• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 8 °C

Zühtü Arslan: "Kınayanın Kınaması da Övenin Övgüsü de AYM'yi Etkilemez"

Zühtü Arslan: "Kınayanın Kınaması da Övenin Övgüsü de AYM'yi Etkilemez"
Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan 'AYM'ye Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Konferansı'nda konuştu. Arslan konuşmasında, son günlerde aldıkları karardan dolayı eleştiri getirenlere sert cevap verdi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, 'AYM'ye Bireysel Başvuru Sisteminin Desteklenmesi Konferansı'nda konuştu. 

"ZAMANLAMA MANİDAR DEĞİL"

Arslan, konuşmasının hemen başında bu toplantının çok daha önceden planlandığını belirterek, "Zamanlama manidar değil" dedi. 

Arslan'ın bu sözleri salondakiler tarafından alkışlandı.

Zühtü Arslan, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere iktidar cenahından AYM'nin Erdem Gül ve Can Dündar ile ilgili kararına eleştiri getirenlere sert cevap verdi. 

"BİZ İŞİMİZİ YAPIYORUZ"

Arslan, "Her türlü eleştiriye saygı duyuyoruz. Ama eleştirinin ötesinde hayali diyaloglar üreterek sanki talimatla karar veriyormuşuz gibi gösteren iftiraları kınıyor reddediyorum. Verdiğimiz kararlara göre varlığımızı hatırlayanlar değişse de biz hep buradaydık ve burada olmaya da devam edeceğiz. Kınayanın kınaması da övenin övgüsü de AYM'yi etkilemez. Ne övgüler ne de yalan ve uydurma haberler yoluyla yapılan karalama faaliyetleri üyelerimizin vicdanlara ve yasalara göre hareket kararlılığını asla değiştirmeyecektir. Biz işimizi yapıyoruz." dedi. 

Zühtü Arslan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Söz gelimi adalet anlayışı hiçbir kültür ya da coğrafyanın tekelinde değildir. Avrupa siyasi ve sosyal kültürünün en temel sorunu öteki ile ontolojik ilişkisini sağlıklı bir zemine oturtup sürdürmesidir.

İnsan haklarının evrenselliği bizim gibi olanlar için değil olmayanlar için de geçerli olduğunu kabul etmeyi zorunlu kılmaktadır.

Özellikle savaş ve terör olaylarının sebep olduğu olağanüstü durumlarda ötekinin hakkını savunmada Avrupa olarak iyi bir sınav verdiğimiz söylenemez.

Kant’ın misafirperverlik hakkı bugün özellikle mülteciler için geçerlidir. Türkiye, 3 milyona yaklaşan mültecilere kapısını açarak aslında ötekinin misafirlik hakkına paha biçilmez bir katkı yapmaktadır. Buna karşılık maalesef Avrupa’da birçok ülkede bu mülteciler sınırdan girmemesi gereken adeta virüs muamelesi görmektedir.

Kıyılara sık sık çocuk cesetleri vuruyor. Bu bir akıl tutulması değil, vicdan tutulmasıdır. 

Tüm dünyada güvenlikçi anayasal değişiklikler yapılmıştır. İlginçtir, Türkiye’de 2001’den bu yana tersine bir eğilim söz konusudur. Özgürlüklerin alanını olabildiğine genişleten bir eğilim söz konusudur. Eminim ileride, siyaset bilimciler, hukukçular, tarihçiler bunu karşılaştıracaktır. 2001’de AİHM’in içtihatları ışığında, temel hak ve hürriyetlere ilişkin anayasal hükümler köklü değişikliklere uğramıştır. 2004’te anayasanın 90. maddesine bir cümle eklenerek radikal bir adım atılmıştır. Böylece insan hakları hukukunun üstünlüğü kabul edilmiştir.

Bireysel başvuruda geçen yılın oldukça verimli olduğunu söyleyebilirim. Mahkememizin 2015’te sonuçlandırdığı başvuru sayısı bir önceki yıla oranla yüzde 50 artış göstermiştir. Toplam 33 bin 521 başvurunun 15 bin 753’ü, 2015’te sonuçlandırıldı. 2015’te sonuçlandırılan dosya sayısı dikkate alındığında, gelen başvuruları karşılama potansiyelinin yüzde 77 olduğunu belirtmek isterim. 2014’te 53, 2013’te yüzde 50 olarak gerçekleşmiştir. Hedefimiz, önümüzdeki yıllarda potansiyeli yüzde yüze çıkarmaktır. Bugün itibariyle 1042 hak ihlali kararı verilmiştir. Yüzde 72,6’sı adil yargılanma hakkı, yüzde 7,4 kişi güvenliği ve hürriyetine, yüzde 3’ü ifade özgürlüğüne, 30’u sendika hakkına, 20’si kötü muamele yasağına ilişkindir. Sonuçlandırılan başvuru sayısındaki artışa bağlı olarak 2015’e ihlal kararlarının sayısında ve çeşitliliğinde artış olmuştur. 2015’te 543 hak ihlali kararı verilmiştir.

"BİREYSEL BAŞVURU, AYM'DE PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİNİN EN ÖNELİ ARACI OLMUŞTUR"

Emeği geçen tüm personele teşekkürü bir borç biliyorum. Öte yandan, bireysel başvuru AYM’de paradigma değişikliğinin en önemli aracı olmuştur. Mahkememiz hak eksenli paradigmayı benimsemiştir.

Bireysel başvurudaki başarı ve paradigma değişimi Türkiye’deki insan hakları standardının yükselmesine ciddi katkı yapmıştır.

Bireysel başvurunun yürürlüğe girmesinden sonra AİHM’e yapılan başvurular hızla düşüşe geçmiştir. 

"BİZ HEP BURADAYDIK VE BURADA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Her türlü eleştiriye saygı duyuyoruz. Ama eleştirinin ötesinde hayali diyaloglar üreterek sanki talimatla karar veriyormuşuz gibi gösteren iftiraları kınıyor reddediyorum.

Kararları doğal olarak bazıları beğeniyor, bazıları beğenmiyor. Bugün alkışlayanlar yarın lanetliyor. Bazı kişiler bir gün alkışlıyor ertesi gün kimi kararlar için de skandal diyebiliyor.

Ankara'daki varlığımızı hatırlayanlar kararlara göre değişebiliyor. Verdiğimiz kararlara göre varlığımızı hatırlayanlar değişse de biz hep buradaydık ve burada olmaya da devam edeceğiz. Kınayanın kınaması da övenin övgüsü de AYM'yi etkilemez.

Ne övgüler ne de yalan ve uydurma haberler yoluyla yapılan karalama faaliyetleri üyelerimizin vicdanlara ve yasalara göre hareket kararlılığını asla değiştirmeyecektir. Biz işimizi yapıyoruz.

Başvuranın kimliğine bakmıyoruz. Bağımsız ve tarafsız bir yargı organı olarak kimsenin yanında veya karşısında değiliz. Sadece hukuk ve adaletin yanında haksızlık ve hukuksuzluğun karşısındayız. Şiarımız herkes için hukuk ve adalettir.

Kaynak: Haber Kaynağı
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Baro Türk - Türk Hukuk Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim