• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -2 °C

ZOR BİR YAZI...

Av. Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU

"AYDINLAR BİLDİRİSİ" VE BUNUN ÜZERİNE YAŞANAN GELİŞMELER HAKKINDA

Yazı niye zor, oradan giriş yapayım. Çünkü duygusal olarak birbirimizden kopmamızın istendiği bir süreçte, bir kısmımız okumadan, ilk gördüğü cümleyi cımbızla çekip ya sövmeye ya övmeye başlıyor. Bazıları da fırsat bu fırsat deyip, başlıyor zihin karıştırıcı, algı yönetici saldırılara. O yüzden, keşke diyorum, baştan sona sükunetle okuyup, sükunetle değerlendirmeler yapsak.

Evet, kısa kısa başlıyorum düşüncelerimi yazmaya:

SADECE DEVLETE YÜKLENEN BU BİLDİRİYİ SAMİMİ BULMUYORUM

1. Hayatı boyunca bölücü terör örgütüne ve şiddeti araç kılan herkese karşı duran biri olarak; bölücü terör örgütüne tek cümle söz söylemeden ve söyletmeden, sürekli güvenlik güçleri ile devleti suçlayan hiçbir açıklamayı ciddiye almayacağımı çok önceden ilan etmiş idim.

2. Geçtiğimiz gün yayımlanan ve adına "aydınlar bildirisi" denilen bildiriyi de bu kapsamda değerlendiriyorum. Bildiriyi okuduğumda ilk tepkim, "onlar aydın ise, ben aydın değilim" idi. Bazı ilçelerimizde planlı bir kalkışma hareketi başlatan, çözüm süreci diye bilinen süreçte yolların altına mayınlar döşeyen, evlere silah ve cephane depolayan, üyelerine şehir savaşı eğitimi veren, sokaklara hendekler kazıp önüne 8-10 yaşındaki evlatlarımızı gözcü, arkaya 15 yaşındaki genç çocukları ellerinde keleşlerle koyup her gün asker ve polislerimizi şehit eden, canlarını kurtarmak için örgütün yuvalandığı mahallelerinden kaçmaya çalışan vatandaşlarımızı tehdit eden, bu çaresiz insanların boşalttıkları evlere "kamulaştırma" adıyla el koyup yerleşen, vahşi yöntemlerine karşı söz söyleyen herkesi ölümle tehdit eden ve sokak ortasında katleden bölücü örgüte tek cümle söz söylemeyip, sadece güvenlik güçleri ile devlete yüklenen bu bildiriyi samimi ve/veya gerçekçi bulmuyorum. Bunu yazanların barışa değil, daha büyük ayrışmalara ve iç savaşa bilerek ya da bilmeden hizmet ettiklerini görüyorum.

DEVLETİN MEŞRUİYETİ ZEDELENİR İSE TERÖR ÖRGÜTÜ GÜÇLENİR

3. Devletin terör örgütü karşısındaki en büyük gücü; topu tüfeği tankı değil, halkın gözündeki meşruiyetidir. Nitekim bölücü terör örgütünün hedefi, daima, toplumsal tabanını genişletmek olmuştur. Devletin meşruiyetinin halkın gözünde sorgulanmasına ve yıpranmasına sebep olan her hareket, terör örgütünü mutlu eder. Yani terör örgütü, terörle mücadelede akıllı davranılmaz ise, sürekli "kazan-kazan" durumunda olur. Silahlı terör örgütüne karşı elbette silahlı mücadele olacaktır. Ancak bu mücadele hukuk dışına çıkar ise, devletin meşruiyeti zedelenir, halkın desteği kaybedilir, terör örgütü ise güçlenir.

4. Aynı şekilde, hiçbir şekilde katılmadığım söz konusu bildiriyi şu veya bu sebeple imzalayanlar hakkında üniversiteler ve savcılıklar idari- adli soruşturmalar başlatırlar, bu kişiler devleti yönetenler tarafından hedef haline getirilir ise; gayrı ciddi bildirileri daha çok ilgi çeker, daha çok taraftar bulur. Ayrıca şiddete başvurmadan yapılan bir düşünce açıklaması soruşturma konusu haline getirildiğinde, ifade özgürlüğü kısıtlanır. Bu kısıtlamaya, bildirinin içeriğini düşünerek hoşgörüyle yaklaşmak ise, başka kısıtlamaları peş peşe getirmeye başlar. Sonuçta devletin meşruiyeti sorgulanır ve bu da yine terör örgütüne yarar.

ÖLÜM TEHDİDİ SAVURANLAR DA SORUŞTURULMALI

5. Söz konusu bildiriyi imzalayanları hedef alan ve onların "kanlarında yıkanacaklarını" söyleyerek insanın kanını donduracak tehditler savuran bir şahsın yaptığı açıklamaları ise dehşetle karşıladık. Dilerim, terörle mücadeleyi yürütürken "hiçbir devlet, topraklarında böyle bir hukuksuzluğa müsamaha edemez" diyenler, insanları öldürüp kanlarında yıkanacaklarını söyleyen birine de müsamaha etmezler. Çünkü bu tehditlerin gereğinin hukuk çerçevesinde yapılmaması, sadece devletin otoritesinin kırılmasına yarar. Bu tehdidi savuran yönünden işin büyük çelişkisi de burada zaten. Devleti savunduğunu söylerken, devleti otoriteden yoksun gibi göstermek... Demek ki bildiriyi imzalayanları soruşturmaya başlayanların, çok daha ivedilikle, insanları ölümle tehdit edenleri soruşturmaya başlaması gerekiyor.

Zor zamanlarda ÇIKIŞ YOLU, yazmadan, konuşmadan, keskinleşmeden önce; daha çok bilgi sahibi olmaktan, daha çok dinlemekten, daha çok düşünmekten geçer.

Türkiye, terörle mücadelede başarılı olacaktır.

Türkiye, bölücü terör örgütünün halk desteğinden mahrum olmasını sağlayacaktır.

Türkiye, 77 milyon vatandaşını hukuk devleti, demokrasi ve adalet paydasında kucaklaştıracaktır.

Yeter ki AKILLI VE KARARLI olalım.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim