurdurulması öngörülüyordu. Veli Küçük’ün kaç tane güvenlik şirketi var! İstihbarat, zamanımızın en büyük sermayesidir. Güvenlik şirketleri vasıtasıyla, her yerden, büyük müesseselerden, sitelerden, eğlence mekânlarından haber alınabilir. Veli Küçük’te  de, “Ergenekon, Analiz ve Yeniden Yapılanma” belgesi dahil olmak üzere, 36 dokümana ulaştık. Bunların bazıları son derece gizli belgelerdi. Meselâ aralarında “Panzehir” adını taşıyan PKK ile ilgili bir kurmay yazısı mevcuttu. O yazı, Öcalan’ın 1999’da yakalanması üzerine kaleme alınmıştı. Söz konusu yazıda, PKK yönetim kadrolarının tasfiye edilerek yerlerine Türk Silâhlı Kuvvetlerinden seçilecek olan genç, donanımlı ve uygun subayların atanması öngörülüyordu. “Böylece Pentagon merkezli, AB destekli PKK terör örgütü tümüyle dış güç odaklarının kontrol ve yönetiminden andırılmış olacaktır” deniliyordu.

Her şeyin üstünde bir örgüt

Can Dündar’ın Ergenekon isimli kitabında, Erol Mütercimler’den naklen Ergenekon şöyle anlatılıyor: “Memduh Ünlütürk Paşa, kendisinin de bu Ergenekon’un içinde olduğunu söyledi ve dedi ki: ‘Ergenekon, Genelkurmay’ın da, hükümetlerin de, bürokrasinin de, her şeyin üstünde bir örgüttür. Yasayla filan kurulmamıştır. 27 Mayıs darbesinden sonra CIA, Pentagon tarafından kurdurtulmuş. Ergenekon’un içinde insanlar, buraya hizmet ederler. Ama vatana ihanet olsun diye değil. Vatanı kurtarıyoruz, vatana hizmet ediyoruz, yararımız dokunuyor düşüncesiyle bu örgüt içinde yer almışlardır. Özellikle Amerika’da kontrgerilla eğitimi görmüş olan, bu kurslardan geçen generallerin bir bölümü, geri geldiğinde bu kontrgerilla içinde yer alır.’ Sonuçta ben daha başka insanlardan araştırdığımda Ergenekon’da şunu gördüm: Bunun içinde subaylar var, Emniyetçiler var, profesörler var, gazeteciler, işadamları, hatta sıradan insanlar var.”

Ergenekon çok organize ve karmaşık bir yapı

Kısaca Ergenekon nedir?

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar şu anda temyiz aşamasında; yani henüz kesinleşmedi. Benim burada kesinleşmeyen bir davaya ilişkin yapacağım açıklamalar, sanıkların hukuki durumlarını etkileyebilir. Karar kesinleşinceye kadar ayrıntılı konuşmayı doğru bulmuyorum. Bu konular bütün teferruatıyla İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının başlangıç bölümünde var.

Çıkar amaçlı suç örgütlerini kapsıyor

Sadece şu kadar söyleyebilirim: Çok organize ve karmaşık bir yapı. Medya, sivil toplum kuruluşları, hatta çıkar amaçlı suç örgütlerini kapsıyor. Toplumun bütün ünitelerine hükmetmek ve bütün gücü kontrol etmek isteyen bir yapı Ergenekon.

Can Dündar’ın Celâl Kazdağlı ile birlikte kaleme aldığı “Ergenekon Devlet İçinde Devlet” isimli bir kitabı var. O kitap, 1990’lı yılların sonunda yazılmış. Ergenekon davası filan ortada yok. Ama, Ergenekon ismiyle kitapta yer alıyor. Tümgeneral Memduh Ünlütürk, Erol Mütercimler’e, Ergenekon adlı bir üst örgütten söz etmiş. Ünlütürk, 12 Mart döneminde işkence yapıldığı ileri sürülen Ziverbey Köşkü’nün komutanı.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim