• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -1 °C

Zileli Gözaltında Neler Yaşadığını Anlattı

Zileli Gözaltında Neler Yaşadığını Anlattı
Gazeteci-Yazar Ümit Zileli, gözaltına alınıp daha sonra serbest kalmasına ilişkin yaşadıklarını anlattı.

Korkusuz gazetesi yazarı Ümit Zileli, bugünkü yazısında gece yarısı bir telefon sesiyle uyandığını, kaldığı otele polislerin geldiğini ve kendisini polis merkezine götürdüklerini söyleyerek şunları yazdı:

“Karşımdaki karakol polisi çok nazik, çok saygılıydı…

-Ümit Bey, yakalama emri var hakkınızda, karakola kadar gelmeniz gerekiyor!

Tamam, hakkımda davalar var ama hemen tümü televizyon programı ya da köşe yazılarımla ilgili. Çoğu ertelenmiş. ‘Atladığım, gitmediğim var mı?’ diye düşündüm. Bildiğim kadarıyla yok! Kibarca sordum:

-Neyle ilgili memur bey?..

Polis memuru, ‘bilmiyorum. Uyap’ta (polis-adliye sistemi) yalnızca yakalama var, konu yok!’ deyince şaşırdım. Ben bilmiyorum, polis bilmiyor. Geriye savcı ile hakim kalıyor; onlar da bilmiyorsa durum fena!..

Tam otelden çıkıyoruz, nasıl olduysa, nereden duydularsa sevgili Gürkan Hacır yerden bitivermiş gibi beliriverdi yanımızda. Sonra anladım; ne olur ne olmaz diyerek kız arkadaşım Asya Ceyhun’a haber vermiştim, o da Gürkan’a haber vermiş. O da Erol Mütercimler’i aramış. Neyse maaile Alsancak Karakolu’nun yolunu tuttuk. Şunu söylemeliyim ki, ne karakolda ne de adliyede en ufak bir ima, kötü söz ya da tavır görmedim. Herkes gayet saygılı, nazikti…”

“BİR DE İĞNE OLDUM KENDİME GELDİM…”

Polislerin gözaltı gerekçesini bilmediklerini sadece “valla Uyap’a düştü, aldık” dediklerini aktaran Ümit Zileli, şöyle devam etti:

“Neyse o arada benim sabahın 06.00’sında attığım ‘Alsancak karakolundan herkese günaydın, gözaltındayım’ mesajı, bizimkilerin telefon ve mesajları sayesinde durumu duymayan, bilmeyen kalmadı. Avukat Celal Ülgen arayıp, İzmir Barosu’ndan sevgili arkadaşım ve avukatım Murat Ergün’ün yolda olduğunu söyledi.

Birkaç saat karakolda konuk edildikten sonra, önce hastaneye kontrole gittik. Burada hakkımda yakalama emri veren yargıca, gelip beni yakalayan polislere bir teşekkür borcum olduğunu belirtmem gerek; alındığımda çok hastaydım, öksürüyorum, burnum akıyor, halsizlikten geberiyorum; bu sayede bir de iğne oldum kendime geldim…

-Dirilmiş olarak yanımda muhafızlar, adliyenin yolunu tuttum!..”

Bayraklı Adliye’sinde yakalama gerekçesini öğrendiğini ifade eden Zileli “Yıllar önce bir televizyon programında PKK meselesi konuşulurken, terör örgütünün 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde yapılan işkenceler nedeniyle güçlendiğini anlatıp, bu durumdan o zamanki müdür, Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran’ın sorumlu olduğunu söylemiştim…

Peki nereden biliyordum?..

O işkenceleri anlatan yüzlerce tanıktan, yazılan bir yığın kitaptan, yapılan belgesellerden tabii ki!.. Üstelik bunu yazan, anlatan en az yüz elli, civarında gazeteciden!.. Ancak bu konuşmayı duyan Yıldıran’ın oğlu, ‘babasının aziz hatırasına hakaret’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuş, dava açılmış, sürmüş ancak, bizim Murat’ın o şahane Tweet’inde söylediği gibi, ‘Ümit Zileli aslında Antarktika’da yaşadığı için’ bir türlü bulunamamıştı!.. Şaka bir yana, herhangi bir televizyon ya da gazeteye bile sorulsa telefonum bulunabilirdi. Davet edilir ve tabii ki giderdim!..

Ama o zaman çok sıkıcı olurdu herhalde; böyle heyecanlı bir koşuşturmaca, sabahın körü vaziyetleri yaşanmazdı!.. Kısacası dostlar, ortada hakaret filan yoktu, bir durum tespiti vardı…”

“GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ARKADAŞLAR…”

“Peki bu hikayeyi niçin yazdım?” diyen Zileli şunları kaleme aldı:

“Tabii ki biliyorum; bu ülkede, yüzlerce yurtseverin, gece yarıları, sabaha karşı evlerinden alınıp, günlerce gözaltında tutulup, sonra tutuklanıp Silivri zindanına doldurulduğu, yıllarca yatırıldığı bir ülkede altı saat gözaltında tutulmak hiçbir şeydir!..

Yazmamın nedeni şu: aynı kara mantığın sürdürülmesi, bu bir… Bu türden hiçbir baskının, gözdağının, zorbalığın bu ülkenin adam gibi gazetecileri açısından zerre kadar kıymet-i harbiyesinin bulunmadığı gerçeği, bu da iki!..

Bir de bu vesileyle, adını bile bilmediğim, yüzünü bile görmediğim ama yüreğimde hep hissettiğim dostlarımın, o güzel insanların gönderdiği o sıcacık ve çelik gibi mesajlara teşekkür etmek!.. Güzel günler göreceğiz arkadaşlar…”

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim